Giriş
(16)

Virüs çok abartılmadı mı?

mg3929
Medya sadece ölü ya da enfekte olanın sayısını veriyor. Yabancı da öyle Türk de. Şu kadar yüzdelik bi iyileşme oranı var demiyor kimse. Bugün marketler falan talan edilmiş, bence borsa bile olması gerektiğinden çok daha berbat seviyelere geriledi (sadece bist değil tüm dünya neredeyse). Ben bir deta
Medya sadece ölü ya da enfekte olanın sayısını veriyor. Yabancı da öyle Türk de. Şu kadar yüzdelik bi iyileşme oranı var demiyor kimse. Bugün marketler falan talan edilmiş, bence borsa bile olması gerektiğinden çok daha berbat seviyelere geriledi (sadece bist değil tüm dünya neredeyse). Ben bir detayı falan mı kaçırıyorum? Sıfır alışveriş yaptım, evde yarım ekmek ve buzdolabında normalde ne varsa o kadar yiyecek var. Borsa düştükçe saldırıyorum alım yapıyorum, virüs geçtiğinde biz ne boktan şeylere kafa yormuşuz denileceğini düşünüyorum. Yanılıyor muyum ben? Eğer öyleyse neden?
0
mg3929
(11.03.20)
Acıkınca hisse senetlerini mi yiyeceksin?
0
malheiros
(11.03.20)
ben de senin gibi düşünüyorum. ekstradan da hiçbşr şey yapmadım.
0
mahone
(11.03.20)
Sen gibi düşünüyorum
Edit: bana niye tik atmadın ni? Sebebi neydi?
0
basond
(11.03.20)
salgın olduğu zaman insanlar evden çıkmayacak. kendine bir şey olmasa bile evdeki, yakını yaşlı, düşük bağışıklığı olan, virüsü atlatamayacak insanlara taşımamak için çıkmaycak.

market çalışanları, kamyon şoförleri, kasiyerler evde kalacak. bir o kadar insan evden çıkmayacak zorunda olmadıkça, evde yemek yiyecek, restoranlardaki kuryeler manyak mı salgın varken çalışsın.

salgın başladıktan sonra marketler dönmeyecek. italyada çinde vs olan bu,

başta abartmayanlar ise iş işten geçtikten sonra maske bulup bir yerden market market dolaşıyor aç kalamamak için.
0
masseter
(11.03.20)
@malheiros günlük hayatta büyük bir etkisi olacağını düşünmediğim için acıkınca her gün ne yiyorsam onu yiyeceğim. Soruda zaten bunu yaparken doğru mu düşünüyorum yoksa herkesin görüp benim kaçırdığım bir detay mı var diye soruyorum.
0
🌸mg3929
(11.03.20)
yayılma hızı şimdiye kadar rastlanan virüslerden çok yüksek. tüm dünyaya yayılmış bir virüs var sizce de ekstrem bir durum değil mi? üstelik tedavisi yok.
iyileşen hasta sayısı da paylaşılıyor sonuçta? ayrıca özellikle altı çizilmese bile genel sayıdan, ölenleri çıkarırsanız iyileşenleri* bulursunuz.
*iyileşip tekrar yakalanmayacakları ya da uzun vadede ne olacakları belli olmadıkları için de hastalığı atlatan hastaların sayısı "iyileşmiş" olarak verilmiyor olabilir.

medyanın abartması da vardır belki ama belki de ilk defa abartmaları gereken şeyleri abartıyorlar. abartmayan iran'ın durumu açık mesela :/ buna ne diyorsunuz?

kaos ve tedirginlik ortamında mantık, rasyonelite aranmaz, market yağmalamaları bununla ilgili.
peki basit bir maske üretiminde bile ihtiyacı karşılayamayan ya da bunu fırsata çeviren insanlığa ne diyeceğiz? bu tip sosyal durumlar; stokçuluk, fırsatçılık vs de kaosu besleyen şeyler aynı " yeea bişey olmaz raad olun" diye demeçler veren kafalar gibi.

eyorlamam bu kadar
sevgiler.
0
jimjim
(11.03.20)
virüs çok bulaşıcı. önlem alınmadığı takdirde nüfusun %60-70'ine bulaşabilir. hastaların %2-3'ü ölebilir. %10 kadarı yoğun bakıma ihtiyaç duyabilir. bu sayıların ne anlama geldiğinin farkında mısın? italya, iran ve çin'de olanları görmüyor musun? hastane hizmetlerinden hiçbir şekilde faydalanamadığında, karantinaya alınıp da evinden çıkamadığında hangi markete gidip de ne satın alacaksın pardon?

abi ciddi soruyorum siz şaka mısınız? kaç gündür sürekli aynı geyik, yok abartılıyor bilmem ne. milyar dolarlık organizasyonlar çatır çatır iptal ediliyor, herkes teyakkuza geçmiş durumda, bir siz mi akıllısınız? insanların %90'ı "ölürüz" diye korkmuyor zaten. başkasına bulaştırırız, ciddi sorunlar yaşarız, ortalık karışır diye korkuyor.

hiç mi haber takip etmiyorsunuz, hiç mi dünyadan haberiniz yok? türkiye de italya gibi olursa markete gidip alışveriş yapabileceğini mi sanıyorsun gerçekten?
0
der meister
(11.03.20)
Bence insanlar hükümetin bir şeyler sakladığını, güvenmediklerini ve bir süre sonra da bir anda genel sokağa çıkma yasağı, karantina ilan etme olasılığını göz önünde bulundurarak makarna falan almışlar. Mesela ben de hiçbir önlem almadım ama bakıyorum, Fahrettin Koca ilk zamanlarda acayip rahattı, havalimanlarına termal kamera konmasına gerek yok dedi, ertesi gün kamera ile yolcuları izlemeye başladık dedi falan. Şimdi yarın da sokağa çıkmayın derse, ekmek bile bir süreliğine zor bulunabilir.
0
malheiros
(11.03.20)
market talan etmeye falan tabii ki gerek yok ama tüm dünyayı etkileyen bir salgın tehlikesinde temkinli olmak, önlem almak iyidir.

ben domuz gribine yakalandım mesela, 6 aydan fazla sürdü tamamen iyileşmem. devlet hastanelerinde sıralarda bekleyecek takatim ve zamanım olmadığı için medicalparka verdiğim paranın kendi bütçeme göre haddi hesabı yok. yüksek ateş ve halsizlikten bayılıp kafa travması geçirmem ve o 6 ayda bunun içinde ayrıca tedavi görmem de bonus oldu. o dönem iş için çok sık seyahat ederken, domuz gribi salgını var diye bana temkinli ol diyen arkadaşlarıma nolcaek yaeehhh ehi ehi diye gülüyordum ben.
0
Phoebe
(11.03.20)
bir de hastalığı nispeten ŞİMDİLİK az ölümle geçiren (bak ÖLÜMLE diyorum) almanya, belçika gibi ülkelerin insana, kendine, birbirine saygısıyla ; medeniyetiyle üzgünüm ama çok sevdiğim canım ülkemin insanlarını bir tutabilir miyiz? mağara adamı gibi insanlarla aynı havayı soluyoruz, kimse kimsenin göz yaşına bakmaz.
mesela sen yakalanmasan bile virüs taşıması olası bir kişinin önlem alıp,seni beni düşüneceğini mi sanıyorsun?
hastanelerde yeterli hizmeti ve teknolojiyi alabilir misin?
hastalığın seyriyle ilgili ya da genel olarak güvenilir bilgiye ulaşabileceğini mi sanıyorsun?
üretim ve ekonomi konusunda tamamen dışa bağımlı olmamız, uzun vadede nelere sebep olabilir tahmin edebiliyor musun?
0
jimjim
(11.03.20)
Küresel bir resesyon bekleniyordu ekonomide virus süreci hızlandırdı. Bist için ayrıca yabancı çoktan gitti. Virüs bahanesi oldu. Endekste rekor rakamlar verenlere de virüs mazeret oldu. Bist ülke durumu ile uyumlu mu bakmak lazım iyice kumarhane oldu.
0
Topalordek
(11.03.20)
Bence de aşırı abartıldı. Aynı dünyaya milyara bir olasılıkla çarpacak göktaşı haberlerinde insanların "kıyamet geldi hepimiz ölcez" paniği gibi oldu. Ama bu panik süper ötesi cehaletten mi yoksa millet kendine eğlence mi arıyor aşırı sıkıcı hayatlarında tam çözemedim.

Yani risk var önlem ve tedbirler alınmalı ama bu denli abartmak komik duruma düşürüyor. GErekli önlemleri alırsın halkın paniğini dindirecek açıklamalarda buunursun somut veriler gösterip olur biter. Şimdi üstlerinde durmayacak bilimsellik (!) ile oraya buraya dezenfektan sıkmakla halkın paniği dinmiyor çünkü halk cahil. Gerçi ne kadar biliçlendirirsen bilinçlendir yine cahil. Bi 15-20 senedir cahiliz mesela aşırı şekilde. Neyse konu başka yerlere gidecek :D Ama şu anki medyaya yansıyan durumu abartı.
0
superfluid
(11.03.20)
Ben de abartıldığını düşünüyorum.

Abartıldığını düşünmek önlem alınmasın demek değil. Salgın durumunda karantina mı olacak, dezenfektan mı dağıltılacak ne yapılacaksa yapılsın tabi. Yanlış hatırlamıyorsam Tayvan'da yaptılar, tek ölümle kurtuldu adamlar. Yani durum çözümsüz falan değil, o zaman ne paniği bu? Konuyu öğren, kendini koru, otoritelere çözüm için baskı kur, yeterli.

Ama 20 yaşında adamların market yağmalaması mallık. Maskeyi "bana hastalık bulaşmasın" diye takmak mallık. Üstelik bu mallık bu ürünlere asıl ulaşması gereken kişileri engellediğinden ve/veya stokçuluğa/fiyat artışına vs. yol açtığından zararlı da.

Abartılmadığı ve panik olunmadığı durumda süreç daha rahat atlatılır. Medya 3-5 tık fazla alıcam, sosyal medya ünlüsü 5-10 takipçi kasıcam diye gazlıyor milleti, bu yaptığı kime ne zarar veriyor umrunda değil.
0
plutongezegendegilmi
(11.03.20)
Ben de cok abartildigini dusunuyorum.

Hukumet onlem alsin tabii ama orada da tum dunya onlem aliyor, dur biz de harekete gecelim mantigi var aslinda.

Evler, is yerleri ne halde kimsenin ilgilendigi yok mesela. Niye deprem, global sorun degil, kimse niye harekete gecmiyorsunuz diye ulkeyi ayiplamaz.
Bir suru insan belki yeni evde oturuyor ama curuk binalarda calisiyor.
Neden bu konuda harekete gecilmiyor mesela?

Insanlara gelince millet felaket senaryosu seviyor. Siradan, mutsuz hayatlarina heyecan geliyor galiba. Ne zannediyorlar acaba, sokaga cikma yasagi mi gelecek. Deprem sonrasi da yok her yer hastalik kapacak, yok aclik olacak vs yaziliyor.

Tamam en kotu senaryolar hep dusunulmeli ama bu bizimki baska bi sey. Felakete duyulan aclik.

Cehalet diz boyu yani.

Hicbir seyi efektif yonetmeyi bilmiyoruz turk toplumu olarak.
0
Flipsflops
(12.03.20)
gerçekten fazla abartılıyor bence, her yerde felaket tellalı gibi açıklamalar var. İtalya öldü bitti falan diyorlar ama geçenlerde öğrendim ki ölenlerin yaş ortalaması 81.5'muş. Yani virüs öldürmese 3-5 gün sonra eceliyle gideceklerdi belki. Ölenlerin çoğu da bence bu kaos ortamından etkilenip, stres yüzünden bağışıklığı iyice zayıflayanlar. İddiam odur ki insanların böyle bir vürüsün varlığından haberi olmasa, sıradan soğuk algınlığı vb. sansalar ölüm oranı en az yarıya düşerdi.
0
bobinhoo
(12.03.20)
galeyana gelmek, panik olmak başka şey. ciddiye almak başka şey.
bence abartılmadı.
italya'da dün 180 kişi ölmüş coronodan. bak bir günde. ve daha ne kadar ileri şekilde yayılacağı belli değil. günde 500 ölüme mi çıkacak düşecek mi belli değil. sizde bir etki yaratmıyor mu bu?
yaşlılardı zaten ölecekelerdi ne saçma bi bakış açısı. yaşlılıktan (coronadan önceki gibi) ölümler durdu mu sanki? bunlar üzerine eklenenler. bir diğer önemli nokta da yakalanan;enfekte olan kişilerin bir de taşıyıcı olması.
yaşlı yaşlı kendi halinde köşede ölmüyor, sana bana da bulaştırıyor.
0
rewlack
(12.03.20)
(8)

çok kararsızım

9kuyruklukedi
önümüzdeki hafta sonu için ankara'dan edirne'ye gitme planı yapmıştım arkadaşımı görmeye. çorlu'ya uçakla gidip oradan geçecektim ama koronavirüsün ülkedeki vehametine dair doğru bilgi aldığımızı sanmıyorum ve gidiş dönüş uçak yolculuğu-otobüs aktarmaları gözümü biraz korkuttu. siz olsanız gider miy
önümüzdeki hafta sonu için ankara'dan edirne'ye gitme planı yapmıştım arkadaşımı görmeye. çorlu'ya uçakla gidip oradan geçecektim ama koronavirüsün ülkedeki vehametine dair doğru bilgi aldığımızı sanmıyorum ve gidiş dönüş uçak yolculuğu-otobüs aktarmaları gözümü biraz korkuttu.

siz olsanız gider miydiniz?
0
9kuyruklukedi
(10.03.20)
gitmezdim.

ctesi 1 haftaligina izmir'e geliyorduk, kasimda planladigimiz bir haftalik tatildi, gelmekten vazgectik. bence kimse bir yere gitmese, salginin yayilma hizi oldukca azalirdi :/
0
the end of time
(10.03.20)
Hayır gitmezdim
0
sta
(10.03.20)
Arkadaşa bağlı, ölüm kalim olayi yoksa gitme
0
basond
(10.03.20)
endişeniz tam olarak nedir? virüs kapmak ise bence bu konuda yapabileceğiniz fazla bir şey yok. edirne'ye gitmeseniz bile yaşadğınız yerde muhtemelen toplu taşımayı kullanmak ve her gün yüzlerce insanla sıkış tıkış ortamlarda bulunmak durumundasınız. yok eğer başkalarına bulaştırmaktan ya da karantinaya takılıp geri dönememekten korkuyorsanız bence o açıdan haklısınız, 5-6 gün sonra ne olacağı hiç belli olmaz.
0
der meister
(10.03.20)
göçmen akını olayını düşün.

ben arkadaşlarıma sordum geçen, otogardan tut pazarkuleye kadar her yerde, her köşede, her boş alanda göçmen var. hatta geçen a101i yağmaladılar ve karağaçta belli bir yerden sonra türkleri salmıyor polis barikat kurmuş.

halk çok zor durumda, insanlar tarlalarını ekmiş gidemiyor, bahçelerine bakamıyor edemiyor her şeyin içine sıçıyolar demişti.

virüs diyorsan zaten ilk önce bu insanlardan korkman lazım. münübüste otobüste hatta uçakta bile denk gelme ihtimalin çok yüksek.
0
hem şişko hem deli
(10.03.20)
Ben yanlış mı anladım ? ülkede olmayan bir virüsten korktuğunuz için mi gitmiyorsunuz ? Haftada 3 gün uçuyorum işim gereği sıkıntı yok, ayrıca uçak neden kullanıyorsunuz daha uzun sürer uçakla, binin otobüse yapıştırın gidin hiç bişey olmaz
0
paramolacak
(10.03.20)
Bu ara tedbirli olmakta fayda var. Ben olsam gitmezdim.
0
al sana nick it
(10.03.20)
@paramolacak ama dün var dendi :D
0
🌸9kuyruklukedi
(11.03.20)
(5)

ikiyüzlü insanlar sizi de yoruyor mu ? yoksa benmi fazla takıyorum..

simsey
ikiyüzlü bir arkadaşım tabiki olay konu şu benim yanıma gelip X kızı şöyle bi daha bi yere çağırmam konuşmam vs. dedi diyen kişi ERKEK .Sonra benden hoşlandığını anladım ve ilişkimi kestim (tam olarak böyle değil buda karışık) o ise X kızının dibinde bitti filan. İnsanlar neden sözlerinin arkasında
ikiyüzlü bir arkadaşım tabiki olay konu şu benim yanıma gelip X kızı şöyle bi daha bi yere çağırmam konuşmam vs. dedi diyen kişi ERKEK .Sonra benden hoşlandığını anladım ve ilişkimi kestim (tam olarak böyle değil buda karışık) o ise X kızının dibinde bitti filan. İnsanlar neden sözlerinin arkasında duramıyor doğrucu olamıyor hep eğriler?
0
simsey
(05.03.20)
Takmamın sebebi konuştuğumuz sıralarda beni kışkırtmak için bunu yaptığını söylemesiydi.Bunda da halen başarılı oluyor.Umursamıyordum ama birden umursamaya başladım.
0
🌸simsey
(05.03.20)
adam anasının gözü ve taktik uygulamış. ben de burda bunları ifşa ederek bazısına göre hıyanet suçu işlemiş oluyorum neyse :-D

merak etmen takılman normal yani. adamın taktiği bu. kim olsa senin yerinde merak ederdi ama işte adam cibiliyetsiz :-) başka açıklaması yok.
0
windows95
(05.03.20)
Ben iki yüzlü insanla ilişkimi keserim fakat ikili ilişkilerde anlık soğuma ve yakınlaşmalar olabiliyor bunun ne olduğuna şahit olduğun için sen daha iyi bilirsin
0
alicek
(05.03.20)
Ben de bunu kadınlarda çok görüyorum. Genelde “ben kadınları sevmiyorum ya” diyen kadınlarda. evet itici
0
neysene
(05.03.20)
senin için söylemiyorum da ben belli bir yaştan sonra çevresindeki insanların kalitesizliğinden yakınan kişilerin çok tırt ve kof olduğunu düşünüyorum. yav yetişkin insanlarız hepimiz. insanlar ikiyüzlü, insanlar şöyle, insanlar böyle... e muhatap olmayıver o zaman, bitsin gitsin. benim etrafımda hiç öyle şerefsiz, pislik birisi yok mesela. varsa da ben fark etmiyorum. öyle olmadıklarını düşünüyorum çünkü. düşünsem muhatap olmazdım.
0
der meister
(05.03.20)
(8)

doğal maden suyu adıyla satılan içeceklerin zararı olur mu?

der meister
gubarmalı içecekleri çok seven biriyim. her türlü asitli içeceğin ve kimyevi maddenin hastasıyım ama takdir edersiniz ki geberip gitmemek için bunları bırakmak durumunda kaldım ve netice itibariyle maden suyu manyağı oldum. genelde 250-500ml'yi geçmiyor günlük tüketimim ama kendimi şımartmak isterse
gubarmalı içecekleri çok seven biriyim. her türlü asitli içeceğin ve kimyevi maddenin hastasıyım ama takdir edersiniz ki geberip gitmemek için bunları bırakmak durumunda kaldım ve netice itibariyle maden suyu manyağı oldum. genelde 250-500ml'yi geçmiyor günlük tüketimim ama kendimi şımartmak istersem bir litre devirdiğim oluyor. düz su da içiyorum, genel olarak tüketim yarı yarıya diyebilirim, bir litre maden suyu içiyorsam bir litre de renksiz, vasat su içiyorum.

bu durum uzun vadede sorun yaratır mı, bu içecekler güvenilir midir? işin yararında değilim, sudan ne bekliyorsam maden suyundan da onu bekliyorum, hücrelerime "ooo su, su iyidir hocam, allahıma iyidir su" dedirtse ve su ihtiyacımı karşılasa yeterli.

ama işte mineral diye içine siyanür falan karıştırıyolar vs. bu tip şeylerden çekiniyorum biraz. içiyim mi bi şey olmaz mı bu millet benimle mi, ne dersiniz?

not: aldığım şey DOĞAL MİNERALLİ MADEN SUYU. öyle limonlu soda falan değil, maden suyu.
0
der meister
(03.03.20)
yemekten hemen sonra içme ki mideyi tembelleştirmesin. böyle yazıldığını gördüm. onun dışında doğal olanları tercih ediyorsun, zaten meyvelileri de doğal ve sağlıklı değil.
0
MtKrt
(03.03.20)
duz maden suyunu gunde max. 2 sise oneriyorlar diye kalmis aklimda. ama kim oneriyor orasindan cok emin diilim. yine de her seyin cogu zarar mantigiyla yaklasirsak 1 lt biraz cok gibi sanki? duz vasat su ic sen yine :)
0
in vino veritas
(03.03.20)
yok bi şey olmaz. bi bildiğim böbrek taşı olanlara önermiyorlar o kadar.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(03.03.20)
yurt disinda bunlar gazli su (sparkling water) diye satilmiyo mu zaten? yani bizim bildigimiz su yerine bunu icen milyonlar var.

www.healthline.com

burasi dogal oldugu surece sikinti yok demis mesela. ama cok calisma yok bununla ilgili diye de eklemis.
0
ehti
(03.03.20)
@ehti, gazlı su ile maden suyu aynı şey değil diye biliyorum. ben de ukrayna'da sabah akşam gazlı su içiyordum ama yanlış hatırlamıyorsam onlar sadece karbondioksit basılmış düz su. maden sularında mineral oluyor. gazlı sularda sadece gaz var, yoksa dümdüz su.
0
🌸der meister
(03.03.20)
30 yıldır içiyorum bir bağımlılığını görmedim muhabbeti gibi olacak ama 17-18 yildir gunde 2 tane gomuyorum zararini gormedim henuz, gayet de saglikliyim. Devam.
0
twq
(03.03.20)
her marka için analizler var. analizlerde kimisi hileli hurdalı fln çıkıyor. analizleri araştırıp içeilirsiniz. kimisinin tuzu fazla ama diğer mineralleride fazla. kimisinin herşeyi düşük vb...
0
morcivert
(03.03.20)
en meşhur markanın na sodyum oranı en yüksek. Tansiyonu çıkartır çok içerseniz. Alıp birer tane hepsinin içeriğini karşılaştırın
0
gatherer
(04.03.20)
(5)

Hoffenheim Başkanı protestoları

freedonia
Adam boş adam değil, liyakatın sözlük anlamı, hakkıyla çalışarak milyarder olmuş baba parası değil. Spora da ilgisi varmış. Hoffenheim'a destek oluyor işte, sıfırdan alıp zirveye oynayan takım yapmışlar plan programla. Yaş ortalaması düşük, 30u aşmış isim alıp sansasyon yaptıklarını da hatırlamıyoru
Adam boş adam değil, liyakatın sözlük anlamı, hakkıyla çalışarak milyarder olmuş baba parası değil. Spora da ilgisi varmış. Hoffenheim'a destek oluyor işte, sıfırdan alıp zirveye oynayan takım yapmışlar plan programla. Yaş ortalaması düşük, 30u aşmış isim alıp sansasyon yaptıklarını da hatırlamıyorum. Arap, uzakdoğu sermayesi olsa gene anlarım. Olum manyak mısınız, ne istiyorsunuz adamdan, böyle birini bulduysanız öpün başınıza koyun. Olay ne tam olarak?
0
freedonia
(03.03.20)
almanya'da 50+1 kuralı var. yani kulübün en az %51'i taraftarlara ait olmak zorunda. dışarıdan yatırımcı gelip de kulübü satın alamaz, arka bahçesine çeviremez. kulüp kontrolü daima taraftarların üye olabildiği kuruldadır. çok uzun yıllar kulübü desteklemiş firmalar için bu kural esnetilebilir - örnek olarak wolfsburg (volkswagen) ve leverkusen (bayer) söz konusu. bu kulüpler çok uzun yıllardır şehirle özdeşleşmiş firmalar tarafından desteklendiği için bu kuraldan muaf tutuluyorlar.

hoffenheim için de aynı durum söz konusu ancak hopp, hoffenheim'ı tek başına yürütüyor. şirket ya da organizasyondan ziyade tek adamlık durumu söz konusu. bu yüzden leipzig ve hoffenheim'dan çoğu alman futbolsever nefret eder. niye? çünkü bu durumun alman futbolu için zararlı olduğunu, taraftar odaklı anlayışla uyuşmadığını düşünüyorlar. özetle futbolu TAMAMEN kapitalizme teslim etmek, doğup büyüdükleri şehrin takımı üzerinde hiçbir hak iddia edememek gibi durumlarla karşı karşıya kalmak istemiyorlar.

türkiye gibi kraldan çok kralcıların olduğu, taraftar denen kitlenin %90'ının başarı peşinde koştuğu ve hayatında üç kez gördüğü şehrin takımını desteklediği bir ülkede bu tarz protestolar fazla anlaşılmıyor tabii ama şahsen sonuna kadar arkasındayım ben bunların. rostock'tan tut da nürnberg'e kadar futbol seven insanların tek bir isteği var: kulüplerimiz bizim kalsın, biz bu şehirde yaşayıp bu takımları seven insanlar olarak sahip olduğumuz bu değeri sırf para uğruna başkalarına peşkeş çekmek istemiyoruz, buna mecbur bırakılmak istemiyoruz. hoffenheim ve leipzig gibi örnekler bu anlayışla zıtlaştığı için insanlar doğal olarak nefret ediyor bu kulüplerden.
0
der meister
(03.03.20)
bazen taraftarlarla klüpler uyuşmaz. önreğin göztepe şahısa satıldığında tüm taraftar karşı çıktı. karşıyaka satılacağı zaman tüm taraftar engel oldu, ancak taraftarlar şu an pişman. klüp yönetimleriyle taraftarlar uyuşmayabiliyor.

@der meister +1 çok düzgün açıklamış. hoffenheim bayer leverkusen rb leipzig gibi takımlar 50+1 kuralı ile satılan takımlar. bu tarz takımlar alman taraftar grupları tarafından sevilmediğinden tepki var.

bayern münich yönetimi neden taraftarına kızdı? Dietmar Hopp bayern münichin sponsorlarından biri de ondan. taraftar için görüş değişmez. ben de Karşıyakalıyım ancak takımımın göztepe gibi satılıp yeni futbol düzenine uymasını istemiyorum. taraftarlık amatör bir ruhtur saflıktır. göztepelilere her zaman satılmış göztepe diyeceğiz. bu da onlara ağır gelecek. taraftar bakış açışı böyle.
0
mikahakkinen
(03.03.20)
%50+1 kuralını son yıllarda delmeye çalışıp kulüplerin içine eden Hannover ve 1860 Munich örnekleri var bir de. 1860 bu yüzden dördüncü lige düştü.

Ayrıca Hoffenheim'ın düzgün yönetildiğini ve Leipzig'den farklı olarak A takıma oyuncu yetiştiren aktif bir akademisinin olduğunu kabul ediyorum ama bunu yapmak için bir para babasına gerek yok. Dışarıdan yatırımcı almadan da bunları yapan ve uzun yıllardır Bundesliga'da oynayan Mainz ve arada bir gidip gelen Freiburg gibi takımlar var.

Bir de, taraftarları asıl çileden çıkartan ırkçı ve seksist tezahüratlara ve pankartlara ses çıkarmayan futbolcuların ve yöneticilerin Hopp için oyunu durdurmaları ve taraftarlardan pankartı indirmelerini istemeleri. Bochum taraftarlarının "bir orospu çocuğu için bunları yapıp onca ayrımcılığa ses çıkarmıyorsunuz" minvalinde bir pankartı vardı.

Bütün bunlar ve Pazartesi akşamı maçları üst üste gelince bütün ülke çapında olay oldu.
0
bruce mclaren
(03.03.20)
bildigim kadariyla kendisi bayer munih'in direkt sponsoru degil, ancak sap bayer munih sponsoru, hopp da sap'nin kurucularindan biri.
0
the end of time
(03.03.20)
Kültür farkı. Bu ülkede 50 milyon cemaatçi Ertuğrul'un takımını destekledi, şampiyon yapılsın diye kırk takla attılar. Hala daha Bursa hakkıyla şampiyon oldu diyebilecek tipler var hem zeka, hem fanatiklik seviyesi bakımından. Avrupalı bakıyor ortada bir kayırma, adaletsizlik gördüğü an çat tepkisini koyuyor
0
speedy
(03.03.20)
(2)

Su sarkinin adi ne

000000
https://open.spotify.com/track/2IdZrjTUCbEJDgej5PpfEl?si=VS3uBVRbRHmXRSHf2DBVcQ
0
000000
(28.02.20)
доедешь: пиши
doedeş: pişi

böyle bakınca "ulaşacaksın: yaz" diyor google translate.
ilk sözcük ulaşmak, ikinci sözcük yazmak fiileri sanırım.

пиши yazmak/çizmek,
доедешь gitmek, bir yere varmak gibi anlamları var. Galiba şarkının adı "varınca haber ver" :)

edit: ama der meister daha iyi bilir, ona sormak lazım.
0
kobuzchu kiz
(28.02.20)
merhaba, ben ancak görebildim duyuruyu kobuzchu kız'ın mesajı üzerine, bu saatten sonra faydası olur mu bilmem ama kendisini onaylamaya geldim :) rusçada do- ön eki "kadar" anlamı verir, en kısa açıklama galiba böyle olur. örneğin "yehat" gitmek iken "doyehat" bir yere varmak, bir şeyin sınırına kadar gelmek vb. anlamlar taşır. bağlama bağlı olarak anlam değişebilir, şarkının gerisine bakmadım ama şarkının adı доедешь: пиши ve anlamı da "vardığında yaz" evet, kobuzchu kız bilmiş.
0
der meister
(03.03.20)
(4)

Bu virüsün corona olduğu nasıl anlaşılıyor ki?

ikikerekac
Belirtiye göre mi teşhis yoksa? Yani belki corona değil domuz gribi? Ya da hasta ağrım var diye yalan söylüyor belirtisi hastanın söylemlerinden tespit ediliyorsa?
Belirtiye göre mi teşhis yoksa? Yani belki corona değil domuz gribi? Ya da hasta ağrım var diye yalan söylüyor belirtisi hastanın söylemlerinden tespit ediliyorsa?
0
ikikerekac
(26.02.20)
ankara hıfzısıhhada testi yapılıyor şüpheli vakalar. semptomdan şüpheli vaka belirleniyor sadece.
0
unalub
(26.02.20)
Tamam da test yapılınca bu korona nasıl deniliyor yahu
0
🌸ikikerekac
(26.02.20)
valla tıbbın t'sinden anlamam ama mikroskopta soğan neyin incelemişliğim var. hastanın kanından ya da bi' şeyinden örnek alıp gerekli test kitleriyle bakıyolardır işte. sen ahmet'i görünce nasıl "bu ahmettir" diyosan corona virüsünün de huyu suyu, şekli şemali belli sanırım, onu görürlerse "aha corona" diyolar.
0
der meister
(26.02.20)
dunal
(26.02.20)
(25)

favori dizinizi kaç defa izlediniz?

everythingok
çok sevdiğiniz bir dizi var diyelim ve izleyip bitirdiniz. tekrar izlemek saçma ya da komik mi sizce? max kaç defa izlediniz bir diziyi?
çok sevdiğiniz bir dizi var diyelim ve izleyip bitirdiniz. tekrar izlemek saçma ya da komik mi sizce? max kaç defa izlediniz bir diziyi?
0
everythingok
(18.02.20)
Kurtlar vadisi ilk 97 bölüm.

10 kereden fazla izlemişimdir.
0
kibritsuyu
(18.02.20)
2 kere izledim. vaktim olsa 10 kere de izlerim.
0
sttc
(18.02.20)
allah affetsin, breaking bad'i baştan sona 6 kez izledim. canım sıkıldıkça arada rastgele bölümlerini açarım hala.
0
der meister
(18.02.20)
sadece breaking bad i 2. defa izledim.
0
trajikomix
(18.02.20)
avrupa yakasi

belki 6 kez bastan sonra kadar izledim. simdi yine basladim
0
allanpoe
(18.02.20)
Friends'i 5 kez izlemişimdir. Onun dışında da 2-3 kere izlediğim çok dizi var.. Yarın ne olacağını kestiremediğimiz bir dünyada, devamında ne olacağını bildiğimiz dizileri izlemenin rahatlatıcı ve kaygıyı azaltıcı etkisi var. O yüzden saçma değil, bir nevi terapi veya kaçış diyelim.
0
gmzo
(18.02.20)
Buffy the Vampire Slayer
Friends

Rahat beşer defa izlemişimdir.
0
hayirsiz
(18.02.20)
Yedi numara ve friends

3 kez.
0
biseysorcaktim
(18.02.20)
Ben yeni bir şey izlemekten sıkılıyorum. Dikkatim dağılıyor. Beğenmeyecegime dair bir o yargı ile yaklaşıyorum. Film bile senede bir izler oldum. İzlediğim şeyleri izlemeyi daha seviyorum.
0
biseysorcaktim
(18.02.20)
Rick and morty yi 3 defa izlemisimdir. Aynı diziyi izlemek çok saçma da eve gelip gidenler yüzünden sürekli su bölümü izleyelim a sen izlemedin mi hadi açalım bir bölüm daha izleyelim olayından izledim. Yanı yine açsam izlerim hep yeni bir şey yakalanıyor. Efsane dizi. Bir de it crowd vardı bir kere izledim yıllar sonra netflix e gelince bir daha izledim baştan :)
0
monkey
(18.02.20)
breaking bad’e 3. kez başlamak için gerekli cesareti arıyordum, teşekkürler. ben netflix başına geçiyorum. ;)
0
🌸everythingok
(18.02.20)
Six feet under x 2
0
brkylmz
(19.02.20)
Bişeyi tekrar izlemekten nefret ederim, 2 kere izlediğim tek dizi var o da lost. Kendimce bir ritüel geliştirdim, her 6 senede bir izleyeceğim. 16'da ikinci kez izledim, 22'de üçüncüye izliycem.
0
Bruce
(19.02.20)
Lost 3, avatar the last airbender 2. Dizi olmuyor da filmlerin 10a kadar yolu var tabi :f
0
kedili bisiler
(19.02.20)
sadece game of thrones'u ikinci tur izlemişliğim oldu. sonra da kitaplarına daldım.
0
sinek kral
(19.02.20)
breaking bad: 4-5 kere baştan sonra.
will and grace: on kere falan herhalde.
house m.d.: 2-3 kere baştan sona. arada bölüm bölüm tekrar izlediklerim de oldu.
dexter: 2 tekrar yapmışımdır.

edit:
seinfeld'i de çok izledim.
0
blatta hiberna
(19.02.20)
Seinfeld'in bircok bolumunu 2-3 kere izlemisimdir.
denk gelirsem ve cok onemli bir isim yok ise yine oturur izlerim.
0
cooperr
(19.02.20)
friends i 3 kez bitirdim.
0
reklaminiyisikotusuolmaz
(19.02.20)
Friends'i 2011'den beri bittikçe başa dönüp dönüp izlerim. Sahneleri oyuncularla aynı anda tamamlayabiliyorum artık.
How I Met Your Mother'ı iki defa izledim.
Gilmore Girls'ü iki defa izledim.
Brooklyn 99'ı iki defa izledim.
On sene önce vs izleyip sevdiğim ve favorim diyebileceğim bazı dizileri ise havası kaçmasın diye tekrar izlemedim. (Prison Break mesela)
0
sopiro
(19.02.20)
behzat c.
3 tur bitti, 4.nun ortalarinda bir yerde takildim
0
ezeriko
(19.02.20)
çok var aslında ama oz'u 5 defa izledim.

canım sıkıldıkça açar 2-3 bölüm seinfeld izlerim.
0
spirit crusher
(19.02.20)
Bazı diziler var ki biri tavsiye istese söylemem belki ama izlemesi bana inanılmaz huzur veriyor canım sıkılınca açıyorum bir bölüm. Derry Girls, Psych, Archer bunları en az 5er kez izlemişimdir.

Ben tek başıma yaşıyorum ve evde sessizliği hiç sevmiyorum o yüzden hep bir dizi podcast falan açık olur arkada, onu dinleyerek uyurum kalkınca da ilk iş tekrar açarım. Son 6 aydır My Favorite Murder dinliyorum tekrar tekrar. Kimi bölümlerin yeniden dinlenme sayısı 15'e yaklaşmıştır.
0
peki madem
(19.02.20)
it crowd x 2
futurama x 2
the office (us) x2
community x2
peep show x2
utopia x2
malcolm in the middle x3
0
givemesomesubstance
(19.02.20)
community, rick and morty, futurama, gravity falls.

kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum ama ikiden fazladır.
0
inheritance
(19.02.20)
Black Books, 3 sezon 6'şardan toplam 18 bölüm var. 20'şer dakika bölümler. En az 5er 6şar kez filan izlemişimdir.
0
battal gemalmaz
(19.02.20)
(6)

Bu karikatürdeki espiri ne?

kljgslsdkjsd
?
?
0
kljgslsdkjsd
(13.02.20)
googlede "ulan manavgat" diye arattim karsima bu cikti.

"Ulan Büyükşehir Manavgata, Manavgatta Büyükşehir belediyesine suç atıyor. Biriside çıkıp çözüm üretmiyor ! "

Bence "Ulan Manavgat" diyerek tam olarak halinin yerini söylüyor.
0
VIPCH
(13.02.20)
özel bir esprisi olduğunu zannetmiyorum, yiğit özgür'ün bazı karikatürleri sözlerin ve tepkilerin yersizliği/saçmalığı üzerine kuruludur. onun örneklerinden biri bu bence. "başka yerde bulamazsın" geyiğini tiye almış. adam "başka yerde bulamazsın diyodun, al işte manavgat'ta buldum" diyor. karşılığında da böyle saçma bir tepki alıyor. yani çok zorlarsan, "satıcının özel bir ürün sunamadığı için sinirlenmek yerine manavgat'a sinirlenmesi" üzerinden gidebilirsin ama özel bi anlamı yok yani.
0
der meister
(13.02.20)
der meister +1

yiğit özgür bu. kalıplaşmış deyimlerle dalga geçer hep. "bundan Türkiye'de başka hiçbir yerde bulamazsın" gediğini ciddiye alan müşteri gidip bulmuş ve bir de geri getirmiş. lafı gerçek zannediyor çünkü. zaten yüzüne bakarsanız aşırı saf halıyı taşıyan adam.
satıcının tepkisi de "lafı ciddi ciddi söyledim ama Manavgat'ı hesap etmedim la" tepkisi. gündelik hayatta söyleyen de, müşteri de bu lafı ciddiye almaz. ikisi de ciddiye alınca ve olayın üstüne gidip değerlendirmelerini söyleyince komik oluyor.
Manavgat da, sadece şu haliyle komik burda: "İstanbul'dan buldum" bile dememiş adam. gidip araştırmış ciddi ciddi, aklımıza gelmeyecek bir yerde bulmuş :)
0
lovemyself
(13.02.20)
"ulan gavat" ile fonetik benzerlik yakalayıp kelime oyunu yapıyor gibi geldi bana.
0
kibritsuyu
(13.02.20)
Hani küçük çocuklar süper kahramanlara, noel babay vs inanır bozmak istemezsin, ona göre cevaplar verir, tepkiler verirsin burda çocuk kadar saf bir adam gelmiş, ciddi ciddi ben buldum benzersiz dediğiniz halıyı diyor, satıcı da saflığını görünce hayallerini, kafasındaki tasavvuru yımak istemiyor "Ulan Manavgat""Nasıl oluyor ya" vs aşırı tepki vererek adamı bozmuyor, olağan üstü bir durum olmuş da bulmuşsun izlenimi veriyor.

Artı alternatif bir yorum olarak da satıcı, esnaf kurnazlığı üzerinden yorumlanabilir, saf ve cins bir müşteri gelmiş satış sonrası, bizim çakal esnaf hemen nabza göre şerbet veriyor. Abi reklamdı, slogandı, satış sırasında ağzımızdan çıkmış diye hiç geri vites yapmıyor direk zeytin yağı gibi üste çıkıp aşırı tepki veriyor "Ulan Manavgat"diye çok şaşırmış, şok olmuş gibi artı sinirlenme:) Ulan Şerefsiz Manavgat'a bak ya, bizim halının aynısı yapmışlar, nasıl olmuş bu iş ya Allah Allah, Abi bizlik bir durum yok diye devam edecek sonra :)
0
neverletyougodown
(13.02.20)
never+1 Esnafın anında kaypaklığı, hazır cevaplılığı, hedef saptırması. Müşteri çok absürt bir olay ile gelmiş, olayın saçmalığına, adamın o lafı ciddiye almasına, saflığına vs hiç takılmıyor, sonuç odaklı, pratik zekalı şark kurnazı esnaf. Anında masaya yumruk vurup, öfke, şaşırma duyguları ile karışık müşteriye suçluyu, hedefi gösteriyor: Manavgat. Adam aynısını aşağı mahallede eskici de buldum dese Ulan şerefsiz Eskici diye çıkış yapacak. Manavgatın oraya uymaması önemli değil, orda karşıdaki muhatabına anında bir hedef göstermesi, olayı kendinden saptırması
0
speedy
(14.02.20)
(13)

Kendinize yakın gördüğünüz kitap kahramanları

Alyoşa
Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar içinden psikolojik, duygusal ve kişilik özellikleri açısından kendinize en yakın gördüğünüz kahraman hangisi ve neden? Film kahramanı da söyleyebilirsiniz.Benimki hangisidir diye düşündüm ama karar veremedim, Alyoşa değil yani nicki öylesine yazmıştım. Sizinkileri m
Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar içinden psikolojik, duygusal ve kişilik özellikleri açısından kendinize en yakın gördüğünüz kahraman hangisi ve neden? Film kahramanı da söyleyebilirsiniz.
Benimki hangisidir diye düşündüm ama karar veremedim, Alyoşa değil yani nicki öylesine yazmıştım. Sizinkileri merak ettim neler çıkacak diye.
0
Alyoşa
(13.02.20)
Oblomov'a yakın hissediyorum. Oblomov deyince de pek açıklamaya gerek kalmıyor sanırım nedenini. :(
0
hold short of the runway
(13.02.20)
@hold short of the runway kitabı okumadım ama kitabın kazandırdığı oblomovluk teriminden dolayı anladım az çok nedenini :(
0
🌸Alyoşa
(13.02.20)
ya benim yakın hissettiğim değil de bir arkadaşım beni budala'daki prens mişkin'e inanılmaz benzettiğini söylüyor. kendisi tezini de o roman hakkında yazıyor hatta şu sıralar. ben maalesef çevirisini beğenmediğim için 300-400 sayfa okumama rağmen sonunu getiremedim budala'nın... düzgün bir yayınevinden alacağım, maaşı bekliyorum hehe. o kadar çok anlattı, o kadar çok söyledi ki merak ediyorum.

mişkin benim aklımda gerzeklik derecesinde saf biri olarak kalmıştı hep, umarım ben yanlış hatırlıyorumdur :(
0
der meister
(13.02.20)
@der meister mişkin melek gibi bir karakter değil miydi aşırı iyi niyetli saf biriydi, arkadaşınız güzel bir benzetme yapmış bence^^
0
🌸Alyoşa
(13.02.20)
Küçük Kadınlar'daki Jo March. İlk okuduğum anda kendimi özdeşleştirdim. 10 yaşındaydım ancak. Şimdi baktığımda biz de ailecek maddi zorluklar çekerdik. Ben de bir süreliğine ailemden uzak yaşadım ve her ne kadar benden yaşlı olmasa da bir akademisyenle evlendim ;)
0
SiyamkedisiZorro
(13.02.20)
Güzel bir soru. O kadar çok ki..

Püsküllü Deve - Latif diyeyim.
Hâlâ, bazen tüm kalbimle vitrindeki mitralyöze sahip olmak istiyorum. :)
0
ebabil curnatasi
(13.02.20)
The End of Mr Y romanındaki Ariel Manto. Entelektüel arayışları yüzünden kendini binbir belanın içinde bulması ve çok fazla sorgulamadan büyük kararlar içeren her şeye atlaması açısından...

16-17 yaşlarındayken bir erkek arkadaşım vardı. Karamazov Kardeşler'deki Alyoşa'nın ona beni hatırlattığını söylemişti. Ne kadar sağlıklı bir değerlendirmeydi bilemiyorum, kendimi hatırlamıyorum o yaşlarda nasıl bir insandım.
0
sopiro
(13.02.20)
kavgam- adolf amca.

Danke schön.
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(13.02.20)
Kızıl ve Kara - Julien Sorel

sadece Julien kadar kadın delisi değilim.
0
karahan01
(13.02.20)
Tatar çölü - giovanni drogo.
0
olutaklidi
(13.02.20)
yabancı-meursault
0
datnet
(13.02.20)
Kendimle özdeşleştirmiyorum ama Rama Serisi'ndeki Richard Wakefield gibi bir arkadaşım olsun isterdim. Bozuk bir aileden gelmenin derdini günlük hayatında fazlasıyla çeken bir karakterdi. Bütün seride bana en gerçekçi ve samimi gelen karakterdi.
0
bruce mclaren
(14.02.20)
Birçok var evet.
Ancak 30'uma vardığım şu günlerde içimde hala bir Holden Caulfield taşıyorum.
(bkz: the catcher in the rye)
0
vonkhar
(14.02.20)
(7)

Dev Kopuş Muzigi Araniyor...

brkylmz
Buyuk bir alanda, dev bir makine sov yapacak. Sozlu de olur ama varsa sozsuz, ortaligin anasini aglatacak sarki ariyorum.Telif sorunu yok. Alternatif buldugum: https://youtu.be/fh-o8Bxc3Ys
Buyuk bir alanda, dev bir makine sov yapacak. Sozlu de olur ama varsa sozsuz, ortaligin anasini aglatacak sarki ariyorum.

Telif sorunu yok.

Alternatif buldugum: youtu.be
0
brkylmz
(05.02.20)
darude - sandstorm :)
0
freebird5406_2
(05.02.20)
@freebird

Eyv. hocam super sadece biraz tek duze gidiyor.
0
🌸brkylmz
(05.02.20)
Sunu seviyorum ben, birkac cumle soz var: open.spotify.com

Ayni grubun wolfpack diye de bir sarkisi var, o da gayet kop kop
0
fakyoras
(05.02.20)
heidi'nin dedesi
(05.02.20)
youtu.be enter thy ninja! Baya iyi gider:

Die antwoord şarkılarına bir bak baby on fire da güzel :)
0
monkey
(05.02.20)
ebabil curnatasi
(05.02.20)
abime eisenfunk vereyim,

www.youtube.com
0
der meister
(05.02.20)
(9)

GTA Vice City rc helikopter görevi

ya ben lan neyse
hala anlatılıyor ama bana çok basit geliyordu. neredeyse 2-3 dakika artıyordu bitirdiğimde.öyle el becerisi yüksek, oyun manyağı bir tip değilim ha. cs'de hep sonuncu olurum, en son cup head'i 1000 küsür ölmeyle bitirdim.var mıydı takır takır yapabilen bu görevi?fon: https://www.youtube.com/watch?v=
hala anlatılıyor ama bana çok basit geliyordu. neredeyse 2-3 dakika artıyordu bitirdiğimde.

öyle el becerisi yüksek, oyun manyağı bir tip değilim ha. cs'de hep sonuncu olurum, en son cup head'i 1000 küsür ölmeyle bitirdim.

var mıydı takır takır yapabilen bu görevi?

fon: www.youtube.com
0
ya ben lan neyse
(04.02.20)
Çocukken hiç beceremezdim ancak nostalji yapmak amaçlı birkaç kez indirip yeniden oynadım ve hiç zorlanmadım. Tekniği bilince bence zor değildi. Ama mayınları bırakırken inşaat işçilerinin saldırısına uğramak çok can sıkıyordu.
0
marowak
(04.02.20)
25 yaşındayım, hala ara ara aklıma düştükçe bu bölüme kadar oynarım oyunu. buraya gelince de ağlaya zırlaya bırakır, küfrederim. ben geçemiyorum abi. ha ben gerçekten kötü bir oyuncuyum orası ayrı mesele ama olsun yani 94 doğumlu adamım, bilgisayarla büyüdüm, gta 3 oynarken kör olduydum neredeyse, öyle bu işlerden hiç anlamayan biri de değilim yani. yok, olmuyor. asla geçemiyorum. bi de gurur yaptım, o bölümün geçildiği save dosyası falan da indirmedim hiç. gta vice city en sevdiğim oyunlardan biridir, hala ara ara talatpaşa bulvarı'nda kulaklığımı takıp self control dinleyerek yürür ve yalıkent night club'ın önünden geçerken ışıltılı vice city günlerimi yad edip sessizce ağlarım ama ben o rc helikopter bölümünün ötesini göremedim bu oyunda. bence laura branigan da o şarkıyı zaten oyunu öngörerek yazmış... you take my self control diyor, yani ben seni kontrol edemiyorum helikopter kardeş, allah belanı versin.
0
der meister
(04.02.20)
Hiç geçemezdim, oyunu 2 3 kere baştan oynadım. Hep kuzenime oynatırdım o bölümü
0
kablelvuku
(04.02.20)
cuphead i nasıl bitiriyorsunuz ya. ilk bölümü bile geçemedim.
0
chavezding
(04.02.20)
Helikopter yönlendirme tuşlarını ok tuşlarına ayarlarsanız çok kolaylaşıor. Bana getir 2 dk fazlayla bitireyim sana görevi.
0
i ve been mistreated
(04.02.20)
Küçükken hiç yapamazdım. O görevi hep pas geçtim. 4 5 yıl önce kardeşimi oynarken gördüm o da benim gibi o bölümü pas geçmişti. Aldım ben yaparım diye yine geçemedim.
0
valarmurgulis
(04.02.20)
numpad ile dan diye bitirirdim.

call of gibi oyunlarda hep invert mouse oynaardim
0
vhs kaseti
(04.02.20)
görevi bitiremeyenler numpad tuşları ile manevra yapıldığından bi haber olanlar genelde.
0
nahtoderfahrung
(05.02.20)
bu görev çok basit bir görevdi. asıl mesele haiti'lileri rc uçağı ile hava bombalaması sureti ile avladığımız bölüm (bombs away) ve film stüdyosunun reklam dağıtma görevleriydi.
0
a darkness coming
(05.02.20)
(13)

Ankara'dayım ne yapayım?

işimdeyim gücümdeyim
Şu an Kızılay'dayım.Haftasonu 2 gün boş ve yalnızım.Ne yapayım sizce?
Şu an Kızılay'dayım.
Haftasonu 2 gün boş ve yalnızım.
Ne yapayım sizce?
0
işimdeyim gücümdeyim
(01.02.20)
Hasta olma gir bir yerlere. Ankara 'da bu havada hicbir şey yapılmaz.
0
luluki
(01.02.20)
Organ donörü olabilirsin.
0
ycm
(01.02.20)
Döner ye.
0
kerem555
(01.02.20)
Ankara maalesef tek başına neredeyse hiçbir şey yapılamayacak bir şehir. En azından şehrin yabancıları için.

Favori yemek mekanları falan tarzı bir liste bulup 2 gün boyunca yiyip içebilirsiniz sanırım
0
aguen
(01.02.20)
Cafe laba gidip london fog tea ic
0
nax
(01.02.20)
Hosta da susamlı ekmek arası et döner ye. Ah öğrenciliğimin bu n sahane yemeğiydi.
0
lion de la Turquie
(01.02.20)
kızılay'a yakın bir mesafede yer alan cer modern'i ziyaret edebilirsin. gitmeden internet sayfasından güncel etkinlikleri görebilirsin.
0
tekilabambam
(01.02.20)
valla abi ankara'yı çok seviyorum, türkiye'de yaşamaya devam ettiğim sürece başka bir yere taşınmayı kesinlikle istemiyorum ama inan "ankara'da ne yapılır?" sorusuna ben de hiç cevap veremiyorum. haftaya arkadaş gelecek erasmus'a, heyecanlanıyor falan, şimdiden imanım gevredi, bi' hafta sonra "bu ne biçim şehir, sen ne biçim adamsın, skim böyle memleketi bu ne lan" derse yumruk atmamak için nefes egzersizleri yapmakla uğraşıyorum.

ben param varsa sakarya'da rastgele bi yerlere girip bira mira içiyom dışarıdaysam. param yoksa da kızılay-cebeci yürüyorum. sinema düşünürsen büyülü fener'e falan bakabilirsin mesela, ilgini çeken bir şey çıkar belki.

allah yardımcın olsun ne diyim. dediğim gibi yaşamayı, yaşadığım yerin ankara olmasını seviyorum ama "nereye gideyim?" diye soran adama verilecek bir cevap yok bence ankara'da.

ha belki biz cahilizdir, belki tek başına yapabileceğin güzel aktiviteler/gidebileceğin şahane yerler vardır ama ben gerçekten bilmiyorum. ben okula, kızılay'a, kurtuluş parkı'na, arkadaş bulursam mogan'a içmeye, gençlerbirliği maçlarına gidiyorum. canım sıkılırsa cebeci'den kaptırıyorum öyle yürüyorum cebeci-kurtuluş-kızılay diye. yaşarken şikayet etmiyo insan, yaşamak kolay çünkü. pahalı değil, çok kalabalık değil, istanbul gibi boğmuyo. ama bi şey yok yani sjfjsj arkadaşın markadaşın olursa onlarla takılıyosun işte :(
0
der meister
(01.02.20)
İstanbul'a dön :DDDD
0
eazy
(01.02.20)
Anadolu Medeniyetleri Müzesine gidebilirsiniz.
0
evrim halkasi
(01.02.20)
Kızılayda şu kafede bir türk kahvesi içip müthiş bir tatlı yiyebilirsiniz. Butik ve tatlış bir yerdir.

www.zomato.com
0
E.
(01.02.20)
Anıtkabire git, müzesini gez.
Hamamönü nü gez.
Anadolu medeniyetleri müzesi, etnoğrafya müzesi,
Merakın varsa itfaiye nin oradaki bit pazarı olabilir.
Ankara Kalesi ne git gez, içinde koç müzesi var onu da gezebilirsin. Gözlemecide gözleme ye, gramofon cafe ye git.

Tunalı hilmi yi gez, bestekar ı, arjantin i, oradaki mekanları keşfet. Benim için çıtır da kokoreç ye :)

Sakarya da dolaş, mekanlarında bira iç :)

Karanfil sokaktaki pasajlara gir dolaş, cafelerinde otur

7.caddeye git,

Bunlar 2 güne sığmaz, seç beğen al.
0
ardolf rendall
(01.02.20)
Eskişehire git trenle gez gel
0
kveldulv
(02.02.20)
(1)

süper lig maçına gitmek için ne gerekli ?

kendi ekseni etrafinda donen insan
paso ligim falan yok, en son maça 10 yıl önce falan gittim. a.gücü-fb maçına gitmeye çalışacağım, direkt bilet alıp girebiliyor muyum ?
paso ligim falan yok, en son maça 10 yıl önce falan gittim. a.gücü-fb maçına gitmeye çalışacağım, direkt bilet alıp girebiliyor muyum ?
0
kendi ekseni etrafinda donen insan
(01.02.20)
giremiyorsun. passolig denen zıkkıma ihtiyacın var. bunu "ön koşul kartı" gibi düşünebilirsin. passolig yoksa süper lig ve 1. lig maçlarına giremezsin. passo varsa da da gireceğinin garantisi yok... çünkü passo'yu da takımına göre (veya takımsız) alıyorsun. diyelim ki sen fenerbahçelisin ve fenerbahçe passolig kartı aldın. ankaragücü-fenerbahçe maçını sadece deplasman tribününden izleyebilirsin, ankaragücü sana bilet satmaz. deplasman tribünleri de genelde çıkar çıkmaz biter, muhtemelen birilerine peşkeş çekiliyor. neblim diyelim ki arkadaşınla gitmek istedin, atıyorum ankaragücü "galatasaray passolig kartına bilet satmıyorum kardeşim" dedi, ankaragücü bileti alamıyorsun :)

sözün özü önce passolig alman lazım. onun da ya ankaragücü veya ankaragücü'nün izin verdiği başka bir kart olması lazım.
0
der meister
(01.02.20)
(16)

bir kadın, yakışıklı olmayan bir erkeğe aşık olabillir mi?

Transa
epey bir kızla muhabbet etme fırsatım oldu. ilişki yaşadıklarım oldu vs. - yaptığım gözlemler sonucunda; kızların önceki ilişkilerinde çok sevdigi, gerçekten hoşlandığı, etkilendiği (belki aşık olduğu erkekten daha çok etkilendiği) insanlar olmasına rağmen "aşık" olduğu kişiler genelde yakışıklı erk
epey bir kızla muhabbet etme fırsatım oldu. ilişki yaşadıklarım oldu vs. - yaptığım gözlemler sonucunda; kızların önceki ilişkilerinde çok sevdigi, gerçekten hoşlandığı, etkilendiği (belki aşık olduğu erkekten daha çok etkilendiği) insanlar olmasına rağmen "aşık" olduğu kişiler genelde yakışıklı erkekler oluyorlar. bu konuda görüşleriniz neler? ayrıca bir not daha, bu aşık oldukları kişiden bir şekilde nefret ediyorlar ve aşık olmanın iyi bir şey olmadığını da söylüyor bu insanlar. sanki kötü bir şeymiş gibi anlatıyorlar.

bana mı denk geldi böyleleri yoksa geneli böyle mi? kızların kendi güzellikleri hep ortalamanın üstündeydi bu arada.
0
Transa
(31.01.20)
Dediklerinin tamamen ön yargı olduğunu düşünüyorum, gözlem falan hikaye yani. Ha gerçekten gözlemse de kalitesiz bir ortamdasın muhtemelen, kal orada.
0
wmeh
(31.01.20)
Hayır, asla.
0
valentinov
(31.01.20)
@uğpouıuy :

erkeklerde dış görünüşün eş / partner tercihinde daha ön planda olduğu bilinen bir gerçek (kadınlara oranla) ancak demek istediğim şey bu değil.

piç erkekle alakası yok. bahsettiğim erkekler piç değil, gayet düzgün; işi gücü yerinde ya da kendi hayatını yaşayan insanlar. "badboy"'lardan bahsetmiyorum.

@wmeh : haklı olabilirsin. ancak girdiğim ortamların kalitesiz olduğunu düşünmüyorum. bu kadınlar kendilerini ifade etmekten çekinmeyen ve çoğunluğu kendi kariyerlerinde bir şekilde ilerlemişler. öyle "zengin & yakışıklı" erkeklere kendilerini yamamaya çalışan insanlar değil.

duyuruda da söylediğim gibi, aşık oldukları erkekten daha çok güvendikleri, daha çok sevdikleri, daha çok etkilendikleri vs. vs. insanlarla da ilişki yaşamışlar ama bakıyorum "aşık olduğu" erkek denildiğinde yakışıklı oluyorlar. sekmedi şuana kadar. böyle yani.
0
🌸Transa
(31.01.20)
20'e kadar yakışıklı, 20-30 arası paralı, 30'dan sonra nefes alsın yeter.
0
rldofiui
(31.01.20)
Sevmek, yakınlık duymak mümkün görünüşünü beğenmeden de; ama aşk çok farklı bir şey bana kalırsa. Bir kere aşık oldum o da şuanki erkek arkadaşıma. İlişkimizin çok öncesinde de etkileyici ve çekici buluyordum kendisini.
Beğenmediğim birisine aşk gibi büyük miktarda hayranlık içeren bir duyguyu beslemem mümkün değil.
0
fingers of fury
(31.01.20)
hayır, asla +1

yaş aralığı ile değişen tercihler farklı bir konu.

ama "aşık olmak" diyorsan yakışıklı olmayan biri için mümkün değil.
0
tabudeviren
(31.01.20)
Kime göre yakışıklı neye göre yakışıklı
0
fezagezgini
(31.01.20)
Ben yakışıklı değilim. hatta 10 üzerinden kendime 4 filan veririm.(ciddiyim)

O yüzden cevabı ilk elden duy. Olabilir.


İkili ilişkiler birçok faktöre bağlı. Kadının içinde bulunduğu durum bunların en başında geliyor.


Fakat bu aksiyom yakışıklı adamların şansının çok çok daha yüksek olduğu gerçeğini yadsımıyor, yadsıyamaz.

Zaten tüm bunların dışında; genelde de çirkin insanlar güzellerden ''arda kalan''larla hayatlarını sürdürürler. Bu sadece sosyal ilişkilerde de değil iş hayatında da böyledir. Güzellik/yakışıklılık(aynı şey) çok ilginç bir konum, malum güzellik tanrının tavsiye mektubudur güzel olan fazla çalışmaya ihtiyaç duymaz. Yoksun olan hep çalışmak zorundadır derler.


Bir de güzelliğin dışında ''ilgi budalalığı'' ''açlık'' ''müptezellik'' var. Aslında güzellerin değil de bunların aşık olması zor, çok zor.

Burada erkek için aslolan şey-aslında kadın için de öyle; özfarkındalık ve kendine güven. Altı boş bir kendine güvenden bahsetmiyorum, durumunun farkında olacaksın ve bu çerçevede geliştirebildiklerini geliştirip ''hayallerine layık'' olma yolunda ilerleyeceksin. Böyle yüklendiğinde ikili ilişkiler yan hak olarak geliyor zaten. Mesela ben tinder'ın da tr'de çalışmadığını düşünmüyorum. bir müddet de kullandım gayet aktif çalışıyor. Fotoğraflarda daha belli olan birşey bu kendine güven. bakıştan mı yoksa duruştan mı değişiyor bilmiyorum ama senin özgüvenin var mı yok mu bunu anlamak için benim uydurduğum en iyi yol fotoğraf çektirmek. Fotojeniklik değil burada kaygım. Orada bakıştan anlaşılıyor bence.


edit: 1de bunu düşünen birisinin bakmasında faydalı olan bir başka kavram da (bkz: charm)
0
mete kudur
(31.01.20)
Olur tabi niye olmasın. Çok örneği var bunun. Ama tam tersi olarak yakışıklı bir erkeğin çirkin bir kıza aşık olduğunj görmedim.
0
valarmurgulis
(31.01.20)
Olur. valar +1.
0
kedili bisiler
(31.01.20)
Etrafımdaki bütün güzel kız arkadaşlarım kelimenin tam anlamıyla çirkin adamlarla birlikteler, öyle ekşide yazıldığı gibi zengin adamlarda değil bunlar,yani olabiliyor.
Kendimden örnek vereceğim bir tane, geçen yıl almanca kursuna gidiyordum ve sınıfta asla dikkatimi çekmeyen ve gerçekten hiç çekici gelmeyen bir çocuk vardı. bir gün geldi bu yanıma oturdu. O gün tüm kurs süresi boyunca en çok güldüğüm ve eğlendiğim gün oldu. Sonuç ne diye sorarsan kursun son günüydü araya 10 günlük bir tatil girdi sonrasında da ben kursa devam etmedim. Yani bir şey olmadı fakat yine görüşseydik sanki şans verirdim.
Kadınların hoşlanma durumları erkeklerden çok daha karışık erkekler için çoğu zaman düz güzellik yetiyor, kadınlar saçma sapan bir şeyler bulup onu sevebiliyor.
Ama her zaman dış görünüş ilk intiba oluyor, insan dışını beğenmediğinin içini merak etmiyor sözü çoğu zaman geçerli.
0
kayanyıldız
(01.02.20)
Yanlis knk. Hic yakisikli olmayan dumduz adama da asik oluyorlar gayet. Erkek gibi degiller, dis gorunus birinci planda degil kızlar icin. Bana da asik olanlar oldu. Yakisikli falan da sayilmam.
0
stavro
(01.02.20)
olur ya. oluyor. tipsiz olduğumu düşünmüyorum ama yakışıklı da değilim, en fazla "eli yüzü düzgün çocuk" olurum sanırım. üstelik şu an şişkoyum. beni bile sevdiler. tipi geçtim bende başka bi şey de yok açıkçası. mızmız, anksiyete topu, yürüyen problemim resmen. çok sevildiğimi hissettiğim zamanlar oldu. ha hepsinin sonunda sktiri yedim ama olsun, hangi ilişki sonsuza kadar sürüyo ki di mi?
0
der meister
(01.02.20)
Olmazlar. İnsan kendi güzel/yakışıklı bulmadığı birine nasıl aşık olsun?

Aşık olduysa illa yakışıklı buluyordur.
0
noluyo yaa
(01.02.20)
genelde cevaplarda "hayır birlikte olanlar gördüm" - "hayır sevdiler" gibi cevaplar alıyorum.

seviyorlar, çirkinlerle de birlikte oluyorlar zaten. aşık olmak ayrı bir şey.
0
🌸Transa
(02.02.20)
şuan hayatımda sallantıda olan ilişkimdeki adam yunan heykeli gibi birşey. ama aşık değilim. kendisi bile dedi bir gün kavgamızda, ona aşık olmayan nadir bir cinsmişim.

aşık olduğum iki kişi vardı biri 175 boyunda sempatik ama yakışıklı da demezsin. diğeri odan da çirkin.

yaş 30. bir yıl öncesine kdr 175 boyundakini unutamıyordum. hayat işte bir garip.
0
mobydick
(06.02.20)
(4)

Kız arkadaşınızın yanında hiç rezil oldunuz mu?

ya ben lan neyse
burundan sümük akması olur, dayak yemek olur, saçma bir laf etmek olur... oldu mu?
burundan sümük akması olur, dayak yemek olur, saçma bir laf etmek olur... oldu mu?
0
ya ben lan neyse
(28.01.20)
oturduğum sandalye kırılmıştı, evet.
0
gadasiz
(28.01.20)
ben bu duyuruda yıllar içerisinde neler neler paylaştım, bak ona rağmen benim bile açıkça yazmaktan utanacağım kadar saçma bir şey yaşadım. aslında çok komik ama cidden paylaşmak istemiyorum, çok ağır bir travma olmuştu benim için. öyle erken boşalma falan gelmesin akla. zaten asıl komik olan şey yaşanan olay değil, sonrasındaki tavrımdı. kızın boynuna sarılıp salya sümük ağlamıştım valla. o zamanlar inanılmaz etkilemişti ama şimdi hatırladıkça gülüyorum.

onun dışında daha normal ölçülerde de "rezil" olduğum oldu. bu konuda zaten hassas biriyim, sosyal anksiyete falan çok yüksek, sakınan göze çöp batar hesabı, neyden korkuyorsam daha kötüsü başıma geliyor. ama yaş 25 oldu artık, ergen halime kıyasla azıcık daha iyiyim. neblim elimde olmayan bi' sebepten sümüğümü gördü diye benden soğuyacaksa zaten soğusun bana ne, o stresle hayat mı yaşanır.
0
der meister
(28.01.20)
ona bir şeyler satmak isteyen ufak bir çocuğa sokakta (tekin tipi olmayan) sert çıkmıştım, çocuk ıslık çalınca bir anda yaşı büyük ekip toplanmaya başlamıştı, aha dayağı yedik derken beni kolumdan tutup kaçırmıştı, bir apartmana saklandık. baya utanmıştım.
0
aziz dostum jack
(28.01.20)
Eksi 10-15 küsür derecede "2 saat sonra görüşürüz" öpücüğü vermek üzere yabıştım dudağına çok afedersin. Derken ağzım yüzüm sümük oldu. Benim miydi onun muydu bilmiyorum.
0
IncredibleMau
(28.01.20)
(10)

Suc ve ceza hangi cevirisi?

ala09
Selamlar, tekrar okumak istedim ama ara ara vay efendim bu rusca ceviriler kotudur diyen yazilara denk geliyorum eli kalem tutanlar tarafindan yapilan. Ben iletisimden mazlum beyhan cevirisini okumustum daha once. Sizin oneriniz var midir?Cok tesekkurler
Selamlar, tekrar okumak istedim ama ara ara vay efendim bu rusca ceviriler kotudur diyen yazilara denk geliyorum eli kalem tutanlar tarafindan yapilan. Ben iletisimden mazlum beyhan cevirisini okumustum daha once. Sizin oneriniz var midir?
Cok tesekkurler
0
ala09
(24.01.20)
iş bankası çevirisi çok başarılı.
0
avianthem
(24.01.20)
'Rusça çeviriler çok kötü yeea' diyen herbokologlara kulak asmayın. Bana göre de Almanca çeviriler çok kötü mesela. Ee napacaz okuyacak edebiyat eseri kalmadı böyle böyle. Tabi ki hiçbir çeviri orjinali kadar başarılı olmaz.

Ayrıca hiç düşünmeden İş Bankası derim.
0
anatomik
(24.01.20)
Birkaç güvendiğim insan Ergin Altay tavsiye etmişti, iyi ki de etmişler. Açıkçası İş Bankası çevirisini okumadım ama İletişim'i kesinlikle başarılı buldum.
0
alessea
(24.01.20)
Mazlum Bey'in cevirisi fena degil.
Mehmet Özgül'un cevirileri oldukca kotu. Onlari almayin.
0
ebabil curnatasi
(24.01.20)
Ergin Altay Rusçanın dil yapısından ileri geldiği gerekçesiyle bence akıcı bir dil kullanmıyor. Mazlum Beyhan iyidir.
0
karacigerim vur kadehlere
(24.01.20)
İletişim’den mazlum beyhan’ın diğer dostoyevski çevirilerinden biri olan budala’yı okuyorum. Çeviriyi değerlendirebilecek Rusça bilgim yok fakat ben çeviride rahatsız olacak bir şey görmedim. Fakat editör sıçmış. Yani öyle böyle değil. Ne...ne bağlacının kullanımındaki hatalar, dahi anlamındaki de’nin yanlış kullanılması vs. Tonla yanlış var. Eğer bunlara aldırış etmiyorsanız sorun yaşamazsınız. Ben sinir ola ola okumaya devam diyorum şu an.
0
levpontryagin
(24.01.20)
is bankasininkini okuyorum su anda. kitap zaten kocaman ve konu da agir bir konu. ceviri bu kadar akici olmasa mumkun degil gitmez. ben de mazlum beyhan cevirisini tavsiye ederim.
0
in vino veritas
(24.01.20)
Ben İletişim'den okumuştum, okurken hiç, Rusça bilmesem de, "ya burada bi olmamışlık var" hissi oluşmadı bende.
0
angelus
(24.01.20)
rusca ceviriler kotudur diyenlerden biri de benim. peki neden diyorum?

piyasada cok fazla uyduruk ceviri var. kitaplar ile koseyi donmek isteyen haydutlar saibeli cevirileri cok ucuza satiyorlar. insani kitap okumaktan tiksindiriyor. ogrencilere çeviri yaptiriyorlar, ceviriden ceviri yapiyorlar, saibeli isler ceviriyorlar.

o yuzden rusca ceviri okurken su kisileri okuyacaksiniz:

hasan ali ediz
nihal yalaza taluy
ergin altay
leyla soykut
mazlum beyhan

bunlarin cevirisi kötü olmaz.
0
tabudeviren
(24.01.20)
mazlum beyhan çevirisini okudum iş bankası yayınlarından, bayıldım. bizde pek çok klasiğin antin kuntin çevirisi var, anneme kaç kere dedim, "anne allah aşkına ucuz diye böyle saçmasapan şeyler alma, ben param olunca en iyilerini alıcam, onlardan başkasını okuma" diye. "yok yea abartıyosun" falan dedi. ezilenler'i okuyor şu an (yine iş bankası yayınları çevirisi, nihal yalaza taluy'un), dün "gerçekten çok fark ediyormuş oğlum, ne güzel çevirmiş kadın" dedi bana hahaha.

velhasıl tabudeviren +1 derim, konu klasikler olunca verilen bu isimlerden şaşmam. tabii diğer çevirmenlere karşı da önyargılı olmamak lazım, muhakkak kaliteli çevirmenler vardır ve olacaktır ama klasikler benim hassas noktam. klasik çevirisi çok iyi olmalı. rus bir yazarın üç sene önce yazdığı romanda kusursuz, muhteşem çeviri beklemem tamam ama klasikler özel eserler. klasikleri rezil edip de insanları klasikten, okumaktan soğutmak bence suç sayılmalı.

çeviri kalitesi anlamak için o ülkenin dilini bilmeye gerek yok bu arada, türkçeyi az çok biliyor olmak yeterli... öte yandan ben rus dili-edebiyatı öğrencisi olarak elimden geldiği ölçüde kitapların rusçalarını da okumaya, bir yandan türkçe çeviriyi takip etmeye gayret ediyorum. "üçü dışındakiler kötü" demiyorum ama mazlum beyhan, nihal yalaza taluy ve ergin altay üçlüsünü gözüm kapalı okurum. üzerlerine tanımam.

beğenmediğim isimler yok değil ama ben de bu alanın içinde sayılırım, o yüzden maalesef isim veremiyorum. yarın bi' gün yüksek lisans yahut doktora yapacak olurum, karşıma çıkar falan, neme lazım hehe.
0
der meister
(24.01.20)
(16)

Terk eden kadının mesaj atması

esoxlucius
Merhaba arkadaşlar. 3 yıl süren bir ilişkinin ardından (ilişki içinde birkaç kez ben ayrılıp barıştım) bir buçuk ay önce kız arkadaşım benden ayrıldı.Ayrılırkende yeni birileriyle görüştüğünü vs ima etmişti. Ayrılıktan bir buçuk ay sonra kısaca şöyle bir mesaj aldım:Seni sevebilmek ve sana alışabilm
Merhaba arkadaşlar. 3 yıl süren bir ilişkinin ardından (ilişki içinde birkaç kez ben ayrılıp barıştım) bir buçuk ay önce kız arkadaşım benden ayrıldı.Ayrılırkende yeni birileriyle görüştüğünü vs ima etmişti. Ayrılıktan bir buçuk ay sonra kısaca şöyle bir mesaj aldım:

Seni sevebilmek ve sana alışabilmek için çok çabalamıştım.Tam birşeyler oldu herşey yolunda derken ne kadar da hevesimiz kursağımızda kaldı.Zamanında sevmek için çabaladığın adamı bir zaman geliyo ki unutmak ve özlememek için çabalıyorsun.Nazım'ın da dediği gibi sensiz de yaşıyorum ama seninle bir başkaydı yaşamak.Bazılarına göre ''Nazım okuyorum'' demenin farklı bir anlamı vardır,sen de biliyorsundur belki.

Arkadaşlar bu kadın ne yapmaya çalışıyor sizce? Bu mesaj geri dönmek istediğini mi gösterir yoksa beni yedeklemeye çalıştığını mı?
0
esoxlucius
(19.01.20)
"taam kes" yazardım ben olsam.
0
edgenabby
(19.01.20)
cringe.

3 yıl sürmüş ilişki, "seni sevebilmek ve sana alışabilmek için çok çabalamıştım" diyor, öyle mi? başka birisi olduğunu ima ederek seni dehlemiş, sonra da her ne olduysa birden seni özlediği aklına gelmiş?

3 aylık ilişki olsa neyse diyeceğim de 3 yıl birlikte olduğun insana "seni sevebilmek ve sana alışabilmek için çok çabalamıştım" demek zaten bence doğrudan ayrılmayı gerektirecek ölçüde büyük bir hakaret ve saygısızlıktır. kusura bakma ama daha iyisi yok, boşta kalmayayım diye seninle oynamış resmen. başka bir ihtimal doğunca da muhtemelen can sıkıntısının, yeni şeyler yaşama isteğinin etkisiyle seni çarçabuk sepetlemiş. sonra bakmış ki karşı tarafta aradığını bulamıyor veya yeni bir düzen oturtmak zor geliyor, boşluğa düşer düşmez yine sana sarılmış.

nazım kısmıyla da ağır saçmalamış zaten, amirim izin ver yumruğumla öldüreyim. senden de çok özür diliyorum, sonuçta bir ilişki yaşamışsın, bunu asla sana ve ilişkinize saygısızlık etmek için söylemiyorum ama şu duyurunu okuyan birinin öfke, tiksinti ve nefret duymaması bence gerçekten zor ya.

arkana bakma derim, hiç düşünme bile. bak "ben onursuz ve gurursuz bir adamım, hayatımın sonuna kadar onun iti olurum, yeter ki yanımda dursun" desen ona da saygı duyulur ama böyle insanların gözü dışarıdadır ve "daha iyisini" buldukları an kaçarlar. böyle insanlar senin yanında durmaz, böyle insanlara sırtını dayayamazsın. "yanımda olsun da ne olursa olsun" diyemezsin, çünkü olmaz.

ulan çok gaza geldim, senin yerinde olsam "ben de seni özledim, lütfen geri dön" falan deyip bir hafta sonra "hadi sie" diye basarım tekmeyi. hani çok beğendiğin gönderiyi beğenmek, beğeniyi geri almak, sonra tekrar beğenmek gibi.
0
der meister
(19.01.20)
yeni görüştüğü kişiyle olmamış, şimdi boşta kalmış sana yem atıyor. muhtemelen kendi ilk adımı atmak istemiyor, senin atman için heveslendiriyor.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(19.01.20)
Ünlü düşünür jhony sins'in dediği gibi diye lafa girmek lazım.
Sonra akışına bırak bence.
0
neymis
(19.01.20)
engelle sürekli aynı şeyleri mi yaşıyacaksın. olmadı yaşlanacak baş lazım diyor.
0
mikahakkinen
(19.01.20)
Yeni ufuklara yelken açınca aradığını bulamamış demek ki. Aman geri dönme, yarın yine aynısını yapacaktır
0
gazozailacatmauzmani
(19.01.20)
herkes yazmış der meister+1 diyorum 3 yıl beraber olup seni sevmeye çalıştım ne demek?
0
basond
(19.01.20)
neden kadin linclenmis anlamadim. duyuruyu acan da birkac kez terk edip barismis, kadin da aynisini yapmak istemis iste.
0
xvyz
(19.01.20)
Başkanlarının genel geçer kanılarını dinleyip zamanında ilişkide yalpalamış bir kimse olarak verilen gazları umursamayıp ne hissediyorsan ona göre dönüş yapmanı öneririm ben. Eğer sende de özlem varsa, dönüştürebileceğin bir şeyler olduğunu düşünüp denemek istiyorsan, amaç ve beklenti gözetmeksizin dene. Ne kaybedeceksin ? Kaybedecek bir şeyin varsa da hiç bulaşma.
0
halen
(19.01.20)
Bu kadınların genel tavrı. Erkekler kadar duygusal işlemiyor ilişki olayları onlarda bana göre. Biraz bakınıyorlar çevrelerine senden daha iyi birini bulamazlarsa ya da umdukları kişiden karşılık göremedilerse eskiye geri dönmeye çalışıyorlar.

Benim tavsiyem de diğerleri gibi. Tekrar gel yapalım desen de patlak verir bir yerde. O yüzden hiç gerek yok. Bir kere zaten başka biriyle görüştüğünü ima edip senden ayrıldıysa ve sen bu kızı tekrar kabul edersen onun gözünde değerin tamamen düşer. Sonuç olarak da sana ezik biri olarak bakmaya başlar.
0
synthetic a priori
(19.01.20)
nazımlı kısımdan bir şey anlamadım ama "ilişki içinde birkaç kez ben ayrılıp barıştım" yazdığına göre bir kere de ondan dolayı ayrılıp barışmış oluver derim.
0
tabudeviren
(19.01.20)
Birini sevmek için çaba harcamazsın, seversin. İlgisiz, sevgisiz kalmış, seni bir yoklamak için mesaj atmış, geçiniz.
0
elikası
(20.01.20)
Diger adamdan yuz bulamadigi icin u donusu yapmis. Saf degilseniz kesinlikle karsilik vermeyin.
0
postmodern rh
(20.01.20)
"Seni sevebilmek için çabaladım" demek çok ayıp. Düpedüz hakaret. Der Meister+1
Edit: Ayıp olan ayrılıp barışmak değil, sevmeye çabalamış olmak. Ne bu yaa, lütuf mu bu şimdi?
0
SiyamkedisiZorro
(20.01.20)
organize işler'deki müslüm hıyarı misali, sevebilmek, alışabilmek, sevmek için çabalamak gibi şeyleri kullanması güzel olmamış da, çok tekrar etmesi tabii, hiç hoş olmamış.
0
onemoremile
(20.01.20)
Geri donmek istedigini, ayni zaman da senin de hastir ordan diyip yoluna devam etmen gerektigini gosterir.
0
stavro
(20.01.20)
(11)

İnsanlardaki "ya daha güzelini / yakışıklısını bulursam" düşüncesi?

avatar is back
son yıllarda çok duymaya başlıyorum bu cümleyi. adam ya da kadın cinsiyet hiç fark etmiyor bu düşünceyi çok fazla önemsiyorlar. Bazı arkadaşlarımla konuşurken bile "ya işte çok iyi bir insan, işi de iyi, çok sakin biri çok seviyorum o da beni seviyor.. ama ya daha güzelini/yakışıklısını bulursam? be
son yıllarda çok duymaya başlıyorum bu cümleyi. adam ya da kadın cinsiyet hiç fark etmiyor bu düşünceyi çok fazla önemsiyorlar. Bazı arkadaşlarımla konuşurken bile "ya işte çok iyi bir insan, işi de iyi, çok sakin biri çok seviyorum o da beni seviyor.. ama ya daha güzelini/yakışıklısını bulursam? belki bundan daha mutlu olacağım biri karşıma çıkar?" diye söylenip duruyorlar.

ciddi ciddi bu yüzden zaten hali hazırda çok güzel ilişkisi olup baltalayanlar bile var. bunun altındaki sebep nedir?

aç gözlülük mü bu yaptıkları? değer bilmemezlik mi? salaklık mı? cidden merak ettiğimden soruyorum.
0
avatar is back
(18.01.20)
davranışsal iktisatta bolca tartışılmıştı bu konu :)

başlıca sebebi artık alternatiflere erişimin çok kolay olması. sosyal medya, tinder ıvır zıvır
0
passion rules the game
(18.01.20)
efsanevi bir atasözü söylüyorum:

- gelin ata binmiş, "ya nasip" demiş.

bunu kadınlarda daha çok görüyorum. evlenme aşamasında bile.
"acaba hak ettiğimden düşük birine mi gidiyorum"
0
tabudeviren
(18.01.20)
bu konuda bir fıkra vardı. taa yıllar önce dersanede matematik hocamız anlatmıştı. şimdi google'ladım kopyalayıp yapıştıyıroum:

Kadınların gidip kendilerine erkek seçebilecekleri bir erkek mağazası açılmıştır. Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça, erkeklerin nitelikleri de yükselmektedir. Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir: Herhangi bir katın kapısından içeri giren kadın, o kattan alışveriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse, tekrar aşağı katlara inemez. Bir gün bir grup kız arkadaş, kendilerine erkek seçmek için mağazaya gider.

1. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler.' Kızlar yazılanları okur ve şöyle derler: 'Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım.'
2. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var, çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar.' Kızlar: 'Hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var?'
3. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var, çocukları severler, son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederler.' Kızlar: 'Aman Tanrım, çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da var.'
4. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Buradaki erkeklerin işleri çok iyi, çocukları çok severler, gayet yakışıklı olup, ev işlerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler.' Kızlar çığlık atmaya başlarlar: 'İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin beklediğini bir düşünün!'
Ve bir kat daha çıkarlar...
5. Katın kapısında şunlar yazmaktadır: 'Bu kat boştur ve sadece, kadınları memnun etmenin mümkün olmadığını kanıtlamak için konulmuştur.'
0
tabudeviren
(18.01.20)
Bunu söyleyen sevmiyodur, kesinlikle.
Sevilmekten hoşlanıyodur, egoisttir. Sevmesini de bilmiyodur. Uzak kalmak lazımdır.
0
zahlebinin
(18.01.20)
Sevginin ne olduğunu ne kadar değerli bir şey olduğunu bilmeyen, kavrayamayan insanlar bunlar genelde. Sevgiliyi eşya gibi görüyor. Bir yeni modeli çakmaya yakın kararsızlık yaşarsın ya, ulan acaba bekleyip azıcık üstüne para koyup en yeni modeli mi alayım dersin. Bunlar için sevgili de böyle. Maalesef bu insanların da alınlarında böyle insanlar olduğu yazmıyor.
0
levpontryagin
(18.01.20)
Bence çeşitli değişkenleri var ama ömür denen şeyi hiç düşünmedikleri ortada. Bir de maalesef saygı anlayışımız yerlerde olduğu için kadir kıymet bilme hissi de oluşmuyor. Yanlış bir düşünce tabii. Ama insanlar gençliğin verdiği toylukla böyle davranabiliyorlar. Ya da zihinlerinin olgunlaşmamasından.
0
muhayyer divan
(18.01.20)
kendi mutsuzluklarını garantiliyorlar, kendileri için çok da iyi oluyor. zeka olarak da pek parlak olmadıklarını düşünüyorum.
0
xvyz
(18.01.20)
levpontryagin +1

oha ya, bence çok güzel yazmış. o kişi onun için özel değil demek ki, değiştirebileceği, sevdiği bir oyuncak.

"eh işte bunu bulabildim. ben daha iyisini bulana kadar en iyisi bu" diyorlar herhalde.
0
ahm1
(18.01.20)
sevgiyi, birlikteliği de tüketim unsuru haline getirmiş instagramcı ve tiktokçu tiplerin düşüncesidir bu olsa olsa.

insan yeni tanışıp ilişki düşündüğü biri hakkında bunu söylese belki anlarım da güya sevdiği, ilişki içerisinde bulunduğu birine karşı böyle hesaplar yapan birinin samimiyetine ve sevgisine güvenmem şahsen. hiç sevmediğini, hiç sevilmediğini düşünürüm.
0
der meister
(18.01.20)
desdenova34
(18.01.20)
insan birini çok severse daha iyisini bulur muyum acaba diye düşünmez ki gözü ondan başkasını görmez bence bu düşünce yeterince sevmemekten kaynaklanıyor.
0
iwillsee
(20.01.20)
(8)

20-25 Yaşında Emeklilik Planı Yapmak

rahip janick
Bu coğrafyaya özgü bir durum mu yoksa başka ülkelerde de var mı?Ben batıdaki gençlerin çalışmaya başlar başlamaz "aman hemen ev alayım" gibi bir kaygı güttüklerini düşünmüyorum. Ailelerinin onlara "hadi ev kredisi çek" dediğini de düşünmüyorum. Bizde böyle bir kaygı olmasının sebebi de emekli maaşın
Bu coğrafyaya özgü bir durum mu yoksa başka ülkelerde de var mı?

Ben batıdaki gençlerin çalışmaya başlar başlamaz "aman hemen ev alayım" gibi bir kaygı güttüklerini düşünmüyorum. Ailelerinin onlara "hadi ev kredisi çek" dediğini de düşünmüyorum.

Bizde böyle bir kaygı olmasının sebebi de emekli maaşının ev kirasını, faturaları ödeyip geçinmeye yetmemesi sanırım. Okuldan mezun olur olmaz çoğu genç emekliliğe yatırım yapıyor. Genç yaşta da evlenmiş olsalar 50 yaşındaki anne-babaları gibi yaşıyorlar hayatlarını.

Uzaktan bakınca rahatsız ediyor beni. Siz ne düşünüyorsunuz?
0
rahip janick
(14.01.20)
gelecek kaygısı bizde daha somut bir realite de ondan. sistem bireylerin lehine işlemiyor.
0
zgrydn
(14.01.20)
İnsan bu yaşlarını bir daha yaşamayacak. Sürekli gelecek planlaması yaparak gençliği tedirgin ve parasız geçirmek mantıklı değil. Şahsen ben 40 sonrası emeklilik planı yapmayı düşünüyorum.
0
kanlakarisikyagmur
(14.01.20)
abd'de var aslında. gençlere herkesin tavsiyesi sigorta durumunu göz önünde bulundurmak ve emeklilik için birikim yapmak şeklinde oluyor. aptal amerikanların öcü gibi korktuğu sosyal devlet anlayışı sayesinde avrupalılar daha rahat. çok çok tuhaf durumlar olmadığı sürece gençliklerini, orta yaş dönemlerini iş sahibi ve nispeten iyi standartlara sahip insanlar olarak geçirebileceklerini, başlarına bir şey gelirse devletin destek çıkacağını biliyorlar. hal böyle olunca 60 yaş sonrasını düşünmek için pek sebep olmuyor; adam zaten kazandığı paradan %10'cuk arttırsa bile geleceğini de büyük oranda garantilemiş oluyor.

iyi yaşamak, iyi kazanmak önemli elbette ama emeklilik konusunda çekincenin olmaması için en başta sosyal devlet anlayışı lazım. vatandaşa müşteri ya da yolunacak kaz gözüyle bakmayan, "bana para vermiyorsan allah senin belanı versin" demeyen ama tabii buna karşılık vatandaşın da sistemi suistimal etmediği bir devlet anlayışı. bunun olduğu yerlerde insanların kafası rahat. parası var, biliyor. olacağını da biliyor. bir aksilik oldu da parası kalmadı diyelim, o zaman devletin kol kanat gereceğini biliyor. emeklilik kimse için kolay bir süreç değildir sanırım ama en azından 27 yaşında emeklilik tasarlayacak kadar ciddi bir durum oluşmuyor avrupalılarda.

avrupa dediğim de batı avrupa ama, belki yer yer orta avrupa. gerisinin de bizden çok farkı yok, siyasal islamcılar ülkeyi batırmasaydı türkiye atıyorum slovakya'dan, hırvatistan'dan falan bin kat daha cazip bir ülke olabilirdi.
0
der meister
(14.01.20)
net ozeti @zgrydn yapmis. gelecek kaygisi.
ustelik bizim isimiz ana babalarimizdan cok daha zor. Benim annem 42 yasinda emekli olmustu. Simdi emeklilik yasi 56. Sanki 56 yasinda biri is bulabiliyormus gibi?

birisi almanya'da da boyle falan demis. alakasi yok. Alman emeklisi, hem de cok ortalama adamlarin her yil Kemer'e gelecek ve tatil yapacak parasi var. Geliyorlar, konusuyoruz, anlatiyorlar, oradan biliyorum. Ama benim anne babamin oyle bir parasi yok.

turkiye emeklilik acisindan OECD'nin en kotusu. Bu da link: bit.ly
bos lafa degil, rakamlara bakin. Boktan bir ulkedeyiz biz.
0
ebabil curnatasi
(14.01.20)
emeklilik benim kulağıma ölüm gibi geliyor. insanlar sürekli emeklilik hayatı düşünmesi çok acayip bence. genelde esnaf serbest meslek sahibi olanlar değil de işçi memur bu hayaller peşinde gibi geliyor bana.
0
nedendir bilinmez
(14.01.20)
Almanyada benim tanidiklarim emeklilikte yuksek maas almak icin firsatlarini degerlendirmeye calisiyorlar.Isverenin matching contribution'i varsa ona uye olmak vb. Onlar icin emekli maasini yuksek tutmak onemli.Paralari Euro, dolar karsisinda deger kaybediyor son yillarda ama kimsenin umurunda degil.Is bulma dertleri yok.Her seyi zaten devlet dusunuyor onlar icin.Sosyal guvenlik haklari cok ust duzeyde
0
turkuaz
(14.01.20)
"Ben batıdaki gençlerin çalışmaya başlar başlamaz "aman hemen ev alayım" gibi bir kaygı güttüklerini düşünmüyorum." - senin karsilastiklarin oyle olmus olabilir gercekte islerligi oldugunu dusunmuyorum bu inancin. Beyaz amerikalilar kanadalilar falan 20'li yaslarinda ev sahibi olur cogunlukla. Ve birikip yapma / yatirip yapmaya baslama kulturu de Turkiye'dekinden cok daha yaygin.
0
hot potato
(16.01.20)
bu kuzey amerika'da ata sporu. ilk profesyonel isinden itibaren insanlar para biriktirmeye basliyor. altin kural 1 milyon dolar biriktirebilmek, insan omru sanirim ortalama 85 yil ustunden hesaplaniyor zira burda 90'i gormek ozellikle kadinlarda normal. neyse, mantik soyle 65 yasinda emekli oluyorsun gelirin sifirlaniyor, sana o 1 milyon dolardan ufak ufak odeme yapiyorlar ki hayatina asagi yukari ayni kalitede devam ediyorsun. senede 50-60 bin cekiyorsun oradan, tabii bir suru kurali var. detaylara gerek yok.

bizim ise zaten omur ortalamamiz dusuk, tek dedem haric yaslilarin hicbiri 80'i goremedi. dolayisiyla 70li yaslarda oluyorsak o kadar para bitiktirmemize zaten gerek yok. bir de 65'i bulunca ertesi gun uyanacagimizin garantisi yok. malesef hayati boyunca para biriktirip, emekliligimde soyle tekne alacam boyle balik tutacam tarzi hayal kurup emekli olunca birkac sene icinde tahtali koyu boylayan cok tanidigim oldu.

ben emekliligi dusunmuyorum, para biriktirdigim falan yok (zaten biriktirmek istesem de biriktiremem gelen gidiyor) bana para 30-55 arasinda lazim ki hayatin tadini cikartabiliyim. eger yurumekte zorlaniyorsam bankada 1 milyon dolarim olsa ne olur? kafasinda takiliyorum. zaten emekli olana kadar para problemini cozemediysem demek ki kismet degilmis, ben dusuk profilli bir adamim o yuzden o sekilde geberip gidecem demektir.
0
cooperr
(16.01.20)
(12)

Çapkınlık maliyeti ve evlilik

problem34
Özellikle erkekler için çapkınlık ve günü birlik ilişkilerin maliyeti yüksek oluyor değil mi ? Bu tür ilişkilerde erkek hiç bir maliyeti kadına paylaşamazken ama ciddi ilişkilerde kadınlarda ortak oluyor .Doğal olarak toplum evlenmek istiyor ..Buna rağmen neden evlilik oranları düsüyor ? Erkek için
Özellikle erkekler için çapkınlık ve günü birlik ilişkilerin maliyeti yüksek oluyor değil mi ? Bu tür ilişkilerde erkek hiç bir maliyeti kadına paylaşamazken ama ciddi ilişkilerde kadınlarda ortak oluyor .Doğal olarak toplum evlenmek istiyor ..Buna rağmen neden evlilik oranları düsüyor ? Erkek için çapkınlığın maliyeti yüksek değil mi ?

Örnek verirsek erkek haftada 1 kızla bulussa harcama 500 -600 TL
Fakat evlense bunun maliyeti baya düşüyor? Neden böyle ? Neden insanlar evlenmiyor ?
0
problem34
(13.01.20)
Çapkınlıkta para harcarken sürekli ereksiyon halindesin, evlenince girdiğin borçtan dolayı erektil disfonksiyon yaşıyorsun.
0
Hakan1980
(13.01.20)
ikisinin de kendine göre avantajları var, sadece parasal yönden bakarsan haklısın ama bazen diğer faktörler para kısmını gölgeleyebiliyor. evliliği çat diye kafana estiği zaman bitiremezsin, belli bir bedeli olur, bu bile yeterli bir sebep.
0
makinelere tapan adam
(13.01.20)
olaya hiç çapkınlık maliyeti açısından bakmamıştım. bundan sonra çapkınlık yaptığımda hesapalama yapıcam ve kendime üst sınır belirleyeceğim. evlilikle bağını henüz çözemedim. konuya çok uzağım sanırım.
0
scudman1
(13.01.20)
Ben acikliyim.

Capkinlik maliyetli evet ve evlilik degil. Ama evlilikle kiyas yaparsaniz:

100k bir dugun ortalama maliyeti.

Bununla ortalama 100 kez bulusabilirsiniz.

Buradan hareketle dusunurseniz olayin vehameti ortada. Kimse 30k bulamiyor ki askere gitmesin..
0
baldan kaymak
(13.01.20)
Evliliğin zıttı niye çapkınlık oluyor ki? Düzenli ilişkisi olup hem evlenmek istemeyen hem de duygusal ve cinsel ihtiyacını karşılayan erkekler de evliliklerin düşmesinin sebebi olabiliyor.
0
Bruce
(13.01.20)
Eğer konuyu seks sayısı birim maliyetine indiriecek kadar terbiyesizleşirsem;

Evlilikteki seks sayısı başına düşen birim fiyat bekarlıktaki seks sayısı başına düşen birim fiyattan çok fazla.
0
John Bloor
(14.01.20)
insanlar genelde "seks başına ücret"ten fazlasını düşünecek kadar kompleks canlılar çünkü.
0
der meister
(14.01.20)
john bloor efsane bir yorumla konuyu netleştirmiş :D +1

bruce +1
0
dafuq
(14.01.20)
sadece cinsel ihtiyaç gidermek için evlenen insanlar hayal kırıklığına uğrar, her iki yılda bir başkasıyla evlenmesi lazım :)
0
ravenudon
(14.01.20)
Sebebi maliyet değil, Türkiye'deki çarpık ilişki kültürü. Bizim millet Avrupalı zaten değil, Ortadoğulu olmasıyla da barışık değil; hem Avrupalılar gibi 30 yaşına kadar evlenmeyelim sevgililerimiz olsun istiyor hem evlilik dışı cinsellik geniş bir çevrede tabu. Erkekler yokluk içinde bu vermedi belki bu verir diye en leş kızın peşinde bile köpek oluyor. Sonuç: Yeryüzünün en kibirli, egoist, antipatik kız milleti. Bunları çekeceğime 31 çekerim diyen erkekler türemeye başladı.
0
rldofiui
(15.01.20)
ne maliyeti hacı.. 3 farklı şehirde 3 tane sevişme kankam var. hiçbirine gitmiyom hepsini sırayla evime çağırayırum. tek maliyet pre =D evlenene kdar sevgilin olmasın sadece sevişme kankan olsun.
0
(.)
(15.01.20)
evlenince çocuk da yapabilirsin ama. onun maliyet avantajlarını neden hesaplamıyosun. bi de evlenince kadın yemek yapıp ütünü yapıyor. bunları da maliyetten düş.
0
xvyz
(15.01.20)
(11)

büyükler için de olabilecek çocuk kitapları

tabudeviren
nelerdir?
nelerdir?
0
tabudeviren
(13.01.20)
freebird5406_2
(13.01.20)
Robert Dahl- Matilda, Charlie' nin Çikolata Fabrikası
Grimm masalları bir de.
0
Amaranta ursula
(13.01.20)
Küçük prens ve şeker portakali diyerek klasikleri kapiyim.
0
hindistan cevizi
(13.01.20)
Bitmeyecek öykü bu tanıma uyanlar arasında en sevdiğim.
0
Bruce
(13.01.20)
alice harikalar diyarında.
0
meyal
(13.01.20)
Momo?

Harry P. serisi de sayilir bence.
0
buf-e kür
(13.01.20)
momo +1, başta "yeaaa çocuk kitabı gibi okumasam mı" diye düşünüyordum. bitirdiğimde bir LİDIL BİÇ gibi ağladım ayıdan hallice yetişkin birisi olarak. niye bilmem çok fazla duygulandım ben okurken.
0
der meister
(13.01.20)
Küçük Kara balık.
Sineklerin tanrısı.
0
deer hunter
(13.01.20)
Bir Şeftali Bin Şeftali
Yerdeniz Büyücüsü
0
burka
(13.01.20)
pal sokağı çocukları
0
mesa
(13.01.20)
Martı
0
zahlebinin
(13.01.20)
(15)

bana şöyle karlı, kuzeyde geçen bir film önerir misiniz?

der meister
bu soğuk ve sıkıcı ankara akşamında izleyeyim diyorum. karlı dedim ama coğrafyanın soğuk ve filmin kasvetli olması yeterli aslında, doğa filmi istemiyorum. aksine şehirde geçse daha güzel olur. madde madde toparlayacak olursam,* avrupa ya da rusya'da çekilmiş/geçen,* kış mevsiminde, serin-soğuk-karl
bu soğuk ve sıkıcı ankara akşamında izleyeyim diyorum. karlı dedim ama coğrafyanın soğuk ve filmin kasvetli olması yeterli aslında, doğa filmi istemiyorum. aksine şehirde geçse daha güzel olur. madde madde toparlayacak olursam,

* avrupa ya da rusya'da çekilmiş/geçen,
* kış mevsiminde, serin-soğuk-karlı olduğu belli olan bir memlekette geçen,
* mümkünse son 20 yıl içinde çekilmiş,
* ağırlıklı olarak dağda bayırda değil de şehirde geçen,
* hüzünlü, duygusal, yer yer sayko yönü olan

bir film arıyorum. "bunlar ne biçim kriterler hayvan oğlu hayvan" derseniz kraftidioten, jagten, ondskan, klass, plemya'nın yanı sıra andrey zvyagintsev'in tüm filmlerini bu kategoride değerlendirebilirim sanırım, bunlardan birini dahi izlediyseniz ve "aha aynı onun gibi, çok severim" dediğiniz film varsa paylaşın lütfen.
0
der meister
(12.01.20)
The Grey
0
lisw
(12.01.20)
the grey bildiğim kadarıyla avrupa ya da rusya'da geçmiyor.
0
🌸der meister
(12.01.20)
Ama şehir olayı yok greyde. Full orman.

Netflixte hold the dark var. Azıcık kasabalı ama film genel olarak süper kötü yani.
0
lisw
(12.01.20)
Hmm nerede geçtiğini tam olarak bilmiyorum galiba demek ki. Özür dilerim.
0
lisw
(12.01.20)
force majeure
0
brkylmz
(12.01.20)
The Snowman
0
heritage
(12.01.20)
Force majeure demeye geldim soylenmis, Kosmos diyorum, Rusya'da degil ama rus etkisi olan Kars'da geçiyor, biraz dag bayir var yalniz...
0
(12.01.20)
the shipping news. bir kısmı amerika’da geçmekle birlikte büyük bölümü kuzey avrupa’da geçiyordu sanırım. karlı sahneleri bol.
0
miranda
(12.01.20)
Kosmos, Reha Erdem.

-Kis mevsimi, Kars (yeterince Rus esintili bir sehir?), son 20 yil, sayko yon. Cok severim dedigim bir film degil ama.
0
buf-e kür
(12.01.20)
stalker
0
esraiesra
(12.01.20)
Şehir değil ama Leviathan
In order of disapperence
0
kaset
(12.01.20)
Dizi olur ise: Ófærð / Trapped
İzlanda'da geçiyor.
www.imdb.com
0
yanginmerdiveni
(12.01.20)
funny games'i izlemişsindir illa ki de, '97 versiyonu; evde geçiyor olması dışında bütün beklentileri karşılıyor sanki.

da bilmiyorum, prog. rock grubu isteyene pink floyd önermek gibi bir şey yaptığımı hissediyorum.
0
bilinmez bir yazar
(12.01.20)
Son 20 yıl demişsin ama yine de yazayım dedim.

Fargo

Dr. Jivago

Groundhog Day

On Dangerous Ground

The Shining

Marketa Lazarová

My Winnipeg
0
old possum
(12.01.20)
film neymiş, the long dark oyna üşümek neymiş gör.
0
ya ben lan neyse
(12.01.20)
(5)

iddaa sorusu

alvarez
handikap olayını tam çözemedim. şu görseldeki oranları açıklayacak birileri var mı?bilale anlatır gibi lütfen.https://i.hizliresim.com/kMNzRq.png
handikap olayını tam çözemedim. şu görseldeki oranları açıklayacak birileri var mı?

bilale anlatır gibi lütfen.


i.hizliresim.com
0
alvarez
(12.01.20)
Parantez içindeki sayılar teorik olarak hangi takımın kaç sayı ile önde başladığını gösteriyor. Örneğin 0-21,5 handikaplı maç gerçek skor olarak 100-80 biterse deplasman takımı iddaada kzanmış sayılır. Maçın 1 bitmesi için ev sahibi takım en az 22 sayı farklı kazanmalı.
0
himmet dayi
(12.01.20)
hms 1 i seçersem 21.5 üstü hms 2 yi seçersem 21.5 altı farkmı oluyor yani?
0
🌸alvarez
(12.01.20)
abi en üstteki sütuna göre maça deplasman takımı 21.5 sayı önde başlamış sayılıyor. sen bahsini buna göre yapacaksın, öyle hesap et. alt-üst diye düşünme. HMS 1 oynadıysan, bahsinin tutması için ev sahibinin en az 22 sayı farkla kazanması lazım (çünkü deplasman takımının 21.5 sayı avantajı vardı). HMS 2 oynadıysan, deplasman takımının 22 sayı fark yememesi lazım; çünkü maça zaten 21.5 sayı önde başlamışlardı, 22'den daha az fark yedikleri veya kazandıkları sürece kazanmış sayılıyorlar.

bir alttaki sütunun oranları da deplasman takımının 22.5 sayı önde başladığı senaryoya göre verilmiş. onun altındaki de 23.5 sayıya göre verilmiş. bu şekilde gidiyor. bu maçta handikap deplasman takımına verilmiş, yani handikaplı seçeneklerde deplasman takımı önde başlamış sayılıyor.

yani en üstteki sütun için durum şöyle,

HMS 1 oynarsan bahsinin tutması için ev sahibinin en az 22 sayı farkla kazanması gerekir.
HMS 2 oynarsan bahsinin tutması için deplasman takımının 21 sayıdan fazla fark yememesi gerekir.

iddaa'yı yöneten adamlar 10000 IQ'ya sahip olduğu için saçmasapan oranlar vermişler, sanırım o yüzden kafan karıştı. daha fazla farkla kazanmasına verilen oran daha düşük çünkü jsfjsj saçmalık.
0
der meister
(12.01.20)
@dermeister bilgi için teşekkürler.

ama yine benim dediğime çıkmıyor mu?

yani ben hms 1' seçtiğimde yazan rakam neyse o sayının üstünde farkla yenmesi ve hms 2'yi seçtiğimde yazan sayıdan daha az farkla yenmesi gerekmiyor mu?
0
🌸alvarez
(12.01.20)
ben ilk okuduğumda başka türlü anlamıştım yazdığını ama bu sefer doğru anladıysam evet, aynen dediğin şekilde oluyor. maça handikapsız başlayan takım kazanmak için o sayı farkını aşmalı, maça handikaplı başlayan takım ise kazanmak için o sayı farkının altında kalmalı.

çok kafan karışırsa direkt düz mantıkla parçaları yerine koy. diyelim valencia-malaga maçı var. HMS 1-2 oranları var, parantez içine de (0:7,5) yazmışlar. bu şu demek: maç valencia 0-7.5 malaga skoruyla başlıyor. bahsini ona göre al. eh haliyle HMS 1 dediysen valencia'nın kazanması için 8 fark atması lazım, HMS 2 dediysen malaga'nın kazanması için maksimum 7 sayı fark yemiş olması ya da kazanması lazım. olay bundan ibaret.

birbirine yakın güçteki takımların maçlarında iki tarafa da handikap açılabiliyor, ona dikkat etmek lazım ama.
0
der meister
(12.01.20)
(3)

romanlar hakkında spoiler yemeden bi' şeyler okuyabileceğim site

der meister
var mıdır? öncdesinde, bir nevi ön hazırlık gibi. bu romanda yazar şunu şunu anlatmıştır, şu dönemde geçmektedir, şu açıdan kıymetli bir eserdir tarzı bilgiler olsun. spoiler vermesin, hikayeyi fazla anlatmasın. kitaba ne okuyacağımı, nasıl okumam gerektiğini bilerek başlayayım yani, derdim biraz o.
var mıdır? öncdesinde, bir nevi ön hazırlık gibi. bu romanda yazar şunu şunu anlatmıştır, şu dönemde geçmektedir, şu açıdan kıymetli bir eserdir tarzı bilgiler olsun. spoiler vermesin, hikayeyi fazla anlatmasın. kitaba ne okuyacağımı, nasıl okumam gerektiğini bilerek başlayayım yani, derdim biraz o.

bu amaca yönelik bir site, katalog vs. var mı? goodreads'teki yorumlar uygun olur mu örneğin?
0
der meister
(11.01.20)
Goodreads'de yorumlarda spoiler kısımları gizlenebiliyor ama yorum yazanın uğraşıp yapması lazım. Fantastik ve bilimkurgu için Kayıp Rıhtım'ın incelemeleri var, spoiler varsa belirtiyorlar o kısımları. Benim blog var azıcık?
Edit: Yok valla ben klasik incelemiyorum, bilimkurgu klasiği var birkaç tane.
0
kobuzchu kiz
(11.01.20)
senin blog da olur kobuzchu kız ama bana böyle x romanını arattığımda onun hakkındaki değerlendirmeleri çıkaracak bir platform lazım. "aratınca çıkmaz ama biz de az klasik incelemedik" dersen ne ala :)
0
🌸der meister
(11.01.20)
İsteğinizi ne kadar karşılar bilemem ama 1000kitap var. İncelemeler ve alıntılar bulunuyor genel olarak.
0
rusalka
(11.01.20)
(2)

Aynı anda iki dil öğrenme?

bbhkeydefe
Duolingo'da iki dil birden çalışmayı düşünüyorum. merak ettiğim şu: aynı anda iki dili birden öğrenmeye çalışmak öğrenmeyi zorlaştırır mı? Günlük hayatında birden fazla dil kullanan insanlar için bir dildeki kelimeyi ve gramatik yapıyı başka bir dildekiyle karıştırmak çok olağan elbette ancak uzun v
Duolingo'da iki dil birden çalışmayı düşünüyorum. merak ettiğim şu: aynı anda iki dili birden öğrenmeye çalışmak öğrenmeyi zorlaştırır mı? Günlük hayatında birden fazla dil kullanan insanlar için bir dildeki kelimeyi ve gramatik yapıyı başka bir dildekiyle karıştırmak çok olağan elbette ancak uzun vadede öğrenmeye etkisi nasıl oluyor onu bilemiyorum. bireysel deneyimi olan varsa ve paylaşırsa sevinirim. bu konuda yapılan çalışma falan varsa onları da paylaşabilirsiniz.
0
bbhkeydefe
(09.01.20)
gramer altyapisi ve calismasi olmadan duolingo denen luzumsuz sitede sadece kendinizi oyalarsiniz, dil ogrenmezsiniz. o yuzden duolingo'da isterseniz 9 dil ogrenin, fark etmez.
0
der meister
(09.01.20)
Bence de hicbir faydasi olmaz. Duolingo'nun yetersiz olmasini gectim, bir tek dili bile duzgun ogrenmek senelerce konsantre ve duzenli calisma gerektiriyor. Iki tanesini ayni anda ogrenme ihtimalin sifira yakin.
0
hot potato
(15.01.20)
(8)

Geçen hayatınızı "yaşadım" kabul ediyor musunuz?

outis2
yoksa yaşamak bu değil diyenlerden misiniz?sizin için yaşamanın ölçütü ne?nefes almak mı? istediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mı?2-3 haftalık yurtdışı tatili için yıl boyunca çalışıp para biriktirmek mi?
yoksa yaşamak bu değil diyenlerden misiniz?
sizin için yaşamanın ölçütü ne?
nefes almak mı? istediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mı?
2-3 haftalık yurtdışı tatili için yıl boyunca çalışıp para biriktirmek mi?
0
outis2
(09.01.20)
Diyorum, elime geçen fırsatı bunu diyebilmek için kullanıyorum. Beni mutlu eden ufak tefek şeyleri yapabiliyor olmak, bunlara zaman ayırabilmek bile yeterli benim için.
0
Bruce
(09.01.20)
benim için yaşamanın ölçütü değişmek. seneler sonra hala aynı kişi olursam, hiçbir şey yaşamamış, hiçbir fikrimi test etmemiş, korkularımı aşmaya çalışmamışsam, bir hikayem yoksa yaşamıyorum demektir. bu göreceli olarak kontrol edebildiğim bir şey.
frekansların tuttuğu insanlarla karşılaşmak ve hayatın öyle anlamlanması var bir de. böyle insanlar varsa hayatımızda yine yaşıyoruz demektir ama bu 'başarılacak' bir şey değil bence, zorla olmaz. o yüzden ilk kısım asıl önemli.

başka bir deyişle önce kendinde sonra da etrafında gördüğü problemlere yararlı çözüm arayışındaysa bir insan yaşıyor demektir. bu da aynen bir organizmanın etrafına adapte olması ve tepkiler vermesi gibi somut bir ölçüt.
0
curious mind
(09.01.20)
Yaşamayi manevi olgunluğa ulaşmak, tekamülde ilerlemek olarak görüyorum. Ote yandan modern dunyanin sunduğu imkanlara sahip olmak ve kaliteli yaşamak istiyorum. Hem ruhun hem modern dünyanin gerekliliklerini karşılamak zor. Bir süredir ikisinde de geri gittiğimi hissediyorum.

Velhasıl, bir kac gün önce bunu düşündüm ve "şimdi ölsem hayatımı boşa geçmiş saymam, bir çok deneyim edindim ama bundan sonrası için daha fazla çaba sarfetmem gerek yoksa hayatımın bundan sonrası belirlediğim yaşam ölçütlerini karşılamayacak."
0
biseysorcaktim
(09.01.20)
kucuk yastan itibaren azar azar para biriktirdim, arab aldim, ev aldim vb. daha sonra yilda 3-4 yurtdisi, 5-6 yurtici tatiller basladi, istedigimi alip yiyebiliyorum vb. ancak bu hayatta ne yaparsam yapayim "keyif" alamiyorum artik... ne en iyi yemek, ne cok iyi bir tatil, ne de muhtesem bir seks.
0
sweetoffice
(09.01.20)
@kasabanın en güzel kız ve @curious mind +1

Şahsen benim arzuladığım hayat, geçen yıllara dönüp baktığımda yaşamaya değer bir hayat görmek istiyorum. Lise yıllarım heba oldu. Üniversitede de çok kayda değer şeyler yapmadım ama değişimin başladığı ve altyapısının olduğu bir dönem oldu. Zaman zaman eksiklik hissettiğim oluyor ama bunu kabul etmeye çalışıyorum.

Birkaç ay önce kuzenim eşi 2016 senesine ait bir fotoğraf yolladı. Baba tarafındaki tüm kuzenlerimle evden kaçış oyunundan sonra çektirdiğimiz bir fotoğraftı.

3 senenin nasıl geçtiğini anlamadığım söylediğimde kuzenim eşi, demek ki güzel geçmiş dedi. Bunun üzerine geçen 3 seneyi düşündüm. Yaşamaya değer bir 3 sene geçirdiğimi düşündüm.

Üniversitedeyken arkadaşlara diyordum sinemaya gideyim diye ama gidemedik. Neden sinemaya gitmek için başkalarına ihtiyacım var ki diye düşündüm. Hep tek gittim. Final dönemi bitiyordu, son sınav sonrası ilk yemeği yiyordum - özellikle Burger King - sonrasında sinemaya gidiyordum. Bugün düşününce iyi ki de gitmişim diyorum.

15 - 23 yaş aralığında harcadığım boş zamana çok üzülüyorum ama yine de o zamanlar da hayatımın bir parçası. Çalışmaya başladıktan sonra karakterimin geliştiğini, olgun biri olduğumu ve halen bunun üzerine koyduğumu görüyorum. 2014 senesinde anksiyete tanısı koyuldu. Kendi içimde yaşadığım endişelere, krizlere rağmen çalışmaya başladıktan (2013 Aralık) yaşamaya değer bir hayat görüyorum.

@kasabanın en güzel kız

Farklı deneyimler yaşamak, okumak, gezmek, dil öğrenmek güzel çaba fakat biraz seçici olmak lazım. Her şeyi yapacağım diye, güzelleri gözden kaçabilme durumu da var.

@curious mind

Keşke çevremizde frekansların tuttuğu insanları olsa. Sanırım hayatımda eksikliğini hissettiğim frekansların tuttuğu insanlar. Tek başıma yetibiliyorum çok şükür fakat yine de çevremde anlaşabileceğim insanlar olsa dediğim oluyor.
0
put it in your appropriate place
(09.01.20)
yasamak ne demek bilmiyorum.
0
Leonardo~Da~Vinci
(09.01.20)
Yaşamanın ölçütü benim için yeni biriyle ilk tanışmandan seks yapana kadar ki süreç. Onu dışında yaşadım saymıyorum.
0
Hakan1980
(09.01.20)
tabii ki yaşadım sayıyorum. şöyle düşün: şu ana kadar yaşadığın hayatı beğenmemeni, daha fazlasını istemeni sağlayan şey bile esasında senin şu ana dek yaşamış olduğun hayat. bugün "umarım akşama yiyecek bir şey bulabilirim" değil de "et neden bu kadar pahalı? keşke daha sık et tüketebilsem" diye hayal kurabiliyorsan bu bile aslında bir şeyler yaşamanın, bir noktaya gelmenin, bir çeşit gelişimin ve değişimin sonucu. o açıdan ben tabii ki geçen hayatımı yaşadım kabul ediyorum. çok daha iyi ve renkli olabilir miydi? kesinlikle. objektif bakarsan, hayatımı "tırt" bile sayabilirsin ama ne çıkar? bence insan yaşadığı hayata bakıp da "ulan boş yaşamışım" diyebiliyorsa, zaten çıkarması gereken dersi çıkarmıştır. çünkü öteki türlü yaşamanın sınırı yok. çok çılgın, akıllara zarar bir hayat yaşarsın ama yine eksik hissedersin. bu somut olarak ölçülebilecek bir şey değil. o yüzden nasıl hissettiğine, nasıl değerlendirdiğine, kendi içinde nasıl sindirdiğine bağlı sadece. ben o yüzden "renkli" ve "özenilesi" bir hayat yaşamadığımı bilmek ve kabul etmekle birlikte kendi hayatımla kesinlikle barışığım, onu yaşadığım için mutluyum.
0
der meister
(09.01.20)
(7)

genel yetenek sorusu

surprise
23546, 9253, x, 8632, 4565, 3245yukarıda verilen sayılar ikili eşleşme olarak ortak özelliklere sahiptir.buna göre, x sayısı ne olmalıdır?a)8421 b)9321 c)9123 d)9122 e)9082not: orjinal metini de ekliyorum.edit: Cevap D imiş. Rakamların toplamı 14 olmasindan dolayi. Kardeşim bir bankanin müdürlük sın
23546, 9253, x, 8632, 4565, 3245

yukarıda verilen sayılar ikili eşleşme olarak ortak özelliklere sahiptir.

buna göre, x sayısı ne olmalıdır?

a)8421 b)9321 c)9123 d)9122 e)9082

not: orjinal metini de ekliyorum.

edit: Cevap D imiş. Rakamların toplamı 14 olmasindan dolayi. Kardeşim bir bankanin müdürlük sınavına hazırlanıyor ve elindeki bir soru kitapçığından bu soru.
0
surprise
(05.01.20)
D mi cevap?

Bu soru tarzını bilmiyorum sadece mantık yürüttüm. Sayıların rakamlarını topla 2 tane 20, 2 tane 19 var, kalan da 14 (3245). Şıklardan da D şıkkının rakamlar toplamı 14. Aranan şey böyle bir şeyse cevap d.
0
mesa
(05.01.20)
soruda tam olarak ne sorulduğunu bile anlamadım ama D yaptım ben de. rakamları toplayınca 20, 19, x, 19, 20, 14 diye gidiyor. cevabın rakamları toplamı 14 olan bir sayı olması lazım diye düşündüm.
0
der meister
(05.01.20)
İlk ve üçüncü sayı 2ye bölünüyor, son 2 sayı 5e bölünüyor diğer sayı ise 19a bölünüyor. Şıklarda 19a tam bölünen tek sayı E şıkkı. Böyle bir ortaklık da kuruluyor aralarında ama aşırı işlem gerektiren bir çözümü var bu şekilde. Saçma geldi, bilemedim.
0
Alyoşa
(06.01.20)
sıçam ya ben de D buldum, hiçbir ayrıcalığım yok şu dünyada moralim bozuldu.
0
ssiradanbirigibi
(06.01.20)
@Alyoşa e şıkkı da ikiye bölünüyor. cevap d şıkkıdır da uğraşsak başka bir şeyler de uydururuz illa ki bu sayılara.
0
mesa
(06.01.20)
hayatımda gördüğün en saçma mantık sorusu bu olabilir. Resmen adamın teki şöyle bir şey yapayım demiş, önce cevabı kurgulayıp soruyu da kendisi cevabı bildiği için anlaşılırlığını hiç düşünmeden sormuş. en azından sıralı ikililer arasında mı bi benzerlik var onu yazar insan. hayır soruyu sorandan başkası daha farklı bi benzerlik bulsa ve cevabı da şıklarda olsa soruyu soran bile adama yanlış çözmüşsün cevap bu olacak diyemez.

yani demek istediğim @mesa ve @der meister de doğru, @alyoşa da doğru. soru aşırı derecede saçma.
0
icerden cikan adam
(06.01.20)
Ösym böyle ikircikli sorular sormaz, sorsa da sonradan itiraz edilir ve soru iptal olur.
0
Alyoşa
(06.01.20)
(20)

işsizlik ve intihar

problem34
Son zamanlarda işsizlik kaynaklı intihar vakaları görüyorum.Ne bileyim bunlar hiç mi simit satayım vb düsüncesi içine girmiyor ? Neden direkt canına kıyıyolar ? Bu kadar intihar kolay mı ? Türkiyede cidden açlık var mı ? Belediye vb kurumlar yardım etmiyor mu ?
Son zamanlarda işsizlik kaynaklı intihar vakaları görüyorum.Ne bileyim bunlar hiç mi simit satayım vb düsüncesi içine girmiyor ? Neden direkt canına kıyıyolar ? Bu kadar intihar kolay mı ? Türkiyede cidden açlık var mı ? Belediye vb kurumlar yardım etmiyor mu ?
0
problem34
(05.01.20)
hiç simit satmayı denedin mi?
0
rentts
(05.01.20)
Onlar simit satmayı düşünüyordur da, işveren bu bizle kaç gun simit satabilir ki, sonuçta üniversite mezunu, yarın bir gün bırakır gider, istediğimiz gibi de ezemeyiz diyip işe almıyordur.


Memurlar.net sayfasında isyan eden kişileri görebilirsiniz. İyi puan alıyorsunuz mülakatta eleniyorsunuz. Özele gidiyorsun "sen bizi bırakıp gidersin" diyorlar.

İnsanlar çaresiz kaldığı için intihar ediyor. Ben hiç kimsenin masa başı iş olmadığı için intihar ettiğini düşünmüyorum.

Ve evet, yardım eden kimse yok. Aç olan kişilerin sayısı oldukça fazla.
0
geçerkenugradım
(05.01.20)
İntihar etmek için sadece aç olmak gerekmiyor. Aslında kimse kolay kolay açlıktan intihar etmez zaten, bazı şeyleri gururuna yediremediği için eder. Yoksa git sokakta bir lira iste milletten karnını doyurursun yine yada lokantaları gez karnım aç param yok de illa ki yemek verir sana birileri. Hayattan beklentisi kalmamıştır, bugüne kadar istediği hiçbir şey olmamıştır, toplum baskısından yılmıştır, aile baskısından yılmıştır, arkadaşı kalmamıştır vs. bin tane ana sebep var aslında. İşsizlik bataklığına girdiğinde bunların birçoğu default olarak geliyor zaten. her gün babandan 20-30 lira harçlık beklemek koyar insana bir süre sonra. Arkadaşların bir yere gider paran olmadığı için gidemezsin, gitmek istesen bile giyecek doğru düzgün kıyafetin olmayabilir, gururuna dokunduğu için türlü türlü bahaneler uydurursun, bir süre sonra ister istemez asosyal olursun, ondan sonra da intihar fikri kafanda ciddi yer etmeye başlar.
0
mesa
(05.01.20)
@rents sokakta kağıt dağıttım.Simitte satarım.

@geçergünugradım ve @mesa sanırım haklısınız ama intihar sırf iş bulamıyorum diye olmamalı .İnsanı iş bulamamak girişimci yapmalı !
0
🌸problem34
(05.01.20)
bir işsiz olarak söyleyebilirim ki etmiyor. işsiz gençleri anlayamıyorum bende. ama 30+ işsizlik ağır geliyor insana. kimseden para isteyemiyorsun birde insanın gururu kırılıyor yani. ama 30 yaş altı hele 22 23 yaşında gencecik çocukların yapabileceği bir sürü iş var. bir çoğu üniversite mezunu olduğu için "iş" 'i kendine yakıştıramadığı için çalışmayıp bunalıma giriyor. tanıdığım bir sürü minibüs şöförü seyyar satıcı vb var üniversite mezunu. biraz onur kırıcı olsa da hayatın gerçeği çalışıp para kazanmak. ama gençler biraz şey... şey işte... yani bir sürü bar günlük 100 150 liraya işçi arıyor, tanıdığım 2 bar sahibi çalışacak adam bulamıyor her hafta birini işe alıyorlar, önümüzdeki hafta "bu iş zor" diyerek insanlar işten çıkıyor. sebebi de kendilerinin üniversite mezunu olması diyor arkadaşım. ama türkiyede ciddi manada açlık var. bunu tartışmak yersiz olur. ülkede çalışsan bile açsın şu an. asgari ücret açlık sınırının "biraz" üstünde, yoksulluk sınırının ise epey altında. dolayısıyla büyük bir kesim aç, ama genel olarak çok büyük bir kesim yoksul diyebiliriz.
0
Tears of Devil
(05.01.20)
işsiz insan nasıl girişimci olsun peki? örnek verin mesela. cebinde para yok girişimci olacaksın?

kuzenim ankara antlaşmasıyla ingiltereye gitti. tüm birikimi gitti. ailesi de üç evini sattı.
0
geçerkenugradım
(05.01.20)
O zaman genç işsiz %25'in tamamı çıksın simit satsın, pazarda limon satsın, kağıt toplasın. Hatta bunların büyük bir bölümü de 4 yıl okumuş olsun. Okumamış kitle de siyasi bağlantıları ile bağladıkları işlerle altlarına Range çeksinler. Böyle mantık olur mu yav? Aynen islam devriminden sonraki İran ve Amerikan işgalinden sonraki Irak'taki gibi senaryolar. Kasım Süleymani inşaat işçisiyken komutan yapılmış. Irak'ta tanıştığım işadamı vardı, mütahhitlik yapıyordu, Saddam döneminde bakkal işletiyormuş, sonra koskoca mütahhit yapmışlar adamı. Hocam işte bu ziniyet gençleri intihara demesek bile karamsarlığa sürüklüyor. Devletin görevi elbette her gence iş bulmak, her açı doyurmak değildir; fakat piyasayı canlandırıcı ve her bireyin kendi ayakların üzerinde durabilceği ortamı desteklemektir. Bizim iç politika ayrı, dış politika ayrı... Aha Suriye bitecek mi diye düşünürken Libya başladı. Böyle yönetilmez...
0
malheiros
(05.01.20)
Hocam şimdi dünyada bin bir çeşit insan var. Milyon tane farklı karakterde insan var, milyon tane farklı yaşanmışlığı olan insan var. "Bak ben simit sattım bla bla yaptım herkes yapsın" diye bir genelleme yapamazsın. Kahve muhabbeti olur yani bu. İnsan psikolojisi bu kadar basit bir şey değil.
0
mesa
(05.01.20)
sokakta simit falan satamazsın.
çorap bile satamazsın.
bir sefer kadıköy de midye satan bir çocugu 15-20 kişinin dövdügünu gördum. iki uc kişi olsa ayırırsın bu oyle degil bildigin çete gibiler. tezgahı kafasına vura vura kırdılar.
0
kulustur
(05.01.20)
İnsan psikolojisi bu kadar basit bir şey değil.

nerede yaşıyorsunuz bilmiyorum ama dünyanın birçok ülkesinde açlık var.

olayın belediyenin yardım edip etmemesiyle alakası yok. bu soru için bir uzmanın cevap vermesi gerekir. bunlar da, ekonomist, toplumbilimci, ruh bilimci ve ruh doktoru.

olay gerçekten simitlik bir durum değil çünkü. bireysel bir ihtihar ancak uzmanlar bunu farklı ve gerçekçi boyuttan açıklar. burda da o yok.
0
market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
(05.01.20)
Olaya sadece sokakta bir şey satmak yönünden girip gideceğim. Her köşe tutulmuş siz tek başınıza bir şey yapmak isteseniz dayak, tehdit vs ile yaptırmıyorlar . Sandığınız kadar kolay değil.
0
damla sakızlı dondurma
(05.01.20)
aynen damla sakızlının dediği gibi geçen tvde zabıta simitçinin simitlerini götürdü. adam 750 liram gitti diyordu.

bir de çiftçilere destek vereceğiz dediler. tarım kredisi desteği verenler 50 bini 150 bin olarak ödüyormuş.bunun linkini bulamadım. fox haberde izlemiştim 2 gün önce.
0
geçerkenugradım
(05.01.20)
Sokakta mafya ve çeteler var kolay değil o işler. Anında tepene çökerler senin.
0
komando kani var bende
(05.01.20)
Simitçi çok acil işim çıktı, tezgaha bakar mısın desin sana yalvara yakara. Sen de kabul etmiş ol, o 10 dakika sana 10 yıl gibi gelir, tanıdık biri görse rezil olucam düşüncesiyle kurdeşen dökersin
0
neverletyougodown
(05.01.20)
sen nerede yaşıyorsun l.a'da falan mı?
0
anarsika
(05.01.20)
İnsanlar durumlarının düzelme imkanı olmadığını düşündükleri için hayatlarına son veriyorlar.

Ayrıca, sanki simit satmak çok kolaymış gibi yazmışsınız. Küçük girişimcinin Türkiye'de devlete veya devletin gayriresmi aygıtlarına (mafya vb.) haraç vermeden serbestçe iş yapması mümkün değil. Simit ve limon satmayı geçtim dilenemezsiniz bile. En iyi ihtimalle vergi gelirinin dörtte üçü dolaylı vergilerden sağlanmıyormuş, kimse vergi kaçırmıyormuş gibi tepenize çöküp "sen devletine nasıl vergi ödemezsin" diye tepene çökerler.

İşsizlikten fırsat yaratıp girişimci olmak için mülkiyet haklarına saygılı bir hukuk devletinde yaşamak lazım.
0
bruce mclaren
(05.01.20)
@angina instagramdan satış yap,büyük şehirde iş ara hayat güzel !
0
🌸problem34
(05.01.20)
insanlar onca sene dirsek çürüttükten sonra günde 10 saat karın tokluğuna çalışmak istemiyorlar, hele ki diğer insanların nasıl yaşadığını çok daha rahat bir şekilde görebildikleri böyle bir devirde. bunun adı da "şımarıklık" oluyor, "nankörlük" oluyor. bu zihniyetteki adamların yatacak yeri yok. yattığı yerden para kazanmak isteyen birinin intihar ettiğini zaten görmezsiniz. o fakir diye beğenmediğiniz, iş beğenmediğini söylediğiniz insanların çoğu türlü türlü aşağılamalara, terbiyesizliğe maruz kalarak sırf karnını doyurabilmek için türlü türlü işte çalışıyor genelde. onca sene eğitim aldıktan, belli bir alanda kendilerini geliştirdikten sonra insanca simit satabilmekten fazlasını yapmak istemeleri tuhaf mı?

bugün 4 bin lira maaş alan şanslı sayıyor kendini. bu parayla ne yapabiliyorsun sen mesela? ömür boyu çalış. ev mi alacaksın? araba mı? sabah akşam peynir ekmek yersen belki 45-50 sene sonra yaparsın işte. insanların psikolojisi bozuluyor. kimse yatmak ya da saraylar sahibi olmak derdinde değil. sadece şunu soruyor insanlar: başkaları refah içinde yüzerken ben niye bunca uğraşıma rağmen hep mücadele etmek zorunda kalıyorum? etsem ne olacak, ömrümü sırf aç kalmamak için çabalamakla mı geçireceğim?

buna diğer sorunları da ekle, dağ gibi büyüyor işte. psikolojin bozuluyor. çalışkan, mücadeleci, yırtık insanlar yerine göre günde 16 saat çalışır, gardırobun içinde uyur, tuvalette yatar vs... onlara helal olsun tamam ama bu "norm" değildir. insanlık onuruna, gururuna yakışan bir şey değildir. insanların bunu normalleştirmesi, insanlardan bunun beklenmesi şerefsizliktir. hele ki okula gitmiş, eğitim almış, 22-23 yaşına kadar dirsek çürütmüş insanların yarına çıkıp çıkamayacağını düşünmek zorunda kalması devletin ve düzenin ayıbıdır. hiçbir kimse insanca yaşayabilmek için "katma değer üretmek" zorunda olmamalı; komünizmi mabadından anlayan arkadaşlar gibi "doktorla işçinin maaşı aynı olsun" falan demiyorum ama insanlar iş bulabilmeli ve günde 8 saat çalışan her insan belli standartlara kavuşabilmelidir. oyuncak değil bu, insan. haftada 40-45 saat çalışan insanlar bir parça et yiyemiyorsa, yırtık ayakkabısını yaptıramıyorsa bunun sorumlusu o insanlar değildir. devletin görevi de bu insanlara sahip çıkmak, insanlara iş ve yaşam konusunda destek olmaktır.

robot değiliz hiçbirimiz. sen yıllarca uğraşıp bir ev yapsan, ben de seninle dalga geçer gibi gelip dinamitle patlatsam "neyse yenisini yaparım" deyip gidecek misin? hiç üzülmeyecek misin? bu ülkenin başına ne geldiyse bu garibanlığı normal bulan, hak arayana "nankör" diyen, vasatlığı ve varoşluğu yücelten anlayıştan geldi. bunu üniversite mezunu olup da iş bulamadığı için intihar eden insanlar yerine gidip patronlara anlatsanıza. onlara sorsanıza bakalım çalışanları tembel miymiş?

ulan benim annem 50 yaşında sabah akşam, gece gündüz demeden çalışıyor. bir ara temizliğe giderdi, ben masaj yapmasam ertesi gün yerinden kalkamıyordu kadın. şu kadıncağız 200 lira fazla istese "tembel" olacak, "nankör" olacak; iyi yaşayamadığı, çocuklarına gelecek sağlayamadığı için psikolojisi bozulup da intihar etse "niye simit satmamış" olacak öyle mi?

şu kapitalizmi, patronları, girişimcileri sevdiğiniz kadar sadece insanca yaşamayı arzulayan ve bunun için halihazırda haftanın 40-45 saatinden vazgeçmeyi göze almış insanları sevseniz ya lan, çok mu zor?
0
der meister
(05.01.20)
Soru saka gibi
Der meister +1
0
hindistan cevizi
(05.01.20)
@der mister o kadar güzel ve net yazmış ki ekleyecek bir şey bulamadım cevap olarak.
0
nifak tohumu
(05.01.20)
(25)

bana ingiliz dizisi önerir misiniz?

der meister
bu aralar canım o taraflardan bi' şeyler izlemek istiyor çok. sık sık the it crowd ve black books'u özlediğimi fark edip hüzünleniyorum. komedi olması şart değil ama bu iki diziyi çok sevmiştim, o yüzden bu tarzda bi' şeyler olması artı puan olur. şöyle bölümleri 20-40 dk arası, bitirmesi yıllar sür
bu aralar canım o taraflardan bi' şeyler izlemek istiyor çok. sık sık the it crowd ve black books'u özlediğimi fark edip hüzünleniyorum. komedi olması şart değil ama bu iki diziyi çok sevmiştim, o yüzden bu tarzda bi' şeyler olması artı puan olur. şöyle bölümleri 20-40 dk arası, bitirmesi yıllar sürmeyecek ama bölüm sayısı çok az da olmayan, buram buram cheeky cunt kokan esaslı bir ingiliz dizisi önerir misiniz?

peep show ve peaky blinders var aklımda, onları tavsiye eder misiniz mesela? bunun dışında "dizi yok ama film var" derseniz onlar da olur ama öncelik dizi tabii.

teşekkürler.
0
der meister
(03.01.20)
coupling
0
freebird5406_2
(03.01.20)
Dizi
Fleabag
Film
İ am Daniel Blake
0
Amaranta ursula
(03.01.20)
misfits
0
whoosie
(03.01.20)
Broadchurch
Coupling
0
kisa
(03.01.20)
Peep show'u şiddetle tavsiye ederim. İzlediğin hiçbir komedi dizisine benzemez, gerçekten efsane. Hem netflix'te vardı en son. Rahat rahat izlersin.

onun dışında şöyle sağlam tertemiz bir ingiliz polisiyesi izleyeyim dersen Luther'i tavsiye ederim.
0
philiptraum
(03.01.20)
peaky blinders tavsiye ederim.

onun dışında 2 gün önce dracula başladı. sherlock yapımcısından ona başladım. sevdim gibi ama bakalım.
0
ozdek
(03.01.20)
misfits +1

gerçek bir cheeky cunt dizisi.
0
cay koy geliyorum
(03.01.20)
fleabag cok populer. guncelden kopmamis olursun hem.
0
hot potato
(03.01.20)
Black Mirror sevdiysen Years and Years.
0
epistemic_regress
(03.01.20)
spaced
0
nothing in my way
(03.01.20)
Peep show +100
0
ravenclaw
(03.01.20)
Taboo. Tom Hardy oynuyor 18.yy ingilteresi.
0
burockbudarock
(03.01.20)
@epistemic_regress, yok mirror değil books benim sevdiğim ama black mirror da tarz itibariyle çogacayip bir şeye benziyor, onu da izlemek istiyorum.
0
🌸der meister
(03.01.20)
after life
0
archmage mahmut
(03.01.20)
office uk
gavin and stacy
0
try again fail again fail better
(03.01.20)
Peaky blinders
The crown
Wanderlust(özellikle favorim)
0
astrid
(03.01.20)
Skins
0
heritage
(03.01.20)
downton abbey
0
redskull
(03.01.20)
Spaced +1
0
kendi dugunune gitmeyen kamber
(03.01.20)
Peep Show kadar underrated baska bir dizi var midir bilmiyorum. Bence sans verin.
0
pike
(03.01.20)
Coupling eskidir how i met your mother gibidir

Peaky blinders guzeldir
0
basond
(03.01.20)
netflixte sex education'ı sevmiştim ben. Hem aşırı güzel manzaraları olan bi yerde geçiyor. British havasını alırsın sırf o evlerin olduğu mahalle sahnelerinden bile. Mizahı, karakterleri de iyiydi. Tatlış bi dizi işte.
0
nundu
(03.01.20)
nhk ni youkosu
(03.01.20)
skins ve misfits ergen dizileridir, yaş 20 üzeriyse sarmayabilir. couplings hatırladığım kadarıyla o kadar da iyi değildi. himym daha iyi mesela. peaky blinders'a fragmanında bayılmıştım fakat izlemeye başlayınca yarım saat tahammül edememiştim.

the it crowd ve black books seven insan için peep show biçilmiş kaftan. fleabag'e yeni başladım ben de, güzel duruyor fakat kulvar farklı sanki bahsettiğin ikisinden. peep show tek geçer hepsini. sex education'ı da keyifle izlemiştim. inbetweeners var bir de ki baya kalitelidir. dizinin ardından 3 filmlik serisi çekildi, son filmlerde cazibesi hafiften kaybolmuş olsa da keyifle izlettirir kendini.

idris elba'nın yazdığı ve oynadığı turn up charlie var. tek bir kategoriye sokmak mümkün değil fakat baya iyidir.

yukarıda saydıklarım ağırlıklı olarak komedi dizileri. drama olarak this is england var ki tadından yenmez. 2007'de film olarak çıkıyor, ardından 2010'dan itibaren this is england '86, '88, '90 şeklinde 3 sezonluk dizisi yayınlanıyor. defalarca izlemişimdir.

suç kategorisinde top boy var netflixte fakat dikkat et, iki ayrı yapım mevcut, ben izlemeye başladığımda son yayınlananı izlemiş, ilk seriyi, dolayısıyla başını kaçırmıştım ve fark ettiğimde baya pişmanlık hissetmiştim.

saydıklarımın hiç birisi pişman etmez.
0
kahverengi mont
(04.01.20)
Luther/idris elba
0
suser maaslarini yapan mutemet
(04.01.20)
(5)

Yurtdışına tatile gidecek olsanız nereye giderdiniz

buenas
Yılbaşından sonra vizesiz gidebileceğim Bi yere tatile gitmeyi düşünüyorum. Siz olsanız nereye gidersiniz?
Yılbaşından sonra vizesiz gidebileceğim Bi yere tatile gitmeyi düşünüyorum. Siz olsanız nereye gidersiniz?
0
buenas
(31.12.19)
Balkanlar.
0
but that was just a dream
(31.12.19)
benim canım bu ara sırbistan istiyor. imkânım olsa sırbistan, daha çok imkânım olsa genel bi' balkan turu düşünürdüm.
0
der meister
(31.12.19)
Turkiye'ye giderdim, canim bolca guzel kebap ve meze cekiyor.
0
crown
(31.12.19)
İspanya ( kız arkadasımdan dolayı ) bir diğeri ise Tayland.. Üzerine tanımam..
0
sislerrr
(31.12.19)
para varsa maldivler


para yoksa balkanlar
0
market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
(31.12.19)
(12)

yılbaşını çok abartmıyor muyuz sizcede?

baldan kaymak
sonuçta bu da bir ayın bitişi.kasım sonu yada mart sonundan farksız. sadece makul şekilde soruyorum sizce de abartmıyor muyuz? fikirlerinizi merak ettim.
sonuçta bu da bir ayın bitişi.

kasım sonu yada mart sonundan farksız. sadece makul şekilde soruyorum sizce de abartmıyor muyuz? fikirlerinizi merak ettim.
0
baldan kaymak
(31.12.19)
İnsanlar mutlu ve güzel vakitler geçirmek için böyle günleri bahane ediyor sadece, çok da abartı değil.
0
angelus
(31.12.19)
abartmıyoruz. maksat yeşillik olsun. eğlenmeye bahane işte ne güzel.
0
fezagezgini
(31.12.19)
angelus +1, sembolik önemi olan ve insanların sevdikleriyle bir araya gelip güzel vakit geçirmeye çalıştığı bir gün sadece. abartılı olan kısmı nedir, anlamıyorum. kutlayanlar da aralık ayının bitmesinin özel bir anlamı olmadığını biliyor, merak etmeyin.
0
der meister
(31.12.19)
geçen bir arkadaşın çocuğu oldu böyle sevinçli falan
dedim çok abartıyorsun sonuçta dünyadaki 7,53 milyar olaydan biri,
bir küfretti aboovvv
0
dedim dedim de kime dedim
(31.12.19)
ya insanları rahat bırakında eglensinler. bir bahane.
0
sizofren06
(31.12.19)
@angelus +250
@sizofren06 +250
0
datnet
(31.12.19)
Burada olay herkesin başına aynısının gelmesi. Mesela herkes depremi hissettiği ve kimlik fark etmeksizin etkilendiği için herkes depremi konuştu. Oysaki trafik kazasında ölme riskimiz daha yüksek. Ama herkes trafikte değil, konuşulmuyor.
Örneğim kötüyse af diliyorum. Özetleyeyim:
Büyük olmasının sebebi herkesin aynı anda bir şeyi, (bir yılı bitirmek) başarması. Tek başımıza olduğumuz bir gezegende yaşasak umursamayız mesela. Ama iki kişi olsak, muhtemelen bir şeyleri farklı yaparız. Bu da böyle, gezegende birçok ulus bunu anlamlı ya da anlamsız olarak büyüttüğünde doğal olarak herkes yapmış olmak istiyor. Sonra dünyaca kutlanıyor. Amaç moda, amaç iletişim, amaç ''biz de sizin kadar insanız'' demek. Moda bunu sağlar.
0
Etanglement
(31.12.19)
abartan biz miyiz sadece? bi avrupa ülkelerini gör. abartılsın neden kafana takıyorsun ki.
0
mikahakkinen
(31.12.19)
Sizofren ve Angelus +1 demeye geldim. Kutlamak istemeyen kutlamaz da kutlayanlara karsi sürekli bir eleştiri içinde olmak da doğru değil. İnsanların hayatlarında o kadar kötü şey varken bırakalım da böyle günlerde bahaneleri de varken eğlenip mutlu olsunlar.
0
fraise
(31.12.19)
Kimsenin abarttığı yok ? Tatil günlerinde ne yapıyorsa farklı bir şey yapmıyor insanlar. İnstagramda herkes sahte takılıyor aydınlanmasını yasayan üniversite 2. Sinif öğrencisi tespiti bunlar.
0
twq
(31.12.19)
Abartıyoruz tabi ki, abartmaya özel gün arıyoruz, şimdiden 2020 resmi tatili hesaplayan arkadaşım bile var herif bırak 2020 ye girmeyi şimdiden yılı bitirdi.
0
paramolacak
(31.12.19)
bence bu sene çok sönük, sen birde 2000'i hatırla, yada ne bileyim 1997'yi hatırla, çok değil 5 sene öncesini hatırla.

bu yıl başı için ise hissettiğim yeni bir ayı bitirdiğim ve bir yıla girdiğimin, biraz daha yaşlandığımı anladığım biraz daha mutsuz, sinirli biraz daha ruhsuz bir gün mesela, işten kaçmak için bir bahane etrafıma soruyorum onlarda benzer durumda, işte aslında yılbaşı kutlanılması demek bu hissiyattan kurtulmak biraz olsun ortama ısınmak demek aslında. dolayısı ile bence abartmıyoruz, abartamıyoruz, o seviyeye gelemedik, gelemeyeceğiz. başka şeyleri abartacağız ama.
0
selam
(31.12.19)
(21)

Kuryelere yazık değil mi?

kaptan maydanoz
Getir, banabi, glova gibi uygulamaları kullanırken eğer hava kötüyse kendimi çok kötü hissediyorum tembellik edip markete gitmiyoruz adamı ayağımıza çağırıyoruz karda kışta diye. Mesela akşam eve biraz market alışverişi yapmak istedim ama yılbaşı günü kuryeyi çağırıyoruz yazık diye vicdan yapıyorum.
Getir, banabi, glova gibi uygulamaları kullanırken eğer hava kötüyse kendimi çok kötü hissediyorum tembellik edip markete gitmiyoruz adamı ayağımıza çağırıyoruz karda kışta diye.
Mesela akşam eve biraz market alışverişi yapmak istedim ama yılbaşı günü kuryeyi çağırıyoruz yazık diye vicdan yapıyorum.

Kötü havada sipariş gelince çok üzülüyorlar mıdır :/
0
kaptan maydanoz
(31.12.19)
O bende de var. Evet onun görevi hangi şartta olursa olsun bana o ürünü getirmek için maaş alıyor ama ister istemez vicdan yapıyorum ben. O durumlarda da fazlasıyla bahşiş veririm.
0
IcedFlames
(31.12.19)
Hava kotu bile olsa acil ihtiyaclar icin siparis verilebilir bunun icin maas aliyor sonucta ama bahsisi de mutlaka verilmeli diye dusunuyorum.
0
msb
(31.12.19)
Ben kuryelerin kötü hava şartlarında çalıştıkları için çok üzüldüklerini düşünmüyorum, kötü hava şartlarında biraz gecikme olunca kendilerine ayı gibi davranan müşterilerle karşılaşınca üzülüyorlardır muhtemelen. Birkaç gün önce böyle bir durumda hava şartları nedeniyle trafik vardı ondan geçiktik özür dilerim deyince ne önemi var hocam canın sağ olsun dedim adam mutluluktan boynuma sarılacaktı nerdeyse, artık nasıl tiplerle karşılaşıyorlar da nasıl muameleye maruz kalıp bu hale geliyorlar sen düşün, yağmurdur soğuktur çok etkilemiyordur bence anlayışsızlık kırıcı oluyor.
0
angelus
(31.12.19)
Onların işi bu ve bunu bilerek o işi kabul ediyorlar. Ona göre giyiniyorlar, hazırlık yapıyorlar. Bence kendinize dert etmeyin, fazla duygusal bakıyorsunuz olaya :)
Ayrıca kurye piyasası var, bunlar nazlı ve iyi paralara çalışan adamlar. Öyle asgari ücrete çalışanını bulmak mümkün değildir. En azından İstanbul'da durum bu.
Bir de hayatta kolay iş yok.
Hepimiz gerçekten çok zor şartlarda para kazanıyoruz.
Ya insanların, yöneticilerin, patronun ağız kokusunu çekiyoruz akşama kadar ya da hava koşulları ile, trafikle mücadele ediyoruz.
Ne bileyim hepimizin hayatında çeşitli zorluklar var.
Onların yaptığı işin zor tarafı da bu.
Başka birşey yok.
0
yesil basli govel santor
(31.12.19)
İşte bu yüzden kötü havalarda ve tatil günlerinde sipariş getiren olursa bahşişi kapıyor. Hem kendi vicdanımızı hem de onların moralini bir nebze de olsun düzeltiyor.
0
kimlanbu
(31.12.19)
şöyle düşün o app olmasa ve sen olmasan adam işsiz kalacak.
0
dedim dedim de kime dedim
(31.12.19)
Hiç bahşiş vermeyen bir tek ben miyim? Gerçi öğrenci olduğum için söz konusu olamaz ama ben de teşekkür edip hızlıca alıyorum paketi mahçup hissettiğim için. Mesleğini icra etmesinden ziyade herkesin bahşiş verme kültürü olması ve bir tek benim bahşiş vermiyor olma suçluluk duygusu mahcubiyete neden oluyor
0
siyah giyen adam
(31.12.19)
glovo'nun hava kötüyken aldığı ekstra bir ücret var, o işime geliyor.
o yüzden genelde yemeksepeti'nden ya da restoranın kendisinden değil de, glovo'dan sipariş veriyorum hava kötüyken.

diğer yandan, çok duygusal bakmamak lazım muhtemelen.
insan üzülmeden edemiyor tabii, ama bu durumda her kış 2-3 ay çalışmamaları falan lazım.
onların çalışmaması restoranlara ve glovo tarzı uygulamalara da yansır.

hatta diğer yönden düşününce, asıl bu havalarda işe yarıyor bu uygulamalar.
hava güzelken herkes çıkıp alışverişini yapar istese.
ama bu havada "ya isteyeyim gitsin" demek daha kolay oluyor.
0
blatta hiberna
(31.12.19)
140 journos bu konuda belgesel çekmişti
youtu.be
0
freebird5406_2
(31.12.19)
zor şartlarda çalışıyorlar ama bu da onların ekmek teknesi
ben mutlaka bahşiş veriyorum
0
superb
(31.12.19)
asansörsüz eski bina dolu semtte damacana kuryesi değilse o kadar da yazık değil arkadaşlar.

birincisi, adamın bir yeteneği özelliği olsa yapabileceği daha iyi bir iş bulur onu yapar. Siz paket siparişten vazgeçtiğinizde bu arkadaşlar uzun vadede işsiz kalır. merak edenler için yazayım çöpü yere atmazsak çöpçüler işsiz kalır diyen dayı ile akrabalığım yok.

ikincisi, aslında o kadar da eziyetli bir iş yapmıyorlar. Sipariş için sıraları var, 100 siparişi yüklenip sabahtan akşama paket gezdirmiyorlar, verilen 2-3 paketi yarım saat içinde teslim edip dönüyorlar. Pazarcı esnafı, ispark biletçisi, türlü seyyar satıcı, polis/asker ve belediye temizlikçileri çok daha fazla bu soğuğa yağmura maruz kalıyorlar, onlara kıyasla oldukça iyi durumdalar.

son olarak şunu yazayım, kaşar paketçiler bu soğuk işini avantaja çevirip daha çok bahşiş toplayacakları taktikler geliştiriyorlar ve iyi semtte iyi iş yapan bir paketçi çok güzel paralar kazanabiliyor.

üzülecek bir şey yok yani, rahat olun.
0
kambek
(31.12.19)
Adamın işi bu ve bu iş karşılığında maaşını alıyor. Bu şartları kabul ederek giriyor işe. O yüzden bahşiş vermeye karşıyım.
0
ruhen hastayim ben
(31.12.19)
aşağı yukarı her kurye çıktığı iş başına ekstra para alıyor; sadece kuru maaş değil yani.
0
redlinetheturk
(31.12.19)
dün yürüyerek getirdi bir kurye,15 dakikalık yol. Yağmur da vardı, bir de kurye kadındı. baya üzüldüm, bahşiş versen dert, vermesen dert...bilsem sipariş vermezdim.
0
passion rules the game
(31.12.19)
Bende arada vicdan yapıyorum ama uygulamayı kullanmasan kurye çalışmayacak. Adam işsiz kalacak veya işletme çalışmayacak. Onun yerine bahşiş olmasa bile geç getirdi diye kızmamak lazım diye düşünüyorum. Teşekkür etseniz güzel bir davranış.
0
Topalordek
(31.12.19)
Mutlaka bahşiş veririm kuryeye, normal zamanda 3-5 bozukluk ne varsa, ama yağmurlu ve zor hava şartlarında 10 liraya kadar çıkarım.

1 lira bile olsa bahşiş verin, her gittiği sipariş 1 lira verse seve seve yapar işini.
0
John Bloor
(31.12.19)
yağış olduğu zamanlar çok acil bir ihtiyaç değilse eğer sipariş vermiyorum. çok lazımsa yağmurun dinmesini bekliyorum ondan sonra veriyorum.
0
outis2
(31.12.19)
böyle durumlarda ben de üzülüyorum ama bahşiş veriyorum. "bahşiş vermiyorum" diyene saygım var, kimsenin cebindeki parayı yönetecek değilim ama "işini yapana bahşiş vermek saçma" zihniyetini anlamıyorum. arkadaşlar, dünya o kadar adil ve güzel bir yer değil maalesef. maaş veriyorlar da az veriyorlar işte. adam belki günde 10 saat trafiğin içinde sürekli baskı altında motor kullanıyor, günde üç tane hata yapsa belki 10 saatini boşuna çalışmış olacak. gün içinde hem trafikte hem de gittikleri yerlerde bir sürü aptal saptal tiple karşılaşıyorlar, sürekli azar işitiyorlar. klasik tabirle "herkes 1 lira verse" bu insanlar maruz kaldıkları terbiyesizliğe karşı en azından daha fazla kazanç elde etmiş, hiç değilse "bunca boka püsüre katlanıyoruz ama hiç değilse elimize güzel para geçiyor" demiş olurlar.

"eee madenciler de zor şartlarda çalışıyor, onlara da bahşiş verelim!1!!" diyorlar böyle deyince... dünyadaki her şeyi, tüm kötü koşulları tek başınıza bir anda değiştiremeyebilirsiniz. bu yüzden yapabileceklerinizden geri durmak zorunda mısınız? evet siz devrim yapmayacaksınız, evet sizin bahşişleriniz dünya kuryelerinin hayatını güzelleştirmeyecek ama tek bir insan için dahi adım atmış olmak, atmamaya kıyasla daha güzel değil mi?

o yüzden ben kendi gtünde donu olmayan bir öğrenci olmama rağmen son 20 liramla 15 liralık sipariş veriyorsam dahi 1-2 lira bahşiş vermeye çalışıyorum, "siparişin üstüne 2 lira daha ekleyemeyeceksen sipariş verecek paran yoktur, dışarıdan söyleme o zaman" diye düşünüyorum. "ayranı yok içmeye, atla gider sçmaya" durumu biraz ama olsun, hiç gocunmuyorum şahsen, kendi adıma doğru olanı yaptığıma inanıyorum.

neyse, çok gaza geldim, bu konu üzerine manifesto yazmanın lüzumu yok, uzatmayayım. kısacası o kuryeler siz sipariş vermeseniz başka yere gidecekler, maalesef yapılacak fazla bir şey yok. angelus'un da değindiği üzere kendilerine iyi davranarak, saygı göstererek, küçük de bir bahşiş vererek sanırım imkân ölçüsünde en iyisini yapmış oluruz.

"bunlar vicdan rahatlatmaya yönelik ucuz hareketler" diyen varsa da kalksın devrimini yapsın o zaman, arkasından yürümeyen şerefsizdir.
0
der meister
(31.12.19)
yazık değil. sadece sen onlara insan gibi davran aşağılama. adamın işi o. bahşiş konusundada biraz cimriyimdir :)
0
sizofren06
(31.12.19)
kötü hissetmenize gerek yok çünkü bu onların işi. bazı şirketler sipariş başına prim de veriyor merak etmeyin. eğer içiniz rahat etmeyecekse bahşiş verebilirsiniz.
0
false pretension
(31.12.19)
Dilenciye para vermem ama her gelen kuryeye 5 lira fix bahşiş verir ayağına sağlık derim. ben de kendimi kötü hissediyorum bazen. ne yapalım hayat böyle işte.
0
panamera
(31.12.19)
(8)

Yılbaşı gecesi özel bir şey yapmama adeti olanlar

damladamla
Bunu söyleyince niye şaşırıyor insanlar
Bunu söyleyince niye şaşırıyor insanlar
0
damladamla
(30.12.19)
Valla son 5 senedir saat 12 yı bile bulmadan uyuyorum, ne dışarıya çıkıyorum ne yılbaşı ağacı ne de hediye. Millet aylak olduğu için seviyor böyle şeyleri, 365 gün özel gün koysunlar sektirmezler alışveriş yaparlar sağa sola giderler öyle bi yığın var
0
paramolacak
(30.12.19)
ya kim şaşırıyor allah aşkına? ben şu "yılbaşı gecesi hiçbir şey yapmıyorum" veya "partilerden nefret ederim" insanlarını anlamıyorum. inan şu yaşıma kadar kimseye "ooo gece hayatı sevilmez mi ya" veya "ne demek yılbaşını kutlamıyorum?!" dendiğine şahit olmadım, kaldı ki belli bir yaşa kadar geceleri ne dışarı çıktım ne de yılbaşı kutladım. yanlış anlamayın, kusura bakmayın ama bu tavır bana biraz komik geliyor. hiçbir şey yapmak, kimseye herhangi bir şey ispatlamak zorunda değilsiniz. belki kendinizi özel hissetmek istiyorsunuz, bilmiyorum ama üzgünüm: inanın yılbaşı gecesi hiçbir şey yapmamak yahut parti sevmemek vs. son derece sıradan ve aklı başında insanların hiçbir önem atfetmeyeceği normal şeyler. bunun üzerinden kimlik geliştirmeye çalışmak anlamsız.

kişisel algılamayın bu arada, genel konuşuyorum aslında. çünkü bu tarz davranışları çok sık görüyorum. şey tribi var mesela, "partilemek mi?!?! evde kitap okumayı tercih ederim..." ya ne alaka birader, bunlar birbirinin zıttı şeyler değil ki? parti sevmeyebilirsin. tarzın değildir, gitmezsin, eyvallah. kime neyi ispatlamaya çalışıyorsun ki yani? ben biraz bu tavra benzettim duyuruyu, ondan şeettim.

yılbaşı gecesi bir şey yapmamak gayet normal. "özel bir şey" yapanların da büyük bölümü yeni yılı kutlamak bahanesiyle sevdikleri insanlarla bir araya gelip keyifli bir akşam geçirmeye çalışıyorlar işte, abartacak bir şey yok. ha yapmışsın, ha yapmamışsın. ikisi de normal.
0
der meister
(30.12.19)
ben mesela,

ozel anlamlar yuklemiyorum, bu gece nasil geciyorsa ve ne yapiyorsam yarin da aynisi ya da benzeri olacak

ha izlerken beyin gerektirmeyen iki program izlerim bir de iki mandalina soyarim o kadar
0
exlibris
(30.12.19)
yılbaşında 80'lik ninem patlamış mısır yiyip oryantal oynarken 25'lik gençlerin depresyon stayla takılmalarını ben de anlamıyorum kusura bakmayın.
0
heidi'nin dedesi
(30.12.19)
Der meister+1 kelimesi kelimesine
0
astrid
(30.12.19)
Ben senelerdir dışarı çıkmam yılbaşında. Neden ? Bütün mekanlar ağzına kadar dolu, konforlu bir yılbaşı gerçirmek için uygun değiller, hepsi olduğundan daha pahalı.

Esas sıkıntı normalde içen içmeyen herkes dışarda, yılbaşı diye a** g*** dağıtan çok fazla kişi oluyor ve kavgaya karışmasan bile kavga geliyor seni buluyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde çok fazla olay oluyor. Trafik, mekanlar, sokaklar her yer içmeyi bilmeyen sarhoş dolu.

O yüzden böyle günlerde dışarı çıkmamayı tercih ediyorum. Bu yılbaşı da planım yoktu, arkadaş davet etti sağolsun. Çoluğu çocuğu kapıp 3 aile birlikte kutlayacağız. 2 şişe viski 2 kasa bira, 1 şişe de rakı var. Sarhoş olacaksam da güvenli bir ortamda sarhoş olacağım.

Davet olmasaydı evde aile ile birlikte yemek yiyip bir film izler yatardım muhtemelen.

Çevremde de yadırgayan insan görmedim. Yaş aralığı 18-25 arasıdır, öğrenci tayfası belki yadırgar ama işinde gücünde birisi dinlenmek için fırsat olarak bile görür, vurur kafayı yatar.
0
kimlanbu
(31.12.19)
şaşırmış gibi yapıp kendilerini özel göstermeye çalışıyorlar olabilir.
0
Sonsuzluk ve Bir Gün
(31.12.19)
benim bu..her geçen sene anlamsızlaştı.

aslında gülmek eğlenmek güzel bir şey de..

daha 1, 2 ay öncesinden "yılbaşında ne yapacaksın? yıl başında ne yapıyoruz? yılbaşında böyle yapıcam, şöyle yapıcam" insanlarınından gına gelmesi nedeniyle --->

kein Plan.
0
AlsterWasser
(31.12.19)
(12)

2019 yılı nasıl geçti?

rock n roll
Selam herkese. Geride bırakmak üzere olduğumuz yıl nasıl geçti sizler için? Bu arada yeni yılda neler yapmak istiyorsunuz, hedefleriniz neler? Belki ben de feyz alırım sizlerden. Yeni yılınızı şimdiden kutluyorum.
Selam herkese. Geride bırakmak üzere olduğumuz yıl nasıl geçti sizler için? Bu arada yeni yılda neler yapmak istiyorsunuz, hedefleriniz neler? Belki ben de feyz alırım sizlerden. Yeni yılınızı şimdiden kutluyorum.
0
rock n roll
(30.12.19)
2019'un ilk yarısı bombaydı, ikinci yarısı içimden geçti. 2020'den beklentiler tavan. iyi seneler.
0
datnet
(30.12.19)
2019'a bana yazan bir kızla birlikte girmiştim, ilk date'imiz idi. Başlarda aşktan gözüm kör iken bayağı iyi geçti ama sonrasında pişman oldum maalesef. Arkadaş kalmaya çalıştım ama sürekli sorunlar çıkardı bitmek zorunda kaldı.

Birkaç ay sonra hayatımın aşkını buldum diyordum, karşılıklı cümlelerimizi tamamlıyorduk vs. 2 gün önce bitti maalesef. Yine de bayağı medeni ayrıldık, kendimle gurur duyuyorum. Karar verdikten sonra birkaç saat oturup konuştuk, bir süre yürüyüp karşılıklı teşekkürleştik ve vedalaştık. Yine de ilk kez biri benden ayrıldı hayatımda ve resmen ölümlülüğün farkına varan insan gibi oldum daha yeni çıkıyorum şoktan.

Onun dışında birkaç ay saçma bir işte çalıştıktan sonra artık şans diyeceğim sanırım ama mükemmel bir işe başladım. Kariyer planlarım en az bir 10 senelik ilerlemiş oldu birkaç ayda. Umarım herkes böyle şanslar yakalar.

Yeni yılda tek yapmak istediğim sosyal kaygımı yenebilmek. Yavaştan yavaştan başladım ama kendime inanıyorum 2020'de bunu aşacağım.

Mutlu yıllar herkese!
0
aguen
(30.12.19)
Şubat ortalarında okul bitti. Biraz boşluğa düştüm. Bir süre iş aradım. Sonra istediğim gibi bir iş denk gelmediğinden ales çalışayım bari dedim. Bu arada 6 ay kadar düzenli spor da yaptım. Yüksek lisansa başladım tam derslere giderken mantıklı bir teklif geldi. Onun koşturmacaları başladı ve dersler ilk dönem kaldı. Şimdi şimdi rutine bindirdim sayılır. İkinci dönem devam ederim diye düşünüyorum. Tıpkı diğer yıllar gibi inişli, çıkışlı, üzüntülü, sevinçli bir yıl oldu. Hayatımın yeni evrelerini görme fırsatım oldu.

Yeni yılda eğer bileğimdeki sakatlık geçerse tekrar düzenli spor yapmak istiyorum. İş konusunda gelişmek istiyorum. Belki askere giderim. Çok uzun vadeli plan yapmak bana göre değil. Teşekkürler senin de yeni yılın kutlu olsun.
0
mekaniker
(30.12.19)
2016-2018 çok kötüydü, 2019'da toparlandım, genel olarak güzel geçti. İş açısından oldukça iyiydi. Araba kullanmayı bile öğrendim. Aşkı bulmaya yaklaşmıştım ama olmadı, 2020'de o da olur umarım, bir eksik o kaldı :) ha bir de bol gezeceğim.
Senin de yeni yılın kutlu olsun ^^
0
pati
(30.12.19)
hayatımın arka fonunu oluşturan gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı ve sağlık sorunları gibi faktörlere rağmen benim açımdan fena geçmedi bu yıl. ilk yarısı daha keyifli ve güzeldi. ikinci yarısında ekonomik olarak ciddi anlamda zorlanmaya başladım. en yakın arkadaşımın şehirden ayrılmasıyla birlikte çok daha yalnız hisseder oldum. yine de fena değildi açıkçası, uzun vadede gülümseyerek ve güzel hatırlayacağım şeylerin sayısı kötülere kıyasla daha fazla.

2019 zaten pek bi' şey beklediğim bir yıl değildi işin açığı. hazırlığı da sayarsak 5 yıllık üniversite macerasını yarıladım sayılır. tam ortada, fazlasıyla sıradan, ne yeni başlamış olmanın büyüsünü ne de sona yaklaşmanın endişesini taşıyan bir yıldı benim açımdan. sıradan, düz, rutin... ne dersen. şikayetçiyim diyemem. yalnız yeni yıla giriş açısından hayatımın en kötü yılı 2019 olacak. muhafazakar ailede büyüdüm, bizde böyle şeyler kutlanmazdı. ona rağmen o dönemlerde yaşadıklarım ve hissettiklerim bile daha civcivliydi. yarın gece ciddi anlamda HİÇBİR ŞEY yap(a)mayacağım. en azından içerim diyordum, param yok. arkadaşım yok. yani var aslında ama onlarla bir şey yapmak istemiyorum, zaten onların da böyle bir isteği olduğunu zannetmiyorum. öylece odamda oturacağım, dizi-film izlerim belki. herhalde kuruyemiş ve kola bile almayacağım. öyle yapayalnız, bomboş... hiç böyle olmamıştı. hemen her yıl ya ailem ya arkadaşlarım olurdu yanımda. sevgilim ya da. bu sefer kimse yok. tuhaf geliyor biraz.

***

yeni yılda sağlığıma kavuşmak, 75-100 arası kitap okuyabilmek, okul performansımı ciddi ölçüde etkilemeyecek ve bana biraz olsun insanca yaşama hakkı tanıyacak bir iş bulabilmek, erasmus sınavını kazanarak 2021'i mümkünse letonya'da karşılayabilmek istiyorum. büyük beklentilerim yok, daha ziyade uzun vadede işleri yoluna koyabilmek adına küçük adımlar attığım bir yıl olmasını bekliyor/temenni ediyorum.

herkesin yeni yılını ENİŞTEN dileklerimle kutlarım.
0
der meister
(30.12.19)
iş sağlık aşk. her anlamda berbat geçti. 2020den umutluyum :)
0
dafuq
(30.12.19)
2019 her anlamda hayatımın en kötü yılıydı.

Büyük bir sağlık sorunu yaşadım, uzun süreli ilişkim çok kötü bir şekilde bitti, kendimden beklemediğim şeyler yaptım, severek yaptığım işten nefret edecek duruma geldim, bıraktım. Çok zorlandım ama çok şey de öğrendim aynı zamanda.

Bu yıl yeterince mutsuz olduğuma karar vermiş olacak ki gider ayak hiç beklemediğim şirinlikler yaptı bana :) mutlu, heyecanlı ve umutlu giriyorum 2020'ye, her alanda ilerlemenin yılı olur umarım benim için ^^

Mutlu yıllar herkese :)
0
anneboleyn
(30.12.19)
güzel başladı, ama çok kötü bitti. her geçen yılla ben daha da tükeniyorum.
0
denizgonen
(30.12.19)
Dönüm noktaları ile kırılma anlarının bir hayli fazla olduğu ve haliyle önem taşıdığı, iyisiyle kötüsüyle, inişli çıkışlı, ilkleri yaşadığım, mutlulukları tattığım dönemler gibi, en karanlık, en depresif ruh hali içerisine girdiğim dönemler de oldu.

- Yamaç Paraşütü yaptım.
- Yaşça bana yakın olan bir bayanı sosyal etkinliğe çağırdım. İlk defa yaşça bana yakın olan karşı cinsle organize ettiğim kültür sanat gerçekleştirdim.
- Ekim ve kasım ayı hayatımın en rutinli dönemi oldu. Haftada 3-4 gün spor, 2 gün ingilizce speaking. 8 Haftasonun 6'sinde sinema ve tiyatro.

- Ağustos ayında depresif, bunalımlı ve epey karanlık geçti.
0
put it in your appropriate place
(30.12.19)
İnişli çıkışlı.
Yılın başında yeni bir iş yerinde çalışmaya başladım. Çok rahattı çalışma ortamı. Evi de taşıdım. Çok sevdiğim bir muhitte yaşıyorum. Ancak verilen sözler tutulmadığı için işten ayrılma kararı aldım. Global bir şirkete %60 maaş artışı ile geçtim. Şu an aşırı mutsuzum. İş bakıyorum ama bu seviyede bir şirkette bu seviyede maaş bulmak çok zor.
0
himmet dayi
(31.12.19)
İlk yarısı güzeldi. Eylül-Ekimden sonrası çok kötü ve yıpratıcı. Kötü bitiyor. İlkler, dönüm noktaları vs, hayatımın en önemli senesi olabilir.
0
aquarium
(31.12.19)
çocukluğumun en büyük travmalarından birine dair atlattım ve geçmişte bıraktım sandığım hiçbir şeyi atlatamadığımın çok acı bir şekilde farkına vardım. bu farkındalıkla hayatıma devam ediyorum ve geçmişte o durumla başa çıkışımın üzerine kurduğum her şeyi yeniden öğreniyorum. bu açıdan çok zorlayıcı oldu, ergenlikte bıraktım sandığım bazı huylarım falan geri geldi çünkü. millet 2020'ye giriyor, ben 2002'ye sanki, o kadar geriye gittim. neyse önce afalladım ama yavaş yavaş toparlıyorum bence.

mutluluğu, sağlığı, parayı huzuru geçiyorum, bunlar zaten olmazsa olmaz. 2020'de kendime daha şefkatli davranmayı planlıyorum, kontrol edemediğim şeyleri oluruna bırakmayı öğrensem daha ne isterim bu hayattan. yeni yılınız kutlu olsun sevgili duyuru.
0
evde liyakat kalmamis
(31.12.19)
(11)

bu erkekler niye böyle?

oldubitti
ben bu erkekleri anlamıyorum. adamın biri yazıyor ben cevap veriyorum geri yazmıyor. 3 gün arazi oluyor sonra tekrar hortluyor hop baştan aynı masal. artık umursamadım bıraktım. birine ben yazıyorum iyi hoş muhabbet ama bu da mesajı cevapsız bırakıyor. hayır yani ben yazmayınca o da yazmasa takmıyor
ben bu erkekleri anlamıyorum. adamın biri yazıyor ben cevap veriyorum geri yazmıyor. 3 gün arazi oluyor sonra tekrar hortluyor hop baştan aynı masal. artık umursamadım bıraktım. birine ben yazıyorum iyi hoş muhabbet ama bu da mesajı cevapsız bırakıyor. hayır yani ben yazmayınca o da yazmasa takmıyor diyeceğim. adam kendi yazınca bile cevabımdan sonra devam ettirmiyor konuşmayı. hadi dedim olur. belki mesaj yazmayı sevmiyor ama adam buluşma işine de mırın kırın ediyor. yok başım öyle, yok kıçım şöyle.

niye böyle yapıyor bunlar, dertleri ne anlamıyorum. hoşlanmadıysan, görüşmek istemiyorsan söyle işte. daha ne mesaj atıyorsun? bir de kadınlara laf ederler yok taktik kasıyorlar yok bilmem ne. art arda böyle vakalar canımı sıktı. artık başımı ağrıttı bu işler.
0
oldubitti
(30.12.19)
yas 13 falan mi? yoksa hala "erkekler", "kadinlar" diye genelleme yapmak pek normal degil. begenmemisler demek ki seni, o kadar dusunmeye degecek bir sey degil, baskasiyla konus sen de.
0
der meister
(30.12.19)
erkeklerin %21.77 si skor peşinde koşar. o ara başka gol atıyordur yazmamıştır.
0
potsdamer
(30.12.19)
yeterince güzel değilsin. daha güzeller ile ilgilenirken seni yedekte tutuyorlar.
0
dafuq
(30.12.19)
benzeri kelimeleri kadınlar içinde kullanabiliriz. bana da bazen böyleleri denk geliyor. bazıları öylesine, amaçsızlar sanırım.
0
scudman1
(30.12.19)
o zaman sen de açık oyna, böylece ellerinden bu imkanı almış olursun. beni istiyor musun diye sor, hayır derse o zaman ne istiyorsun ne diye sor, evet derse o zaman gel beni al böyle vakit kaybetmeyelim dersin, so simpıl.
0
bezgin adam
(30.12.19)
kadınlar daha çok yapıyor bunu. hatta ne 3 günü, hiç yazmıyor:)
0
nothing in my way
(30.12.19)
muhtemelen yedeklerdesin. yoklukta gideri var derler ya. yokluk icin el altında saklıyor denir buna.
dert etme hepimiz bazen birilerinin yedekleriyizdir.
0
prizmatik
(30.12.19)
youtu.be

Matthew Hussey'in ve diğer arkadaşların da dediği gibi, bazi erkekler programlarındaki boşlukları dolduruyor. Ilgi hala duruyor mu acaba diye bi yoklayıp ego tatmini yapıyorlar. Istedikleri ilgiyi göstermeyin, zaten bir daha yazmazlar.
0
Olive
(30.12.19)
sizin gibileri kaldı mı ya :) lütfen yılmayın devam edin.
0
zencipanda
(30.12.19)
erkek olarak cevap vereyim, yukaridakilerin cogu hakli, biraz bos muhabbet, biraz yedekleme, biraz ya duserse mantigi.. bunu cok iyi anliyorumda, aynisinin kadin versiyonu şu an başimda, onun icin bir baslik aciyorum simdi ve cevaplarinizi bekliyorum, başligini biraz calabilir miyim?:)
0
alttaraf
(30.12.19)
Yedekte bir sürü kadını tutuyordur, sizinle konuşmadığı süreçte onlarla konuşuyordur, başka ne olacak. Var böyle insanlar.
0
stoa
(30.12.19)
(18)

İkili ilişkilerde ilk adımın kadından gelmesi

Cookie
Beyler sorum size; ikili ilişkilerde ilk adımın kadından gelmesi eksi puan mıdır?Çok fazla etkilendiğim bir adama hoşlandığımı irite etmeden nasıl belli edebilirim? Ya da etmeyeyim mi?
Beyler sorum size; ikili ilişkilerde ilk adımın kadından gelmesi eksi puan mıdır?Çok fazla etkilendiğim bir adama hoşlandığımı irite etmeden nasıl belli edebilirim? Ya da etmeyeyim mi?
0
Cookie
(30.12.19)
x'te kızlar teklif ediyormuş kalıbından bir ütopya gibi bahsedildiğine göre bunun son derece iyi bir şey olduğu yönünde genelleme yapabiliriz gibime geliyor.

kaldı ki cinsiyet farketmeksizin ilk adımı atabilmek saygıyı hak edecek bir davranış.
0
onemoremile
(30.12.19)
Direk gidip söyle üzerinde çok da kafa yormaya değmez.
0
uzunincemalbrodayim
(30.12.19)
Bu karşındaki kişinin seni beğenip beğenmemesiyle alakalı aslında. Önce ya da sonra söylemen olayı pek etkilemeyecektir. Eğer karşılığı varsa oh be dedirtir, yoksa al başına belayı dedirtir.
0
filipis
(30.12.19)
Bizim millet biraz gariptir. Kız için ölür biteriz, “ah keşke” deriz. Kızdan ilk adım gelirse “yollu bu yollu” deriz..

Not: bir erkek...
0
silah taciri
(30.12.19)
Bir kadın olarak bunu özgüvenli buluyorum. Arkadaş araya sokmak ne kadar ezikçe geliyorsa bu da o kadar hoş geliyor. Bir kadın ya da bir erkek bana gelip beğendiğini söylese çok hoşuma gider.
0
tessera
(30.12.19)
karşındaki erkek malsa eksi puandır.

ben bayılırım. çok hoşuma gider.

hiç de öyle yollu falan demem. böyle bir toplumda ilk adımı atabilen kadın cesur ve gerçek bir kadındır.
0
tabudeviren
(30.12.19)
yahu niye eksi puan olsun. merhaba dersiniz ve olaylar gelişir.
0
calucifer
(30.12.19)
eksi puandır evet bir şey istiyorsan asla söyleme karşıdaki telepati yoluyla anlasın.

anlamıyorsa zaten o erkek seni taşıyamaz.
0
inekadam
(30.12.19)
benim için artı puandır. diğer kadınlar gibi kıvırmadan, millete uymadan içinden geldiği gibi hareket ettiğini düşünürüm
0
gazozailacatmauzmani
(30.12.19)
maalesef öyledir. kaçan kovalanıyor. bir de erkek havalanınca çok pis bir psikolojiye bürünür.
0
Jesus Christ
(30.12.19)
benim gözümde eksi puandır. kadın çok hoşlanıyorsa erkeğin adım atmasına en fazla önayak olmalı. erkek zaten çok rahat anlar. kadın olsam ve amacım erkeğe adım atmak olsa en fazla bir tiyatroya ya da bir etkinliğe davet ederim.
0
hep mutlu olmak istedim
(30.12.19)
Ben tanışmak istediğimi belirten bir mesaj atmıştım, numarasını bulup.yazmasaydım, hep bi keşke kalırdı içimde.hoşlanıyorsanız belli edin, konuşmaya çalışın.herşeyin erkekten beklenmesine karşıyım.
0
astrid
(30.12.19)
ben fazla çekingen ve sayko bir adam olduğum için sanırım sadece bir ya da iki kez "hoşlanıyorum" diyebildim hayatım boyunca. diğer tüm durumlarda karşı taraf açıldı. bunu hiç garipsemedim, nahoş bulmadım. aksine çok takdir edip mutlu oldum, benim şahsi fikrim ve yaşam görüşümce bu hiç anormal bir durum değil; hatta bu tarz "delikanlı" kadınları daha çekici buluyorum.

ha başkası vardır işte "yollu" der, gtü kalkar, bi' şeyler olur... öyleleri de var. adamına bağlı işte. ben kendim adına konuşuyorum sadece. "senden hoşlanıyorum" cümlesi yüzünden gtü kalkacak, karşı tarafa yollu diyecek bir tiple birlikte olmamak ne kaybettirir insana, onu da düşünmek lazım. bence yardır gitsin. şu sözüne saygı duyamayacak, bu yüzden gtü başı ayrı oynayacak biriyse en azından vakit kaybetmemiş olursun. hoşlandığını söyleyemediğin biriyle ne yaşamayı bekliyorsun ki? git belli et, cesaretin varsa açık açık konuş.
0
der meister
(30.12.19)
astrid Telefon numarası var, evet çok fazla etkilendim, fiziksel ve de ruhsal bir etkileşim oldu hayatımda ilk kez. Günlerdir düşünüyorum. Peşinden koş diyor bir tarafım, diğer taraftan da biri olup olmadığını bilmiyorum. Eğer öyleyse; bana olan saygısını yitirmesini istemem.
0
🌸Cookie
(30.12.19)
Eksi puan mı bilmem ama bana göre doğru bir taktik değil çünkü (genelleyerek söylüyorum) kadınlar istemiyorsa reddederken erkekler reddetmez ve bu noktada kadın zaten baştan duyguyla teklif ettiği için kalkansız kalır. Geleneksel olarak erkeklerin teklif etmesi bu sebeple anlamlı. Her adete sırf adet olduğu için karşı olmamak lazım. Önayak olursun, sinyal verirsin, olmuyorsa zaten olmayacak iştir gidip açıkça teklif etmezsin.
0
osssy
(30.12.19)
@cookie denemeden asla bilemezsin.ayrıca niye saygısını yitirsin ki, cesaretli olman saygı duyulacak birşey bence.
0
astrid
(30.12.19)
burada işin kötüsü, erkek tarafı aslında ilgilenmese bile nasılsa kısmet ayağıma gelmiş biraz skor yaparım sonra kaçarım diye düşünebilir.
0
prizmatik
(30.12.19)
Sorunuz erkeklere, ancak bu cevap bir bayandan olsun:) Biraz evvel bir paylaşımda bulundum, yaşasın acemilik diye. Dünya döner mi bizim için de? dedim. Bazı arkadaşlar siz döndürün, dedi. Beraber döndürelim şu dünyayı, ne dersiniz? Şu kelebekler hala uçuşuyorken. Dilek tutmalardan, dile dökmelere geçelim. Dön be dünya :)
0
İnanç
(01.01.20)
(10)

İnstada neden bütün bilindik hesaplar bizim arabayı övüyor

condom kurşunu
Yani bi olumsuz yorum bi fabrika nerde vs gibi yprum görmedim alayı şöyle müthiş böyle müthiş havasında. Hepsi cebini doldurmuş herhalde. Akepe çalışıyor maşallah
Yani bi olumsuz yorum bi fabrika nerde vs gibi yprum görmedim alayı şöyle müthiş böyle müthiş havasında. Hepsi cebini doldurmuş herhalde. Akepe çalışıyor maşallah
0
condom kurşunu
(27.12.19)
tasarımı iyi çünkü. konsepti italyan firma yapmış. anladığım kadarıyla ortada ne fabrika var ne türk malı bi ürün var. yani şuan eleştirecek bişey yok. ortada bişey yok çünkü.
0
sttc
(27.12.19)
şu an olumsuz yorum yapanı fena fişlerler bende mesela burda yerin dibine soktum ama firma sayfasından övdüm de övdüm
0
dedim dedim de kime dedim
(27.12.19)
olumsuz yorum yapan linç yer şu an. ya da para almışlardır.
0
jelly bear
(27.12.19)
milyon takipçili "sözde" mizah sayfalarının çoğunu takip ediyorum arkadaşlar arada bi' şeyler gönderdiği için. genel kalite inanılmaz düşük. reklamlar falan akıllara zarar. şu "how can i get to taksim" videosuyla meşhur olan dayı var ya mesela... "o dayının hayat hikayesini paylaştık!11!" diye başka sayfanın reklamını yapıyorlar veya "x ile y ünlüsü birbirine girdi, videosu hesabımızda" diyorlar vs... gördükçe kusasım geliyor, gerçekten 6 yaş seviyesi yani, fazlası değil. haliyle pek bir şey beklememek lazım. kitlenin iq'su tek haneli falan siyasi görüşünden bağımsız olarak. böyle bomboş içerikler üreten, tek derdi kendisi gibi aptallar sayesinde para götürmek olan yerlerin tepkilerine şaşırmamak lazım. konya'da uzay üssümüz var desen onu da paylaşırlar. amacı etkileşim yaratmak çünkü, inansın ya da inanmasın, türk bayrağıyla paylaşıp prim yapabiliyorsa yapacaktır.
0
der meister
(27.12.19)
twitter da aynı. fenomenlere basmışlar virali.
0
nrmnm
(27.12.19)
reklam. herkes ekmeğinde.
0
anarsika
(28.12.19)
Yanlış hesapları takip ediyor olabilir misiniz?

twitter.com

twitter.com
0
Mirket
(28.12.19)
su anda gozuken pininfarina elindeki birkac konsepti hafif degisiklikler yaparak bize gecirmis. bunun birkac sene onceki saab fiyaskosuna donusmesi olasi ama bir sans vermek lazim. gommek icin erken, benim de 500bin takipcili bir hesabim olsaydi ilk etapta gommeye calismazdim..
0
cooperr
(28.12.19)
ulkemize ciddi hir katki yapma ihtimali olan bir girişime şu aşamada gömmeye calişmak karaktersizlik olur, o yüzden. Herkes biliyor aslinda henuz bir fabrika olmadigini vs. İyi bir şeyler yapılmaya çalışılıyor, bunlara takos olmak, kötülemek yanlıştır. İnşallah tamamına erer bu proje.
0
The_Lollok
(28.12.19)
Reklam kokan hareketler. Altta yorumlar efsane yalnız.

Herifin birisi "italyanlar ne araba yapıyor beee" yazmış sabah sabah sesli güldürdü :)) Haliyle hemen cevap gelmiş "bmw'yi de o firma tasarlıyor bla bla.."

Sonra bir manyak da bu herife cevap vermiş, "e geriye ne kaldı, türk malı dedikleri sen mi oluyorsun o zaman" diye :))

Tasarım güzel ama iyi niyetlerine hiçbir zaman inanmadım. ilerleyen günler gösterir nasıl bir pislik çıkacağını.
0
kimlanbu
(28.12.19)
(8)

erken uyandım ve hava karanlık

market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
şey gibi afedersiniz. bu ne biçim bir durum yaa. imsanlar gece yarısı işe gidiyor Istanbul'da yaşayanlar bu durumda demi? kış saati uygulamasıyla mı alakalı bu durum? ayy fenalık geldi sabah sabah.
şey gibi afedersiniz. bu ne biçim bir durum yaa. imsanlar gece yarısı işe gidiyor Istanbul'da yaşayanlar bu durumda demi? kış saati uygulamasıyla mı alakalı bu durum? ayy fenalık geldi sabah sabah.
0
market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
(27.12.19)
sen yenisin galiba.
haftalardır böyle ki hatta en uzun geceyi geride bıraktık :)
0
foolrules
(27.12.19)
ne haftası ya? yıllardır böyle. gece gidip, gece dönenlerdeniz.

şey gibi afedersiniz'e gerek yok, hoş birşey değil doğru.
0
baldan kaymak
(27.12.19)
@baldan kaymak

bu sezon için demiştim haftalardır diye :) yoksa senin de dediğin gibi yıllardır böyle. ama sadece ekim-mart arası gece uyanıyoruz.
0
foolrules
(27.12.19)
ilk defa mı bu saatte kalktın? yıllardır böyle, insanlar o yüzden isyan ediyor. yaz/kış saati uygulaması varken böyle değildi, 7 gibi aydınlanıyordu hava.
0
sir gawain
(27.12.19)
2016 yilindan beri boyle, her sene bu sacma uygulama kalkar diye umuyorum ama degismiyor, ben zaten erken kalkan biriyim, 5-6 gibi uyanıyorum 9a kadar aydinlanma bekledigim gunler oluyor, bir tek doguda rahat ettim, Kars'ta mesela vakitlice aydinlaniyodu hava, orada mi yasasam napsam.
0
(27.12.19)
Yaz saati uygulaması varken de boyleydi, kisin bir donem karanlıkta çıkıyordu evden milyonlarca kisi.
0
stavro
(27.12.19)
freebird5406_2
(27.12.19)
sen daha gecen gun 6 bin lira maasim var nasil birikim yapayim diye duyuru acmamis miydin, ilk kez mi sabah 7'de uyaniyorsun?
0
der meister
(27.12.19)
(9)

ev sahibiniz kefil istedi mi?

dafuq
kefil olmadan ev kiralayan kimler var? nasıl başardınız?
kefil olmadan ev kiralayan kimler var? nasıl başardınız?
0
dafuq
(21.12.19)
hiç yaşamadım şimdiye kadar böyle bir şey, hatta kefil istendiğini ilk defa sizden duyuyorum desem yeridir.

Biz de kendi kiracilarimizdan hiç istemedik bu arada.
0
fraise
(21.12.19)
istemişlerdi 5 yıl önce
0
ikcı
(21.12.19)
banka teminatı isteyen oldu ama kefil hayır.
0
gas gas
(21.12.19)
ilk kez eve cikacagim zaman kefil istemisti ev sahibi, bir arkadasimi ablam diye kefil gostermistim. ondan sonra 2 kez daha ev kiraladim kefil soran olmadi.
0
in vino veritas
(21.12.19)
Kirada 2 evimiz var, kefil falan istemedik. Bizim evlerin rayiç bedeli düşük çünkü. Memur değilsiniz diye istiyor olabilirler. Ev sahibi olmanın en büyük sorunu kira takıp kaçılması. Her 5 kiracının 3 ünden bu zararı görüyor ev sahipleri.
Birde yüksek rayiç bedelli evler önüne gelene verilmez, verilirse de bir teminat istenir.

Depozitoyu artırırsanız bence ikna olabilirler. Atıyorum 2 kira depozito yerine 4 kira depozito ev sahibine “parasal sıkıntım yok” mesajı verecektir.
0
enis buyutucu
(21.12.19)
Bizimki istedi kefili beğenmedi fazladan senet aldı böyle de ayrı bir cinsti. 1 yıl sonra çıktık evden senetleride aldık. Birde emlakçı memur kefil istedi ama o ara öğrenci idik.
0
Topalordek
(21.12.19)
ankara'da yaşıyorum ve öğrenciyim demem yeterli olur sanırım jsfjsfjs. benim amcam memur, bu tip durumlarda direkt onu arıyorum, sağolsun her seferinde yardımcı oldu. tam detayına vakıf değilim ama kallavi de bi memur, beni görünce "ya yalnız kefil lazım :S :S" deyip yarım ağızla konuşan emlakçılar amcam gelince indirim falan yapıyo, big_dick_officer06 sağolsun o konuda sorun yaşamıyorum hiç.
0
der meister
(21.12.19)
2 kira depozito verdim bir de kefil isteseydi bari.
0
catch the arrow
(21.12.19)
1 defa aile disindan İstediler
Digerlerinde esim kefil oldu
0
basond
(21.12.19)
(7)

Pazartesi sendromu geldi mi

hafifmesrepgay
Sıkılanlar yazsa ya :)
Sıkılanlar yazsa ya :)
0
hafifmesrepgay
(15.12.19)
Geçtiğimiz hafta izinliydim. Bugün sabahtan beri sendromluyum. Yarın nasıl çalışacağımı düşünüyorum. :(
0
siyah noktali film
(15.12.19)
benim pazartesi günü dersim yok, salı sendromu yaşıyorum o yüzden. gerçi yarın iş var, halletmem gereken diğer şeyler var ama olsun onlara canım çok sıkılmıyor, sığır gibi yatmaktan iyidir kafam dağılır.
0
der meister
(15.12.19)
geldi yine sendromum :/
0
dafuq
(15.12.19)
Haftanın 7 günü çalışınca pazartesi sendromu kalmıyor. ♡
0
chihirovekohaku
(15.12.19)
delireceğim. (._.)
0
velvetmorning
(15.12.19)
Pöf!
0
cemallamec
(15.12.19)
haftanın 7 günü çalışınca sendrom kalmıyor tavsiye ederim...
0
basond
(15.12.19)
(14)

market poşetlerinin ücretsiz olması alışkanlıklarınızı nasıl değiştirdi ?

aslindasorunumpsikolojik
ayda harcadığım poşet adedi hiç azalmadı bende.kırtasiye toptancısından kiloyla poşet aldım. markete giderken poşeti evden götürüyorum. çöpü plastik poşete koyup atıyorum.sizin poşet tüketiminiz azaldımı mesela ?
ayda harcadığım poşet adedi hiç azalmadı bende.
kırtasiye toptancısından kiloyla poşet aldım. markete giderken poşeti evden götürüyorum. çöpü plastik poşete koyup atıyorum.
sizin poşet tüketiminiz azaldımı mesela ?
0
aslindasorunumpsikolojik
(15.12.19)
azaldı. sebze poşetleri haricinde ayda 1 ücretli poşet alıyorumdur en fazla. market için bez poşetler var onlar güzel.
0
jelly bear
(15.12.19)
çok iyiymiş ya. onun yerine daha büyük ve dayanıklı poşetlerden alsanız ve onu kullansanız olmuyor mu?
son 1 senede 3 tane dayanıklı poşet, 3-4 tane de daha dayanıksız olan normal poşet aldım sadece. ama bu dayanıksız dediğim poşetler ömür boyu garantili ve parçalanırsa değiştiriyorlar.
0
ozdek
(15.12.19)
Bariz azaldı. Ani market ziyaretleri haricinde bez poşetlerimi alıyorum yanıma.
0
mekaniker
(15.12.19)
markete giderken yanıma 2 tane bez torba alıyorum.. çok nadir parayla poşet alıyorum.. o da dışarıdan eve dönerken işte..

ama çöp atma alışkanlıklarım kesinlikle değişti.. jumbo boy çöp kovası aldım.. jumbo boy çöp torbası alıyorum marketten.. içinde 10-15 adet oluyor.. kova da torba da büyük olunca haftada bir çöp atar oldum.. bekar olunca öyle çok fazla kokacak akacak çöpüm olmuyor tabi..
0
strobist
(15.12.19)
kesinlikle azaldı, 3-5 şey ise genelde elimde götürüyorum mesafe çok yoksa
0
gezegen olan pluton
(15.12.19)
azaldı ama ekmek reyonundaki ince şeffaf poşetlerden çalıp onlara dolduruyorum.
0
heidi'nin dedesi
(15.12.19)
Eskiden de çevre kaygısıyla mümkün olduğu kadar az poşet alırdım ve aldığım her poşeti evde 1 günlük çöp poşeti olarak değerlendirirdim. Şimdi de aynı şeyi yapıyorum. Poşet kullanımımda eskiye nazaran hiç bir değişiklik olmadı.
Eskiden beleş diye market poşetine 3er 5er boş poşet tıkıştıran teyzelerin bu kadar poşeti ne yaptıklarını da şimdi evden torba getirenlerin çöp poşeti sorununu nasıl çözdüklerini de hep merak etmişimdir.
0
Mirket
(15.12.19)
Zaten zorda kalmadıkça poşet almamaya çalışıyordum birkaç senedir. Ya sırt çantama atıyordum aldıklarımı ya da yanımda bez çanta oluyordu. Çok bir şey değişmedi diyebilirim bu yüzden kendi açımdan.
0
ms brownstone
(15.12.19)
eskiden parayla çöp poşeti alırdım, artık marketten parayla aldığım poşetleri kullanıyorum. yani öyle aşırı bir azalma veya artma olmadı.

bez torba kullanıyorum unutmadığım zamanlar, her unuttuğumda bez torba ala ala evde 6 tane bez torba oldu.

poşet tüketimini azaltamamamdaki ikinci sebep ise evden direkt olarak markete pek gitmemem.

yani dışardayken markete uğrayıp sonra eve geliyorum. evden direkt gitmiyorum pek.
0
hem şişko hem deli
(15.12.19)
Yaşadığım ülkede zaten uzun süredir poşetler paralı, ilk taşıdığımda çok yadırgamıştım parayla poşet almayı ve unutuyordum poşetleri tekrar kullanmak üzere çantama atmayı, ama her markete gidince 10p 20p vermekten ciğerim soldu, sağlam büyük bez poşetleri çantalarıma katlayıp attım, işten eve dönerken alışverişimi yaptığımda çantamda yer yoksa bile poşetim oluyor yanımda mutlaka.

Ama genelde insanları büyük alışveriş yapmadıkları sürece aldıklarını çantalarına tıkmış ya da elinde taşırken görüyorum, bence poşetlerin paralı olması gerçekten etkiliyor poşet kullanımını.

Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise, mesela bimde a101de falan hala bedava olduğu zamanlardaki gibi kalitesiz, eve gidene kadar yırtılan poşetler parayla satılıyor, halbuki burda parayla satılan poşetler baya büyük ve sağlam, aylarca kullansan bana mısın demiyor. Amaç gerçekten çevreyi düşünmekse o poşetlerin gerçekten tekrar tekrar kullanılabilir olması gerekiyor ki gerçekten işe yarasın, yoksa 25 kr verip ikinci kez kullanamayacak bi poşet alacaksam, bu üzüm yemek değil bağcıyı dövmek oluyor benim gözümde. Çevre falan hikaye Türkiye'de, kullandığınız poşetten bile devletin bütçe açığını kapatmaya çalışıyorlar vergisidir şusudur busudur. Hoş değil.
0
bir nick var benden iceri
(15.12.19)
azaldı. toplu alışverişe giderken evden bez poşet götürüyoruz. eskiden toplu alışverişten 20 poşetle gelirdik eve.
0
trajikomix
(15.12.19)
okuldan dönüyorsam aldıklarımı çantama atıyorum ama onun dışında poşet almaya devam ediyorum. ayın 30 günü markete gidip her seferinde bir poşet alsam 7.5 lira edecek, hadi ikişer tane alayım 15 lira olsun, her allahın günü markete giriyorsam ayda 15 lira param da vardır sonuçta.

"ama çevre..." diyecek olanlar için: ben elimden geldiğince hassasım bu konuda, uygulamayı da destekliyorum ama mevcut düzende para basan firmaları ve fabrikaları görmezden gelip suçu sıradan vatandaşa yıkma dingilliğinden de tiksiniyorum. ben 100 sene her gün aralıksız sokaklara sçıp çöp atsam tek bir tane fabrikanın bir saatte doğaya verdiği zararı veremem. ben az tüketiyorum, olabildiğince az talep oluşturmaya çalışıyorum. skindirik bir poşeti almamaktan daha faydalı bence bu doğa için, kaldı ki o poşetleri de gidip sokağa atmıyorum ben.

poşet almayanlara "niye almıyorsunuz" diyecek değilim de 25 kuruşa poşet almayıp da yanında bez torba taşıyor diye kendini gezegenin kurtarıcısı zanneden insanları anlamıyorum. burnuna kadar tüketime batmışsın poşet almasan ne olur, gezegeni kurtarmak o kadar kolaysa bundan sonra ben de poşet almayarak kurtarayım madem.
0
der meister
(15.12.19)
benim için değişiklik yok. senelerdir evdeki alışveriş çantamda file durur. fileyle yapıyorum zaten alışverişi. doğaya katkısı vb bilmem, şekli hoşuma gidiyor. bir ara kese kağıdıyla yapıyordum şekli güzel diye.
0
Tears of Devil
(15.12.19)
Sanal market hariç, bugüne kadar hiç poşet satın almadım. En çok bunlara yaradı herhalde, istememe gibi bir seçenek yok.

Markete gidince sepeti kendi aracıma kadar götürünce gerek kalmıyor.
Bazen sadece abur cubur alınca, kasiyer tezgah altından manav poşeti çıkarıp veriyor.
0
lemon cake
(16.12.19)
(5)

ahmet davutoğlu-ali babacan

problem34
Bu ikisi yüzde kaç alır ? İkisi de ayrı parti kurdu.İşin ilginci Her akpye genel başkan olan iktidarı kaybedinde muhalif oluyor .Ahmet davutoğlu-Abdullah gül -Yakında binali yıldırım da muhalif olursa şaşırmam :))
Bu ikisi yüzde kaç alır ? İkisi de ayrı parti kurdu.İşin ilginci Her akpye genel başkan olan iktidarı kaybedinde muhalif oluyor .Ahmet davutoğlu-Abdullah gül -Yakında binali yıldırım da muhalif olursa şaşırmam :))
0
problem34
(13.12.19)
bunlar cok buyuk oy potansiyeline sahip olamazlar ilk etapta, sadece biraz oy calarlar, % 3-5 gibi bir oylari olur, kemik kitle reis neredeyse oraya yanasir, reis onemli
0
exlibris
(13.12.19)
iki parti toplamda %5'i görürse bile şaşarım, %2-3 arası bekliyorum. ha sen kimsin dersen düz vatandaşım. sözlükteki yorumlara bakıyorum da insanlar çok pozitif yahu, "halk siyasal islam'ın ne olduğunu gördü, bir daha buna geçit vermezler" falan diyor hahaha yahu ne alakası var, bizim millet cebindeki para azalınca aklınca erdoğan'a mesaj vermek için tepki gösterdi işte alt tarafı, babacan amerika'dan birazcık para getirsin de hepsi yine siyasal islamcı olur. türkiye'de sanki böyle bir bilinç varmış gibi "siyasal islam'ın ne olduğunu gördüler" yazılması komik geliyor bana. adamlar hala dış güçler zart zurt diyor, mevcut durumu siyasal islam'a bağlayabilecek zekası olan zaten en başından beri bunlara oy vermiyordu ki.
0
der meister
(13.12.19)
Ani bir etki olmasa da tabi ki etkili olacaklarını düşünüyorum. Özellikle Babacan'da büyük potansiyel görüyorum ben. Davutoğlu da ittifakla falan kendini bi şekilde meclise atmayı başaracaktır ama bence.

Halkımız şu an iyi durumda değil ekonomik olarak. "Hep ampule bastık, bu seçim de bu partiye basalım." diyebilirler. Bizim halkımız aslında bu tarz yenilikleri sever. Sadece günümüzde şu ana kadar bunu ifade edebilecekleri parti yoktu pek. Hatta AKP-MHP arası geçiş yapan oyların çoğunu alır gibi bu iki yeni parti. Bir miktar İyi Parti'den de alırlar. Çünkü aslında programlarını okursak daha İslamcı düşündüğümüz Davutoğlu'nun programı bile İyi Parti'den çok farklı değil.
0
nundu
(13.12.19)
İkisi toplamda %5 alsa ben de çok şaşırırım, toplamda alacakları %3 bile olmaz. Onun da tamamını AKP'den değil, İYİP, SP hatta kemik CHP seçmeni olmayan seçmenden bile bir tık alırlar.

AKP'den oy çalarız, Erdoğanı deviririz diye umutlananlar hangi halkın arasında yaşıyorlar ya hu?
0
John Bloor
(14.12.19)
bunlar akp tabanından oy çekecekler akp'de oy kaptırmamak için bunlarla çalışmak zorunda kalacak. mhp gibi.
%5-6 çekerler ki önemli baya.
0
dedim dedim de kime dedim
(14.12.19)
(16)

Kitap okuyamıyorum! bütün okumayanlar bu başlıkta toplansa ya

ikcı
okuyamama nedenlerim;1. Telefon2. Hayatıma son 1 ayda dahil olmuş lanet instagram.3. Odaklanamama Yani her gün düzenli kitap okumak istiyorum. Zamanım bol. Zamanım olmasa da her gün, 30 dakika ayırarak hiçbir şey kaybetmem.Ne yapayım?Hadi çözümleri madde madde buraya yazalım, herkes yararlansın.Sela
okuyamama nedenlerim;

1. Telefon
2. Hayatıma son 1 ayda dahil olmuş lanet instagram.
3. Odaklanamama

Yani her gün düzenli kitap okumak istiyorum. Zamanım bol. Zamanım olmasa da her gün, 30 dakika ayırarak hiçbir şey kaybetmem.

Ne yapayım?

Hadi çözümleri madde madde buraya yazalım, herkes yararlansın.

Selamlar
0
ikcı
(12.12.19)
1.Kalın olmayan, sevdiğin türde bi kitap seç.
2.Her gün muhtemelen akşam 10:30-11:30 arası boşsun. Veya başka bir saat varsa sen seç.
3.Saat kur. Kitap okuma saatin gelince telefonunu uzak bi yere bırak, çalarsa duyarsın nasılsa. Birisi seni aramadığı sürece telefona bakma.
4.Bunu her gün yap.
0
megalomaniac
(12.12.19)
aynen ben de senin gibiyim. nerede eski ben, nerede şimdiki ben :)

çözüm olarak şöyle öneri verebilirim: her gün en az on sayfa (veya ne kadar istiyorsan) okumaya zorla kendini. böylece hiç okumadığın gün kalmaz ve kitabı bitirmiş olursun.
0
tabudeviren
(12.12.19)
Çözüm 1: daha önce okuduğunuz keyif verici bir seri varsa onunla giriş yapmak. zira bu yeni düzen ve etraftaki uyaranların fazlalığı vakit ayırsak bile uzun vadede bizi odaklanmakta güçlük çeken ve dikkat&ilgi süreleri daha kısa insanlar haline getirdi. ısınma için beyine ufak bir yükle başlamak adına bu iyi bir yöntem. Seri olmak zorunda değil tek bir kitap da olabilir.

Çözüm 2: öykü ya da deneme okuyarak başlamak. böylece tatmini yükseltmek, çünkü böyle olunca tamamlama hissi daha çabuk geliyor. aynı zamanda sürdürülebilir oluyor yoğun da olsanız.
0
kullanıcıadımbuolsun
(12.12.19)
belli sure boyunca telefonu kurcalamaniza engel olan app'leri tavsiye ederim. 15 dakikayla baslayip yavas yavas artirabilirsiniz. benim dikkat araligim (bkz: attention span) 3 dakikaya dusmustu, odaklanma app'i sayesinde 50 dakikaya kadar cikarttim.

cocukken surekli kitap okuyan biri olarak su an yilda 3 kitap bitirirsem sukrediyorum. cok uzucu. en buyuk nedeni telefon bence de.
0
kasabanın en güzel kızı
(12.12.19)
Okumayı sevdiğin türde kitaplarla ilgilenmen lazım. okurken eziyete katlanıyormuş gibi hissediyorsan telefonunu elinden bırakamayacaksın. araştırma kitapları veya uzun soluklu romanlar yerine, merak uyandırıcı, görece kısa 4-5 adet klasikle başlamak işe yarayabilir.
0
In a silent way
(12.12.19)
Aynı durumdayım. Eskiden gayet iyi okurken 1 senedir hiç içimden gelmiyor. Geçen denedim odaklanamadım. ama benim asıl merak ettiğim, instagram nasıl bu kadar vaktinizi alabiliyor? Hani son postlara baksan en fazla 10 dakika falan sürüyor. Şimdi instagram hareketlerime baktım, salı 1 saat 39 dakika, çarşamba 1 saat 13 dakika geçirmişim. Siz ne yapıyorsunuz içeride la? Bilmediğimiz ortamlar falan mı var :DD
0
eazy
(12.12.19)
aynı sorundan mustaribim ne yazık ki. ben bir de maç hastasıyım, şimdi avrupa maçları bizim saçma saatimiz yüzünden gece 1'de ancak bitiyor, öyle "akşam oturup okuyayım" da diyemiyorum, çok lazımmış gibi aklım hep avrupa'nın farklı bir köşesindeki maçta oluyor, kendimi veremiyorum.

ben kendi adıma üstesinden gelmeyi başaramadım. yalnızca hiçbir şekilde dış etken tarafından rahatsız edilemeyeceğim, gerçekten "bomboş" kalabileceğim zamanlarda kitap okuyabiliyorum. uzun süreli tatil, sabahın körü veya beni ilgilendiren hiçbir maçın olmadığı sayılı günler... anca o zaman. o yüzden ben bazen normalden biraz daha erken kalkmaya çalışıyorum veya okuyacak vakit bulduğumda normalde okuyacağımdan daha fazla okumaya çalışıyorum.

bu şekilde mevcut tempomdan hiç memnun olmasam bile ayda 300-400 sayfayı bulabiliyorum; çünkü ay boyunca kitabı elime 3-4 kez alıyorum ama alınca da bayağı okumuş oluyorum. onun dışında okul, iş-güç, hayatta kalma savaşı ve onun getirdiği stres vs. derken düzenli olarak kitap okumak zaten çoğu kişi için çok zor. çelik gibi irade lazım.

bende bi' de anlama takıntısı var, her bir cümleyi kaplumbağa hızında okuyup tam anlamıyla sindiremezsem rahat edemiyorum. tamamen odaklanmadan asla başlamam. öyle olunca daha da zorlaşıyor, yani diğer insanlar gibi toplu taşımada yahut kafası atınca pat diye kitap okuyabilen biri değilim ne yazık ki, çok özeniyorum. o yüzden ayda 1-2 kez kitaba davranıyorum ama elime alınca da bırakmıyorum, kendi adıma böyle çözdüm. yılın 8-9 ayı ayda birer kitap, nispeten rahat edebildiğim ve boşa çıktığım üç ayda da aylık ortalama 3-4 kitap... senede 20-25 oluyor. çok mu? asla. ama olsun, hiç yoktan iyi :/
0
der meister
(12.12.19)
tuvalete kitap birakin, her gittiginiz de bir iki sayfa okuya okuya sadece orada bir kitap bitirirsiniz.
bir kitap klubune katilin, sadece kitap okuma aliskanligi kazandirmiyor, ayni kitaptan farkli insanlarin ne kadar farkli noktalara dikkati ettigini farkediyorsunuz. bir de belli bir sure oldugu icin ister istemez kitaplar bitiyor, cok etkili bir yontem, fakat disiplinsiz bir grup olmasin, onlar sinir bozucu oluyor.

kolay okunan bir kitap ile baslayin, misal ben bu aralar kukla'yi okuyorum, zaten hicbir zorlugu olmayan uzun tanimlamalara girmeyen, dizi gibi kitap.

bir de gaza geldiginiz zamani iyi degerlendirin, bos oldugunuz bir gun guzel bir kitapciya girin, uzun uzun kitaplari inceleyin, iclerinden ilginc olan, hemen okuyasiniz gelen bir tanesini hemen o an alin, yakindaki bir kafeye bara gidip cayinizi biranizi alip okumaya baslayin, uzun zamandir gecirdiginiz en iyi zaman oldugunu farkedeceksiniz. hatta ustune parkta yuruyus, o sirada kitapta okuduklarinizi dusunmek sindirmek, sonra dayanamayip bir banka oturup biraz daah okumak, sonra usuyup yine bir kafeye bara oturmak vs derken, sanki bir kitap la randevuya cikmis gibi oluyorsunuz, acayip guzel bir his.
0
mavicorap
(12.12.19)
cozum mudur bilmiyorum, ama bence ne yapsaniz okumayacaksiniz. tecrubem o ki: okuyan kucuk yastan baslayarak okuyor, okumayan da okumuyor.

benim onerim: telefonda faydali seylere bakmaya calisin, daha iyi instragram hesaplari takip edin. bilgiye baska sekilde ulasin.
0
ebabil curnatasi
(12.12.19)
Bahis koy, kesin okumak istiyorsan.

1. Bana 100 lira ver.
2. Eğer 30 gün boyunca her gün yarım saat kitap okumazsan, okumadığın gün, senin 100 lirayı tuvalete atıp sifon çekeyim. Sana videosunu göndereyim.

Ne dersin?

Not: Bu yöntem, okuma ihtimalini 3 kat artıracak.
0
herşeyi soran adam
(12.12.19)
Bu şekilde spor ve kilo vermek isteyen 2 kişiyi takip ediyorum.
Eğer başka yardım isteyen varsa, bana yazan ilk 3 kişiye daha yardımcı olacağım.
0
herşeyi soran adam
(12.12.19)
ben anksiyete nedeniyle birkaç sene kitap okuyamamıştım, psikoloğumun tavsiyesi üzerine çok sevdiğim, akıcı kitapları tekrar okumaya başlayarak okuma alışkanlığımı geri kazandım.
0
cedric tweedledee
(12.12.19)
ebabil +1
0
msb
(12.12.19)
Sesl kitap dinliyorum ben. Bende de aynı sıkıntılar vardı.
0
epistemic_regress
(12.12.19)
sesli kitap dene derim işe yarıyor.
0
ipmus90
(12.12.19)
cok sevdiginiz ve daha onceden elinizden birakamadiginiz bir yazarin bir kitabini ya da eskiden bu sekilde okudugunuz bir kitabi alip okuyun. kendinizi cok kaptirarak bir kitap/yazar ile basladiginizda tekrar, en azindan bende, kesinlikle ise yariyor. o havaya girince tekrar okuyabilmeye odaklaniyorsunuz.
0
kassiopeia
(12.12.19)
(8)

Bu insanlar korkmuyor mu?

bir peynir kutusu kibrit
https://www.youtube.com/watch?v=LugNFyF5Eb0Abi bunun gibi onlarca var. Bu insanlar korkmuyor mu? Gece ayısı, kurdu, çakalı her bir haltı var. Yanlarına silah mı alıyorlar? Bir de tek kişi yani yaralansa veya bayılsa falan kim kurtaracak bu herifi?
www.youtube.com

Abi bunun gibi onlarca var. Bu insanlar korkmuyor mu? Gece ayısı, kurdu, çakalı her bir haltı var. Yanlarına silah mı alıyorlar? Bir de tek kişi yani yaralansa veya bayılsa falan kim kurtaracak bu herifi?
0
bir peynir kutusu kibrit
(10.12.19)
9.1 milyon izlenme için risk almış. Belki yanında da silah falan vardır.
0
prole
(10.12.19)
Karda tek başına doğada kamp yapanları mı diyorsun yoksa 1.5 saatlik videoyu izlememiz mi lazım?
0
Tochinoshin
(10.12.19)
@Tochinoshin Karda tek başına doğada kamp yapanları diyorum
0
🌸bir peynir kutusu kibrit
(10.12.19)
ayılar kış uykusunda, kurtlar da ateşten kaçar.
0
tchuck
(10.12.19)
ya bu isleri yapan adamlar tecrubeli oluyor zaten. bu ise ilgisi olan, belki yillarini vermis, ciddi tecrubesi ve egitimi olan kisiler. azicik adrenalin de seviyorsa yaparlar. bunlar senin benim icin korkutucu, yapan icin degil.

izlenme icin risk aldigina da katilmiyorum. en fazla "ben bunu zaten yapiyorum, bari youtube icerigine donustureyim" demistir. izlenme icin yapilacak is degil bu, olup gidersin.
0
der meister
(10.12.19)
adam çadırın içine soba bile kurmuş niye korksun ki :) cep telefonu veya telsizi vardır muhtemelen
0
burya
(10.12.19)
videoya kitlendim. teşekkürler.
cevap: medeniyetten çok uzak bir yerde olduğunu düşünmüyorum.
0
işimdeyim gücümdeyim
(10.12.19)
Bu videonun medeniyetten uzak bir yerde çekildiğini ben de sanmıyorum, ama gerçekten dağa çıkıp kış kampları yapan ve kurt sürüleriyle bile karşılaşan insanlar var.

Tecrübe varsa, önlemlerinizi alırsanız ve doğanın kurallarına göre oynarsanız kolay kolay sıkıntı çıkmaz.
0
John Bloor
(11.12.19)
(5)

kışın yürüyüş için nasıl giyinmeli?

der meister
hem sakat hem şişko olduğum için tempoyu zaten fazla arttıramıyorum, düz yürüyüş temposu olarak düşünelim. bazen gaza gelirsem hızlandığım oluyor.20 gün kadar önce bayağı coştum, 2 saat yürüdüm, sonra bir hafta boyunca yataktan kalkamadım. ne yapmam gerektiğini anlamıyorum. kalın giyinmesem çok üşüy
hem sakat hem şişko olduğum için tempoyu zaten fazla arttıramıyorum, düz yürüyüş temposu olarak düşünelim. bazen gaza gelirsem hızlandığım oluyor.

20 gün kadar önce bayağı coştum, 2 saat yürüdüm, sonra bir hafta boyunca yataktan kalkamadım. ne yapmam gerektiğini anlamıyorum. kalın giyinmesem çok üşüyorum. kalın giyinsem terliyorum. ortasını bulmak çok zor, 10 dakika yürüsem terliyorum zaten.

bu işin püf noktası nedir? nereyi ne kadar örtmeli, ne kadar açık tutmalı, hangi malzemeden yapılmış kıyafet giymeli?

akşam 2 derece mesela, ben çıkıp 1.5 saat boyunca deli dana gibi yürüyeceğim. nasıl bir şey giymem lazım ertesi gün düşüp ölmemek için?
0
der meister
(08.12.19)
Valla soğuğu nerenden aldığını bilmen gerek bu konuda. Ben misal ayaklarım, kafam ve yanlarımdan soğuk alıyorum daha çok. Bu yüzden üstüme kalın giymeye çalışıyorum. Henüz 2 çoraba geçmedim ama eksileri bulunca botun içine 2 çorap giyerim. Bere sezonunu çoktan açtım. İçlik giymeyi düşünmüyorum niyeyse fazla rahatsız edici geliyor ısrarla diretiyorum. Geçen sene giymemistim ne güzel. Bu sene Ankara feci soğuk olacak diyor herkes bu kez cidden winter iş coming. Çok çok üşürsem içlik giyerim mecbur. Ha birde boynunu sıcak tut. Atkı olsun muhakkak.
0
Amaranta ursula
(08.12.19)
hmm hasta olduğum günü düşünürsek savunmasız olan tek bölge kafamdı. bere, atkı vs. hiçbir şey yoktu. pek kalın da giyinmemiştim işin açığı, tişört üstüne SERSERİ ÇEKETİ vardı, önü açık olduğu için oradan da içeri girmiş olabilir. ama ben o gün kafamı gözümü kapatsam da hasta olurdum galiba ya. anlamadım çok saçma geldi.

bakıyorum diyorlar ki terlemeyin. e spor için çıktım ben ne demek terlemeyin, nefes alırken terliyorum zaten nasıl terlemicem. böyle kışın her terlediğimizde hasta olacaksak işimiz var.
0
🌸der meister
(08.12.19)
Pamuklu kıyafetleri at bir kere kenara. Terini dışarı atacak sentetik şeyler giymen lazım. İlk katman olarak git termal içlik al. (pamuklu değil tabi ki. spor için uygun olanlardan) O senin ikinci bir derin gibi olacak, teri hemen vücudundan uzaklaştırıp kuru kalmanı sağlayacak. Üstüne yine sentetik uzun kollu bir şey giy. En dışa da rüzgar geçirmeyen ve çok kalın olmayan bir ceket al. Spor mağazalarının koşu için olan bölümlerinde bulabilirsin uygun kıyafetleri. Fazla para vermek istemiyorsan Decathlon'dan da alabilirsin bu dediklerimmi. Teri vücudundan uzaklaştırman en önemli şey burda. Teri tutacak pamuklu hiçbir şey olmasın üstünde. Yazın giydiğin sıradan t-shirt ve serseri cekediyle soğukta antrenman yaparsan ölürsün.
Ek olarak, alnından da çok fazla soğuk çarpar. Onu engellemek için kafa bandı da al.
0
synesthesia
(08.12.19)
En içe termal içlik. Bu teri dışarı atar üzerine pamuklu bir şey onun üzerine de havaya göre mont yağmurluk vs.
0
kisa
(08.12.19)
Sırtına havlu sok.
0
Hakan1980
(08.12.19)
(3)

Passolig sorusu

nothing in my way
Arkadaşla kasımpaşa-beşiktaş maçına gitmek istiyoruz. Arkadaşta gs, bende bjk logolu kart var. Misafir bileti zaten bitmiş. Misafir bilet dışında bilet alamıyorum bjk kart olduğu için. Arkadaş maratondan kendi ve benim adıma bilet alsa ben de onla birlikte girebilir miyim?
Arkadaşla kasımpaşa-beşiktaş maçına gitmek istiyoruz. Arkadaşta gs, bende bjk logolu kart var. Misafir bileti zaten bitmiş. Misafir bilet dışında bilet alamıyorum bjk kart olduğu için. Arkadaş maratondan kendi ve benim adıma bilet alsa ben de onla birlikte girebilir miyim?
0
nothing in my way
(06.12.19)
· Kasımpaşa A.Ş. biletleri, Beşiktaş A.Ş. logolu Passolig Kartlar hariç, diğer tüm Passolig kartlar ile satın alınabilir.

yani beşiktaş passolig kartlarına misafir tribün harici bilet satışı ve devri mümkün değil.
0
eeb
(06.12.19)
maalesef hocam, passolig garabetine hoşgeldin.

"Beşiktaş A.Ş. logolu kartlar sadece rakip tribünden bilet satın alabileceklerdir."

deplasman tribününde bilet transferini de engellemişler bu maç için. sen ya başka birinin kartını alıp kasımpaşa tarafına gireceksin ya da bi' şekilde ikiniz de deplasman tribününden bilet almış kişilerin kartlarını alacaksınız, aklıma başka yol gelmiyor. şu ana kadar başkasının kartıyla stada girmeye çalışıp geri çevrilen birini görmedim, fotoğrafa falan bakmıyorlar bile ama yine de garantisi yok.
0
der meister
(06.12.19)
bjk logolu kartı olan kimse kasımpaşa tribününe giremez o maçta
0
hadsafhada
(06.12.19)
(15)

nereye ne kadar kira veriyorsunuz?

dafuq
hadi bir veri tabanı olusturalımhangi semtte oturuyorsunuzkaç kişi kalıyorsunuzne kadar kira veriyorsunuz
hadi bir veri tabanı olusturalım

hangi semtte oturuyorsunuz
kaç kişi kalıyorsunuz
ne kadar kira veriyorsunuz
0
dafuq
(28.11.19)
suadiye marmaray'ın yakınında oturuyoruz 3+1 evde. 2100 kira veriyorum. 700 faturalar.

2800'ü bölüşüyoruz.
0
picassoishere
(28.11.19)
üsküdar
tek
1300
0
datnet
(28.11.19)
3000
galatasaray
tek
0
scudman1
(28.11.19)
Acibadem 2.500 2 kisi
0
you
(28.11.19)
Fulya 1750 tek
0
mg3929
(28.11.19)
Sahibinden.com
0
prole
(28.11.19)
Küçükçekmece
Marmaray ve Metrobüse 3 dakika
2+1
900
iki kişi
0
paramolacak
(28.11.19)
Bornova
3
1700
0
lüzumsuz adam
(28.11.19)
kadıköy tek 1700 2+1
0
nahtoderfahrung
(28.11.19)
cebeci/ankara, eşyalı 3+1, 1000 lira
0
der meister
(28.11.19)
Eskisehir 3+1 1100
0
nax
(28.11.19)
Erenköy 2+1 2.400 2 kişi.
0
violetdawning
(28.11.19)
Çekmeköy 3+1 dublex 1000 TL 2 kişi.
0
delikedidilimiyedi
(28.11.19)
Kadıköy Yeldeğirmeni 1400 tek
0
isilisilisil
(28.11.19)
suadiye marmaray'a yakın oturuyorum. 2+1 ev 2750 tl kira. tek kişi.
0
levpontryagin
(28.11.19)
(9)

anal fissur için kullanıp memnun kaldığınız merhem

yuvarlanantencereninkapagi
var mı? tamam yaşam tarzı değişikliği falan ama şimdilik acil çözüm lazım. ağlayarak kaka yapıyorum :'(
var mı? tamam yaşam tarzı değişikliği falan ama şimdilik acil çözüm lazım. ağlayarak kaka yapıyorum :'(
0
yuvarlanantencereninkapagi
(24.11.19)
Yaşam tarzını bilmem ama bana çok yarayan 2 şeyi paylaşayım.

1- bol bol su içki gaita olabildiğince yumuşak olsun.

2- İstanbul'daysan İBB kepekli halk ekmek tüket. Bunu bir hafta denersen sorunlarının büyük ölçüde azalacağına inanıyorum.
0
nickaramaktanbiktimben de bunickisectim
(24.11.19)
zamanında proctolog çok yardımcı olmuştu bana. o kadar ki, oturduğum yerde "sçıcam lan ben durduramazsınız!1!!! aslanlar gibi de yapıcam işte!1!" diye gaza geliyordum. özgüven gelmişti adeta. proctolog ağlatmazdı, proctolog üzmezdi. çok şükür geçti.
0
der meister
(24.11.19)
Botox tedavisini araştırın. Ben ameliyat olma aşamasında iken bu tedaviyi oldum. (3 kez tekrarlamak gerekti) ve bunun sonunda kurtuldum. Merhem olarak da madecassol iyi gelebilir
0
faithless
(24.11.19)
Fissürü ne yazık ki hiçbir ilaç iyi edemiyor.

imza: yaklaşık bir yıldır süren kanamalı bir fissür dertlisi.
0
Avoiding The Puddle
(24.11.19)
hazır bu duyuru altında toplanmışken dernek falan mı kursak :(

anestol pomad +1
procto gylvenol fitil. kesinlikle kreminden daha iyi.
tıpkı hemoroidde olduğu gibi sıcak suda oturma da iyi gelir, rahatlatır.
doktora danışmak kaydıyla daflon.
0
solitude ov the lonliest star
(25.11.19)
2014 yılında operasyon geçirdim. siz de operasyon geçirip kurtulun, ömür boyu çekeceğinize 2 hafta çekip kurtulursunuz. bu arada sıcak suya oturma banyosu kremden daha çok işe yarıyor.
0
kanlakarisikyagmur
(25.11.19)
Bir genel cerrah olarak cevap vereyim.
Anrecta krem ve anestol pomad kullanın. Anrectayı günde 3 kez, anestol pomadı günde 2 kez bezelye büyüklüğünde makatın mümkün olduğunca içine doğru sürün, birlikte kullanabilirsiniz
Anrectanın baş ağrısı yan etkisi olmakta, olursa 2*1'e düşün yine olursa kesin
Mutlaka ılık suya oturma banyosu yapın.
Ayrıca anal fissür kronik olabilir, o ameliyat gerektirir. Bu nedenle kremlerle ağrı geçse bile doktora başvurun.
Geçmiş olsun
0
mey17
(25.11.19)
Bu arada yazmayı unutmuşum, ağrısını dindirmek için (kaslardaki kasılmadan ötürü) cataflam kullanabilirsin, en azından ağrını rahatlatır.

Onun dışında dokuda oluşan bir zedelenmeyi merhemle iyi etmek imkansız. Genel cerrahlar bile bunu önerebiliyorsa biz yanmışız.
0
Avoiding The Puddle
(25.11.19)
@Avoiding The Puddle, Anrecta kremin amacı direk zedelenmeyi iyi etmek değildir. Makat bölgesinde dışkıyı tutmaya yarayan kasları gevşetir. Böylece hasta dışkılamayı daha rahat yapar. O bölgedeki kaslar gevşeyince yaranın iyileşmesi hızlanır. Ha zedelenme geçmeyebilir. Geçmezse zaten ameliyat gerekir.
Bilip bilmeden konuşmamak lazım
0
mey17
(27.11.19)
(5)

Deodorant doğru telafuzu

body electric
Bu fransızcadan türkçeye geçen kelimelerin doğru telaffuzu konusunda kafam karışık.Yıllar önce tiyatro hocam fransızcadan geçen kelimelerin sonundaki t söylenmez demişti; fakat TDK deodorantın sonundaki t yi de dahil ediyor telaffuza. Nedir bunun doğrusu;)*Bu agresif tavrın sebebini anlamadım, düşün
Bu fransızcadan türkçeye geçen kelimelerin doğru telaffuzu konusunda kafam karışık.

Yıllar önce tiyatro hocam fransızcadan geçen kelimelerin sonundaki t söylenmez demişti; fakat TDK deodorantın sonundaki t yi de dahil ediyor telaffuza.

Nedir bunun doğrusu;)

*Bu agresif tavrın sebebini anlamadım, düşüncenizi sordum sadece ama çoğu kişi hocama saldırmış, belki ben yanlış anladım o zaman bilemiyorum, yalnızca netleşmek adına soruyorum kafama takıldığı için, gelen cecaplar her ne kadar bilgilendirici olsa da neden saldırmadan düz cevap veremediğinizi çözemedim. İlginç..
0
body electric
(24.11.19)
Fransizca okunusunda sondaki "n" bile belli belirsiz cikiyor. Ama yazilisinda sonda "t" oldugu icin ve Turkce cogu zaman yazildigi gibi okundugu icin t'yi seslendirerek okumusuz, dile o sekilde girmis.

Ayni durum "restaurant" icin de gecerli. Farkli olarak tdk bunu Fransizc okunusu ile, "restoran" olarak, almis ama gundelik hayatta hala cok insan "restorant" diye okuyor ve yaziyor.

Yabanci dilden gecince genel bir kural olmuyor, halk dile nasil aldiysa oyle devam ediyor gibi. Ben sahsen ikisini de t'siz okuyorum.

Edit: ayni Restaurant gibi Fransizlar gibi okuyarak aldigimiz baska bir kelime de aklima geldi: "fond de teint". T'yi okumayarak fondoten olarak almisiz.
0
crown
(24.11.19)
"restaurant" alakasiz bir ornek zira o kelime "restoran" adapte edilmis. Hal boyleyken sonuna t koymak cahillik. Deodorant ise deodorant.
0
hot potato
(24.11.19)
deodoran.

*ayrıca türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir.
0
jimjim
(24.11.19)
kelime turkceye gectigi sekilde okunur, hocaniz sacmalamis. fransizcanin kendi telaffuz kurallari ayri, turkceninkiler ayri. kelime dile gecerken zaten genelde daha rahat okunabilecegi sekilde alinir. "deklare etmek" gibi ifadelerin dile girmesinin nedeni de bu - bizim icin telaffuz etmesi zor degil, turkceye adapte edilebiliyor. he hos mu orasi tartisilir ama sonuc itibariyle turkler "deklarasyon" diyebiliyor. rus bunu kendi diline adapte ediyor, o da "deklaratsiya" seklinde aliyor. yani yabanci dilden gecmis bir kelime cogunlukla "gecebildigi" icin geciyor zaten. turkcede deodorant ise oyle okunur. her kelimeyi kokenine gore okuyacaksak o zaman "dikleer etmek" diyelim deklare yerine. televizyon yerine de "televijın" diyelim. oyle sacmalik mi olur.
0
der meister
(24.11.19)
turkcenin yazildigi gibi okunmamasi baska bir olay ayrica. cikarilacak seslerin niteligini belirleyen isaretlerin bulunmamasi, ayni yazilan harflerin farkli sesler verebilmesi vs. ile ilgili. kelime sonundaki koskoca t'yi okumamanin bununla alakasi yok.
0
der meister
(24.11.19)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.